Bu yıl yağan yağmur ve kar, bazı çevrelerin iddia ettiği gibi bir “fazlalık” değil; açık bir rahmet, tartışmasız bir nimettir.
Ne yazık ki her nimette olduğu gibi bunda da şikâyet edenler, itiraz edenler ve hatta akıl vermeye kalkışanlar ortaya çıkmıştır.
Öyle ki, çıkıp basın önünde “yağmur çok yağıyor, dua edelim dursun” deme cüretini gösterenler bile vardır.
Bu nasıl bir anlayıştır? Bu nasıl bir inanç zayıflığıdır?
Kur’an-ı Kerim açıkça buyurur: “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.” (Zümer, 53). Yağmur rahmettir. Kar rahmettir.
Bereketin ta kendisidir. Buna rağmen rahmetten rahatsız olan bir zihniyetin, önce kendi inancını sorgulaması gerekir. Çünkü sorun yağmurda değil, o yağmura bakan gözdedir.
Bir başka ayette ise şöyle buyrulur: “Gökten bir ölçü ile su indirdik.” (Mü’minun, 18)
Demek ki o yağmur ne eksik ne fazla, tam olması gerektiği kadardır.
“Fazla yağıyor” diyerek şikâyet edenler, aslında ilahi ölçüyü sorguladıklarının farkında bile değildir.
Şimdi açıkça soralım: Siz kimsiniz ki Allah’ın indirdiği yağmura “fazla” diyorsunuz?
Hangi bilgiye, hangi kudrete sahipsiniz?
Eğer gerçekten bir gücünüz varsa, buyurun yağmuru durdurun!
Ama yapamazsınız. Çünkü bu düzen sizin değil, Allah’ın düzenidir. Sizin göreviniz hüküm vermek değil, teslim olmaktır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) yağmur yağdığında şikâyet etmez, aksine dua ederdi: “Allah’ım, faydalı yağmur ver.” O rahmeti isterdi, ondan kaçmazdı. Bugün ise bazıları rahmetten kaçıyor, nimetten rahatsız oluyor.
Bu, sadece bir düşünce hatası değil; aynı zamanda ciddi bir şükür eksikliğidir.
Asıl konuşulması gereken mesele şudur:
Bu yağmurun hakkı veriliyor mu?
Toprak suyla buluşuyor, ürün veriyor.
Peki o ürünün içinde fakirin hakkı gözetiliyor mu? Zekât veriliyor mu? Paylaşılıyor mu?
Kur’an zekâtın kimlere verileceğini açıkça belirtmiştir: fakirlere, yoksullara, borçlulara ve diğer ihtiyaç sahiplerine…
Ne yazık ki bugün birçok insan bu sorumluluğu görmezden geliyor. Sonra da dönüp “yağmur fazla” diyor. Hayır! Yağmur fazla değil, şükür az. Yağmur fazla değil, adalet eksik.
Şunu herkes açıkça anlamalı:
Yeryüzünde ne kadar yağmurun, ne kadar karın gerekli olduğunu sadece Allah bilir. İnsan ise ancak tahmin eder, tedbir alır. Meteoroloji hesap yapar ama hüküm veremez. Hüküm yalnızca Allah’a aittir.
Eğer gerçekten bir dengesizlik varsa, bu doğada değil; insanın kalbindedir.
Paylaşmayan, şükretmeyen, nimeti hor gören bir anlayış, her şeyi tersinden okumaya mahkûmdur.
Bugün yağmurdan şikâyet edenler, yarın kuraklık geldiğinde ilk feryat edenler olacaktır. Ama o gün geldiğinde iş işten geçmiş olabilir.
Son söz nettir ve serttir:Rahmetten rahatsız olan bir toplum, bereketi hak edemez.
Yağmuru suçlamayı bırakın, önce kendinize bakın.