diyarbakır escort
Bugun...


YASEMİN ENSARİ

facebook-paylas
BAĞIMSIZ ZİHİNLERİN ÖĞRENME ROTASI: OTODİDAKTİZM
Tarih: 11-02-2026 00:02:00 Güncelleme: 11-02-2026 00:02:00


 

            Otodidaktizm (veya Özeğitimcilik), herhangi bir öğreticinin rehberliği olmadan, kişinin kendi kendine çalışacağı konuyu, çalışma materyallerini, çalışma sıklığını ve çalışma zamanını belirleyebildiği bir eğitim şeklidir. Bu yaklaşım, bireye yalnızca bilgi edinme özgürlüğü değil, aynı zamanda eleştirel düşünme ve mevcut bilgi sistemlerini sorgulama imkânı da sunar. Ancak bu bağımsız öğrenme isteği ile oluşan sorgulayıcı tutum, yerleşik eğitim politikaları ve toplumsal kabullerle çatıştığında, otodidaktik birey çeşitli sosyal yaptırımlarla karşılaşabilmektedir.

            Otodidakt birey, eğitim aldığı kurum müfredatına ek olarak veya tamamen bağımsız bir anlayış ile kendi öğrenme rotasını belirler. Bu öğrenme rotası merakla ve doğru soru ile başlar; neyi neden öğreneceğine karar vermekle devam eder. Öğrenme süreci boyunca birey konuyu keşfeder, farklı kaynaklardan inceler, çelişkileri fark eder, belirsizliklere tahammül eder ve kendi zihinsel süzgecinden geçirerek anlamlandırır. Aktif olarak kendi eğitimini gerçekleştiren bu birey motivasyonunu içsel disiplin ile sağladığı için de öğrenmesi daha kalıcı hâle gelebilmektedir.

            Öğrenmeyi öğrenmenin en etkili yolu olan otodidaktizm aynı zamanda bir tür sorumluluk biçimidir. Kendi kararlarının, davranışlarının ve yaşamının sorumluluğunu sadece bir kurumun, bir müfredatın veya bir kişinin tekeline bırakmamaktır. Otodidaktik öğrenme sürecinde öğrenilmek istenen konunun içeriği, kimi zaman ülkenin benimsediği eğitim politikalarından ve içeriğinden çok farklı olabilmektedir. Kişi biraz da öğretileni değil de öğretilenin ötesindekileri öğrenmeye meraklıysa eğer kendi sorumluluğunu alarak, ilgilendiği alan ile ilgili daha derin ve farklı kaynaklardan okumalar yapabilmektedir. Ulaştığı bilgiler kitaplarda yazılanlardan, okullarda anlatılanlardan veya geleneklerinden farklılaştıkça konu ile ilgili kendi argümanlarını geliştirmeye başlar. İşte bu noktada kritik bir kırılma yaşanır. Birey, benimsediği bilginin yalnızca kendisi tarafından bilinmesini yeterli görmez; çevresini de bu konuda bilgilendirme, hatta “aydınlatma” ihtiyacı hisseder. Bu noktada bilgi, kişisel bir kazanım olmaktan çıkıp toplumsal bir iddiaya veya bir icada dönüşebilmektedir.

            Toplumlar her zaman yeni bir iddiaya veya yeni bir icada açık değildirler. Çünkü yenilik çoğu zaman yerleşik çıkar ilişkilerini, güç dengelerini ve konfor alanlarını tehdit eder. Tarih boyunca insanlığın kadim bilgilerini kendi çıkarları doğrultusunda dönüştüren bazı yapılar, bilinçli ya da bilinçsiz bir biçimde yanlış bilgiyi medya araçları ve çeşitli eğitim sistemleri yoluyla yeniden üretmiştir. Bu bağlamda, otodidaktik birey yalnızca bir “öğrenen” değil, aynı zamanda mevcut bilgi düzenine yönelik bir tehdit olarak da algılanabilmektedir. Bu nedenle de argümanlarının gücü ölçüsünde; sosyal dışlanma, itibarsızlaştırma ve çeşitli baskı biçimleriyle karşı karşıya kalabilmektedir.

"Otodidaktik olmaya değer mi hiç? Ne güzel düzene uyup gidiyorduk..." diye düşünülebilinir fakat kişinin kendi kendisini eğitmesi ve doğruyu aramaktan vazgeçmemesi, insanlığın düşünsel ilerlemesi açısından vazgeçilmez bir gerekliliktir. Zira otodidaktizm, bağımsız zihinler ve inovasyonlar için en özgür rotadır. Ayrıca düzene uymak daha konforlu bir alan gibi görülse de insanlığın otodidaktik bireyler tarafından ortaya çıkartılmış doğrulara da ihtiyacı vardır.

 

 

Yasemin ENSARİ

Sosyolog-Gazeteci

 

 



Bu yazı 112 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI