Ramazan ayı boyunca Diyarbakır’da neredeyse her akşam bir iftar programı, bir davet, bir organizasyon düzenlendi.
Masalar kuruldu, fotoğraflar çekildi, sosyal medya paylaşımları yapıldı.
Siyasetçiler aynı karelerde gülümsedi, aynı mesajları verdi.
Bütün bu görüntülerin arasında Diyarbakır’ın gerçek sorunları yine arka planda kaldı.
Bugün şehirde yaşanan her sağanak yağmur aslında bize acı bir gerçeği hatırlatıyor: Altyapı hâlâ yetersiz, hazırlık hâlâ eksik ve sorunlar hâlâ ortada duruyor.
Sokaklar suyla dolarken, vatandaş evine ulaşmaya çalışırken siyaset sahnesinde hâlâ daha çok vitrin çalışmaları konuşuluyor.
Ne yazık ki Diyarbakır’da siyaset giderek hizmetten çok görüntü üretme yarışına dönüşüyor.
Fotoğraf var, paylaşım var, açıklama var…
Ortada çoğu zaman somut bir çözüm yok.
Bu tablo içinde en fazla görmezden gelinen alanlardan biri de yerel basın.
Yerel basın bir şehrin hafızasıdır, denetim mekanizmasıdır. Ancak Diyarbakır’da yerel basın çoğu zaman yalnız bırakılıyor.
Siyasetçinin gözünde yerel basın çoğu zaman yalnızca hazır metinlerin gönderileceği bir adres gibi görülüyor.
Milletvekillerinin ve siyasetçilerin sosyal medya hesaplarından paylaştıkları uzun açıklamalar çoğu zaman gazetecilik değeri taşımayan metinlerden ibaret kalıyor.
Gazetecilik ise masa başında hazırlanan metinleri paylaşmak değil; sahaya çıkmak, soru sormak ve gerçeğin peşinden gitmektir.
Ramazan Bayramı yaklaşırken basit ama önemli bir soru sormak gerekiyor:
Yerel basının kapısını çalan, onların sorunlarını dinleyen kaç siyasetçi var?
Billboardlara bayram mesajı vermek kolaydır.
Yerel basının yaşadığı zorlukları görmek, onları desteklemek çok daha zor olduğu için çoğu zaman görmezden geliniyor.
Üstelik bazı belediyelerin spor kulüplerine destek verirken oldukça cömert davrandığı biliniyor.
Yerel basına gelince aynı kurumların “bütçe yok” demesi düşündürücüdür.
Güçlü bir basın istemeyen yönetimler için en kolay yöntem, o basını görmezden gelmektir.
Diyarbakır halkı artık bu tabloyu görüyor.
Bu şehir artık reklamla yönetilmek istemiyor.
Fotoğraflarla, billboardlarla, sosyal medya paylaşımlarıyla sorunların üstü örtülemez.
Sokakta yaşanan sorunlar fotoğraf karelerinden çok daha gerçektir.
Ve unutulmaması gereken bir gerçek var:
Bir şehirde basın zayıfsa denetim zayıftır.
Denetim zayıfsa siyaset rahat eder.
Şehirde en büyük bedeli her zaman halk öder.