Dijital teknolojiler gelişip yaygınlaştıkça yaşam alanlarımızda daha fazla konfora erişmekteyiz. Bu konforu bilinçsiz bir şekilde kullandığımızda ise insani yetkinliklerimizden uzaklaşarak gönüllü ya da zorunlu olarak dijitale bağımlı hâle gelebilmekteyiz. Zira evde, okulda, iş yerinde, kısacası kamusal alanın büyük bir çoğunluğunda hâkim olan bu dijital teknolojiler ile kuşatılmış durumdayız. Bu kuşatmayı bilinçli bir şekilde kırabilmenin ve sadece faydasından yararlanabilmenin en etkili yollarından biri, dijital okuryazarlık eğitimlerine katılmaktır. Bu eğitimleri alan bireyler hem kendilerini dijital teknolojilerin yaratmış olduğu bilinç bulanıklığından korumuş olacak hem de çevrelerinde dijital bilincin arttırılmasını sağlayarak gelecek nesillerin dijital köle olmasını önlenmiş olacaklardır.
Dijital çağda insan yaşamını kolaylaştırıcı etkilere sahip olan teknolojileri kullanmak bir seçenekten ziyade bir zorunluluk hâline gelmiştir artık. Bankacılık işlemlerinden kamu hizmetlerine, eğitimden online doktor muayenelerine kadar birçok hizmet alanı dijital ağların içine taşınmış durumda. Bu teknolojileri olası zararlarından dolayı ya da nasıl kullanıldığını öğrenmek istemediği/öğrenemediği için kullanmayı reddetmek, bireyin dijital sistemlerin dışına itilmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla da birey modern dünyanın nimetlerinden yararlanamazken, neredeyse yaşadığı ülkede görünmez duruma gelerek, bir nevi kimliksiz yaşamak zorunda kalabilmektedir.
Çok eski tarihlerinden itibaren savaşta esir düşen ve korsanlar tarafından kaçırılan insanlar ‘köle’ olarak adlandırılır, başka birinin malı-mülkü olurlardı. Bu esaret köle olan insanın iradesi dışında gelişen bir zorunluluktu. Modern çağda ise çeşitli kurumsal zorunluluklar haricinde bireyler; kimi zaman sorunlardan en iyi kaçış yolu olarak gördükleri sosyal medya platformları, yazılımlar ve yapay zekâ modelleri ile kendilerine dijital bir kimlik inşa etmektedirler. Bu yeni kimlik ile algoritmaların onlar için hazırlamış olduğu ‘’ben merkezli’’ evrende gerçeklikten koparak, gönüllü dijital köle hâline gelmektedirler. Gönüllü kölelikte dijital dünyanın duyguları cezp edici, bağımlılık yaratan, zihinsel ve fiziksel olarak az enerji ile istenilen materyallere görsel olarak sahip olunabilen yapay yapısı, bireyler için sahte mutluluk kaynağı hâline dönüşmektedir.
Dijital kölelikten kurtulmanın yolu teknolojileri kökten reddetmek değildir. Teknolojinin yaratmış olduğu hızlı ve zahmetsiz dünyada esas tüketilenin ‘’biz’’ olduğumuz bilinciyle sisteme entegre olmaya çalışmaktır. Ayrıca sistemin farkında olarak bireyin dikkatini kontrol etmesi, sıklıkla dijital detoks yapması, algoritmaların çalışma sistemlerini öğrenmesi, dijital minimalizm ile gereksiz uygulamaları silmesi, kitap okumayı arttırması; kimliğine ve kültürüne bağlı olması, böylece de kendisini dijital bağımlılığın etkisi ile oluşan bilinç bulanıklığından koruması da en etkili yollardır.
Sözün özü, irade egzersizleri ve doğru bilgi ile HACKLENEMEYEN (Köleleşmeyen) İNSAN olabilir, dolayısıyla da dijital efendilere dönüşebilirsiniz. Yasemin ENSARİ Sosyolog-Gazeteci