diyarbakır escort
Bugun...


Ramazan Aktaş

facebook-paylas
Gerilim Bir Anda Çıkmaz
Tarih: 04-02-2026 00:02:00 Güncelleme: 04-02-2026 00:02:00



Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki gerilim sanki bir sabah ansızın ortaya çıkmış gibi anlatılıyor. Oysa ortada ne sürpriz var ne de beklenmedik bir kırılma. Bugün yaşananlar, yıllardır ertelenen kararların, yarım bırakılan anlaşmaların ve bilinçli biçimde uzatılan belirsizliğin doğal sonucu. Bu yüzden meseleyi bir “kriz” olarak tanımlamak eksik kalıyor; ortada kronikleşmiş bir hesaplaşma var.
Nükleer dosya hala bu gerilimin merkezinde duruyor ama artık teknik bir başlık olmaktan çoktan çıktı. İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri Batı için açık bir risk alanı, Tahran içinse vazgeçilmez bir pazarlık kozu. Taraflar farklı kelimeler kullanıyor olabilir ama gerçeği inkar etmiyorlar: Bu dosya masada çözülmedikçe, sahada daha ağır bir yük haline geliyor. Diplomasi ertelendikçe, askeri ve siyasi ihtimaller kendiliğinden güç kazanıyor.
Ancak bu tabloyu sadece Washington–Tahran hattına bakarak okumak da eksik olur. Bu gerilimin arka planında adı çoğu zaman yüksek sesle söylenmeyen ama belirleyici bir aktör var: İsrail. Tel Aviv için İran’ın nükleer kapasitesi varoluşsal bir tehdit olarak görülüyor. Bu nedenle İsrail, diplomatik süreçlerin uzamasından rahatsız; belirsizlikten değil, gecikmeden endişe ediyor. ABD’nin zaman zaman sertleşen söylem ve hamlelerinde bu baskının izlerini görmek zor değil.
Yaptırımlar ise bu gerilimin görünmeyen ama en sert yüzü. Yıllardır süren ekonomik baskı İran’ı sadece zora sokmuyor, aynı zamanda daha köşeli bir çizgiye itiyor. Petrol gelirleri daraldıkça, finans kanalları kapandıkça Tahran bunu bir politika tercihi olarak değil, doğrudan bir kuşatma olarak okuyor. Böyle bir psikoloji içinde “yumuşama” beklemek gerçekçi değil. Tam tersine, sıkışan her alan daha sert refleksler üretiyor.
ABD cephesinde tablo daha hesaplı ilerliyor. Washington bir yandan askeri caydırıcılığı sürekli hatırlatıyor, diğer yandan diplomasiyi tamamen rafa kaldırmıyor. Bu bir kararsızlık değil; kontrollü gerilim stratejisi. Ne masayı dağıtacak kadar yumuşak, ne de geri dönüşü olmayan bir savaşı başlatacak kadar sert. Üstelik bu tutum sadece dış politikaya değil, ABD iç siyasetine de dayanıyor. Seçim dengeleri, Kongre baskısı ve kamuoyu algısı, İran konusunda manevra alanını daraltıyor.
Asıl riskli alan ise doğrudan bir ABD–İran savaşı değil. Tehlike, dolaylı cephelerde büyüyor. Irak ve Suriye hattında yaşanan her gelişme, Washington ile Tahran arasında söylenmeyen cümlelerin sahaya yansıması gibi okunmalı. Kimse açık bir savaş istemiyor ama herkes ihtimallere göre pozisyon alıyor. Vekil güçler, düşük yoğunluklu çatışmalar ve karşılıklı mesajlar bu yüzden artıyor.
Bu noktada küresel dengeyi de hesaba katmak gerekiyor. İran’ın yalnız kalmamasında Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkiler önemli rol oynuyor. Enerji, ticaret ve güvenlik alanlarında açılan bu kanallar, Tahran’a nefes aldırıyor. Bu da ABD’nin elindeki baskı araçlarının etkisini sınırlıyor ve denklemi çok aktörlü bir hale  getiriyor.
Elbette bu gerilim sadece iki ülkeyi ilgilendirmiyor. Orta Doğu’da tansiyon yükseldiğinde petrol fiyatları, ticaret yolları ve küresel risk algısı anında tepki veriyor. Hürmüz Boğazı’ndan çıkan her haber, dünya piyasalarında yankı buluyor. Yani bu mesele, bölgesel gibi görünen ama sonuçları küresel olan bir denklem.
Türkiye açısından bakıldığında ise tablo daha da somut. Bölgedeki her dalgalanma, enerji maliyetlerinden güvenlik başlıklarına kadar doğrudan hissediliyor. Bu yüzden Türkiye’nin bu gerilimi uzaktan izleyen değil, sonuçlarını doğru okuyan ve dengeyi koruyan bir yerde durması gerekiyor. Denge politikası burada bir tercih değil, zorunluluk.
Bugün gelinen noktada şunu net söylemek mümkün: ABD ile İran arasında büyük bir savaş yakın görünmüyor. Ama bu gerilimin kısa sürede biteceğini düşünmek de gerçekçi değil. Taraflar geri adım atmıyor; sadece çizgiyi geçmeden güç gösterisi yapıyor.
Bazen savaşlar silahlar patladığında başlamaz. Uzun süre kimse istemez, ama herkes hazırlanır. ABD–İran gerilimi bugün tam olarak bu eşiğin üzerinde duruyor.



Bu yazı 314 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI