Şam yönetimi ile YPG/SDG arasında varılan son anlaşma, Suriye’de 14 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın sona erdirilmesi adına önemli bir dönüm noktası olurken, Kürtler açısından da siyasal, kültürel ve toplumsal kazanımları beraberinde getirdi.
Suriye’de yıllardır süren iç savaş, milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine, milyonlarcasının ise yerinden edilmesine neden oldu.
Bu süreçte en ağır bedeli ödeyen topluluklardan biri de Kürtler oldu. Şam hükümeti ile YPG/SDG arasında son dönemde varılan anlaşma, hem savaşın sonlandırılması hem de ülkede kalıcı barışın tesis edilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Varılan anlaşma kapsamında Kürtlerin kimliği resmî olarak tanınırken, Kürt dilinin kamusal alanda kullanımı güvence altına alındı.
Ayrıca Kürtlerin devlet kurumlarında, yerel yönetimlerde ve askerî yapılarda yer almasının önü açıldı. Bu gelişmeler, Suriye’de uzun yıllar inkâr ve dışlanma politikalarına maruz kalan Kürtler için tarihsel nitelikte kazanımlar olarak öne çıkıyor.
Anlaşma aynı zamanda YPG/SDG’nin kontrolünde bulunan bölgelerin merkezi yönetimle entegrasyonunu da kapsıyor.
Bugüne kadar söz konusu bölgelerde etkin bir kamu hizmeti üretilemediği, yer altı kaynaklarından elde edilen gelirlerin halkın yaşam koşullarına yansımadığı yönündeki eleştiriler dikkate alındığında, entegrasyon süreci Kürt halkı için ekonomik ve sosyal açıdan yeni bir fırsat sunuyor.
“Suriye’de bu anlaşmayla kim kazandı?” sorusunun cevabı nettir:
En başta Suriye halkları kazandı. Araplar, Kürtler, Türkmenler ve ülkede yaşayan tüm etnik ve dini gruplar için barış ihtimali güçlendi.
En büyük kazanç ise silahların susması ve ortak yaşam umudunun yeniden filizlenmesidir.
"Rojava" olarak adlandırılan bölgede yaşanan insani dram, yalnızca Suriye’deki Kürtleri değil, dünya genelindeki Kürtleri de derinden etkiledi.
Bu nedenle Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede Kürtler ve farklı toplumsal kesimler insani yardım kampanyaları düzenledi, dayanışma çağrıları yaptı. Sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler, barış ve entegrasyon sürecine destek verdi.
Uluslararası aktörlerin ve özellikle bölge ülkelerinin devreye girmesiyle birlikte, Şam yönetimi ile YPG/SDG arasında imzalanan bu anlaşma, Suriye’de yeni bir dönemin kapısını araladı.
Artık bu coğrafyada Kürtlerin ölmediği, sürgün edilmediği, kimliğinden dolayı dışlanmadığı bir düzenin kurulması gerekiyor.
Kürtlerin devlet yönetiminde yer alması, ülkenin geleceğine ortak olması ve zengin yer altı kaynaklarından adil şekilde faydalanması, barışın kalıcı hale gelmesi için hayati önemdedir.
Suriye’de atılan bu adımın, sadece Kürtler için değil, tüm bölge halkları için savaşsız, adil ve eşit bir geleceğin başlangıcı olması en büyük temennidir.
Yazımızı sonlandırmadan önce, bu gece idrak edeceğimiz Berat Kandili’nin tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini diliyoruz.
Müslüman coğrafyasında akan kanın ve yaşanan zulmün son bulmasına vesile olmasını temenni ediyorum. Bu mübarek gecede herkesin kendi iç muhasebesini yapması en büyük dileğimizdir.