Bazı toplantılara konuşmak için gitmezsiniz.
Not almak için de…
Tartışmak için hiç değil…
Sadece dinlemek için gidersiniz.
İnsanları…
Şehrin nabzını…
Toplumun gerçek ruh halini…
Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da katıldığım istişare toplantıları benim için tam olarak böyle bir anlam taşıdı. Hem basın mensuplarıyla yapılan buluşmaları hem de sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleşen toplantıları yakından takip ettim. Sustüm, dinledim, gözlemledim.
Ve açıkça söyleyebilirim ki:
Orada sadece konuşmalar yapılmadı.
Orada bir toplumun aynası vardı.
Bir Şehir, Bir Toplum ve Bir Yol Ayrımı
Toplantılardan çıkarken zihnimde tek bir cümle vardı:
Bu toplum bir yol ayrımında.
Eğitimden istihdama,
Aileden göçe,
Değerlerden güvenliğe,
Ekonomiden adalete kadar…
Her alanda bir arayış var.
Ve bu arayış artık ertelenmek istemiyor.
İnsanlar “rapor hazırladık” sözünden yorulmuş.
“Çalışmalar sürüyor” cümlesine karşı sabrı azalmış.
Toplum artık sonuç görmek istiyor.
Eğitim: Diploma Var, Meslek Yok
Toplantılarda en çok konuşulan başlıklardan biri eğitimdi.
“Gençler okulda oyalanıyor.”
“Usta yetişmiyor.”
“Üniversiteliler işsiz.”
Bu sözler tesadüf değil.
Bugün elimizde diplomalı ama mesleksiz bir gençlik var.
Okumuş ama hayata hazırlanmamış bir kuşak yetişiyor.
Eğitim, hayatın provası olmaktan çıkmış durumda.
Oysa okuldan sonra hayat başlıyor.
Ama biz gençleri o hayata hazırlamıyoruz.
Dicle Üniversitesi: Sadece Kampüs Değil, Gelecek Meselesi
Bu noktada Dicle Üniversitesi konusu ayrıca önemlidir.
Toplantılarda, Dicle Üniversitesi bünyesindeki Sivil Havacılık Yüksekokulu’nun, Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi’ne dönüştürülmesi gündeme geldi.
Bu sıradan bir akademik değişiklik değildir.
Eğer bu adım atılırsa:
Diyarbakır yüksek teknolojiyle buluşur,
Gençler için nitelikli iş alanları oluşur,
Beyin göçü azalır,
Şehir bilimle anılır.
Bir üniversite, sadece ders verilen yer değildir.
Bir şehrin geleceğini şekillendiren merkezdir.
Dicle Üniversitesi güçlenirse, Diyarbakır güçlenir.
Bu nedenle bu konu yakından takip edilmelidir.
İstihdam ve Göç: Kaybolan Aidiyet
Toplantılarda sıkça şu ifade duyuldu:
“Gençler göç ediyor.”
Evet, ediyorlar.
Ama sadece iş için değil.
Aidiyet için…
Değer görmek için…
Gelecek kurmak için…
Genç, bu şehirde kendini yalnız hissederse gider.
Sesi duyulmazsa gider.
Göç, sadece ekonomik değil, psikolojik bir meseledir.
Deprem Gerçeği: Güçlü Devlet, Ağır Sorumluluk
6 Şubat depremleri, toplantıların en hassas başlığıydı.
Paylaşılan rakamlar önemliydi:
Binlerce konut tamamlandı,
Altyapı yenilendi,
Hak sahipleri evlerine kavuştu.
Bu ciddi bir devlet organizasyonudur.
Ancak unutmayalım:
Her rakamın arkasında bir hayat var.
Her gecikmenin bir travması var.
Başarı kadar sorumluluk da unutulmamalıdır.
Terörsüz Türkiye: Dikkatle Yürütülmesi Gereken Süreç
“Terörsüz Türkiye” vizyonu toplantılarda detaylı şekilde ele alındı.
Verilen mesaj netti:
Bu bir taviz değil.
Bu bir pazarlık değil.
Bu, mücadelenin sonucudur.
Ancak bu tür süreçlerde en önemli unsur güvendir.
Toplum ne olduğunu bilmeli.
Şeffaflık sağlanmalı.
Güven olmazsa huzur olmaz.
Aile ve Sosyal Yapı: Sessiz Yıpranma
Aile konusu da sıkça gündeme geldi.
Boşanmalar,
Geçim sıkıntısı,
Yalnızlaşma…
Aileler yorulmuş durumda.
Aileyi korumak sadece yasayla olmaz.
Hayatı kolaylaştırmadan aile güçlenmez.
Kadınlar ve STK’lar: Görünmeyen Güç
STK temsilcileri, özellikle kadın emeğine dikkat çekti.
Kadın kooperatifleri, gastronomi, kültürel üretim…
Diyarbakır’ın büyük bir potansiyeli var.
Bu potansiyel desteklenirse:
Ekonomi güçlenir,
Aileler rahatlar,
Sosyal denge sağlanır.
STK’lar sadece talep eden değil, çözüm ortağı olmalıdır.
Tarım, GAP ve Kalkınma Umudu
Silvan Barajı ve GAP projeleri, üretim açısından kritik öneme sahip.
Sulama artarsa:
Üretim artar,
Sanayi gelişir,
İstihdam büyür.
Bu projeler tamamlandığında Diyarbakır farklı bir lige çıkar.
Değerler: Sözle Değil, Adaletle Korunur
Toplantılarda sıkça değer vurgusu yapıldı.
Merhamet…
Ahlak…
Kimlik…
Ama unutmayalım:
Adalet yoksa ahlak zayıflar.
Liyakat yoksa güven biter.
Eşitlik yoksa huzur olmaz.
Değerler kürsüden değil, hayattan öğrenilir.
Umut Var Ama Şartlı
Bu toplantılardan sonra şunu net gördüm:
Evet, devlet sahada.
Evet, ciddi bir emek var.
Evet, projeler var.
Ama aynı zamanda:
Toplum temkinli.
Toplum sorguluyor.
Toplum artık ikna olmak istiyor.
İnsanlar slogan değil, samimiyet istiyor.
Vaade değil, icraata bakıyor.
Dicle Üniversitesi’nden sanayiye,
Eğitimden aileye,
Adaletten kalkınmaya kadar…
Her alanda tutarlılık şart.
Bu yazıyı yazarken kendime şunu sordum:
“Biz gerçekten bu halkın yükünü omuzlamaya hazır mıyız,
yoksa sadece konuşmaya mı devam edeceğiz?”
Cevap, Diyarbakır’ın ve bu ülkenin geleceğini belirleyecek.