diyarbakır escort
beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Ramazan Aktaş

facebook-paylas
Ortadoğu’da Sular Durulmuyor
Tarih: 12-02-2026 00:01:00 Güncelleme: 12-02-2026 00:01:00



   Uzaktan bakanlar Ortadoğu’daki her krizi hala  ayrı ayrı okumaya çalışıyor. Gazze’yi başka bir dosya, Suriye’yi başka bir başlık, İran’ı bambaşka bir mesele; Kızıldeniz’i ise sanki tüm bunlardan kopuk bir gelişme sanıyorlar. Oysa sahaya biraz yaklaştığınızda tablo netleşiyor. Bu coğrafyada yaşananlar, tek bir fırtınanın farklı yönlerden kıyıya vuran dalgaları.
İlk dalga Suriye. Yıllarca “bitmeyen iç savaş” diye tarif edilen Suriye dosyası artık büyük ölçüde başka bir faza girmiş durumda. Bugün mesele kimin kimi vurduğundan çok, dağınık güç alanlarının hangi şartlarda tek bir devlet çatısı altında toplanacağı. Kuzeyde kurulan yeni dengeler, merkezi otoriteyle yürütülen temaslar, güvenlik yapılarının nasıl dönüştürüleceği… Bunların hiçbiri sadece Suriye’nin iç meselesi değil. Çünkü Suriye uzun yıllar boyunca İran’ın bölgesel etkisinin ana geçiş hatlarından biri oldu. Irak’tan Lübnan’a uzanan denklemin tam ortasında durdu. Burada atılan her adım, Tahran’dan Beyrut’a uzanan hattın nabzını doğrudan etkiliyor.
İkinci dalga İran. İran meselesi çoğu zaman nükleer başlığa sıkıştırılıyor ama bu tabloyu tek başına açıklamıyor. Asıl mesele, İran’ın kendini ne kadar güvende hissettiği. Yaptırımlar, denetimler, uranyum oranları; bunların tamamı pazarlığın araçları. İran açısından temel soru şu: Çevrem ne kadar daralıyor ve ben bu daralmaya karşı sahada ne kadar alan açabiliyorum? Suriye’de etkin olmak, Irak’ta söz sahibi kalmak, Yemen’de nüfuz kurmak bu yüzden önemli. Çünkü İran çok iyi biliyor ki masada güçlü olmak, sahada görünür olmaktan geçiyor.
Üçüncü dalga Kızıldeniz. Belki de en çok hafife alınan başlık burası. Oysa Kızıldeniz’e düşen her füze yalnızca askeri bir mesaj değil; küresel ticaretin sinir uçlarına dokunan bir hamle. Sigorta primleri yükseliyor, navlun fiyatları artıyor, tedarik zincirleri aksıyor. Bunun faturası Avrupa’da da ödeniyor, Asya’da da. Hatta Diyarbakır’daki market rafına kadar uzanıyor. Yemen açıklarında yaşanan bir gerilim, sandığımızdan çok daha geniş bir etki alanı oluşturuyor.
Bu üç hattı birbirine bağlayan ortak gerçek şu: Ortadoğu artık sadece savaşların yaşandığı bir coğrafya değil. Aynı zamanda küresel düzenin test edildiği bir alan. Kim güçlü, kim sabırlı, kim maliyete ne kadar dayanıklı; hepsi burada sınanıyor. Bu yüzden ilan edilen ateşkesler kalıcı barış anlamına gelmiyor. En fazla kısa bir nefes arası sağlıyor. Fırtına dinmiyor, sadece yön değiştiriyor.
Bugün Suriye’de atılan bir adım, yarın İran masasında koz olarak çıkıyor. İran’a uygulanan her baskı, Kızıldeniz’de dalgayı yükseltiyor. Kızıldeniz’de yükselen her dalga, Batı’nın ekonomik hesaplarını bozuyor. Artık bu coğrafyada hiçbir kriz gerçekten “yerel” değil.
Ortadoğu’yu anlamak isteyenlerin tek tek olaylara bakmayı bırakıp, bu olayların birbirini nasıl beslediğini görmesi gerekiyor. Çünkü fırtına üç dalga gibi görünse de aynı basınçtan besleniyor. Güç dengeleri yeniden kuruluyor ve bu coğrafya, o dengenin en sert sınandığı yer olmaya devam ediyor.



Bu yazı 162 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI