Türkiye Neden Hep Susuyor?
Jeffrey Epstein dosyaları açıldığında dünya şunu gördü:
Devlet başkanları, kraliyet aileleri, milyarderler, akademisyenler, “saygın” siyasetçiler…
Hepsi aynı karanlık ağın farklı halkalarıydı.
Ve şimdi asıl soru geliyor:
Peki Türkiye neden bu dosyalarda hiç yok?
Gerçekten yok mu,
yoksa bakılmaması mı tercih ediliyor?
Uluslararası Şantaj Düzeni Milliyet Tanımaz
Epstein dosyaları bize tek bir şeyi net biçimde öğretti:
Çocuk istismarı, sadece bir sapkınlık değil; küresel bir şantaj düzenidir.
Bu düzen;
Siyaseti dizayn eder
Medyayı susturur
Yargıyı yavaşlatır
Dosyaları “zamanla unutturur”
Bu kadar büyük bir sistem varken, Türkiye’nin “temiz ada” olduğu iddiası akla değil, propaganda metinlerine yakışır.
Türkiye’de Neden Hiç Kimseye Dokunulmuyor?
Yıllardır benzer bir tabloyla karşı karşıyayız:
Büyük iddialar ortaya atılıyor
Kulislerde “çok yukarı uzanıyor” deniliyor
Sonra dosya sessizce kapanıyor
Sormak zorundayız:
Bu suskunluk hukuktan mı kaynaklanıyor, yoksa karşılıklı tutulan dosyalardan mı?
Epstein’in elinde ne vardı?
Kasetler, görüntüler, kayıtlar…
Peki Türkiye’de “bir anda susan”,
“bir gecede saf değiştiren”,
“düne kadar bağıran ama bugün konuşmayan” aktörler neden bu kadar çok?
“Özgürlük” Söylemi Altında Denetimsiz Alanlar
Bir başka karanlık başlık da şu:
Siyaset, özgürlük ve mücadele söylemi altında yürütülen denetimsiz faaliyet alanları.
Kültürel etkinlikler, kamplar, organizasyonlar, kapalı toplantılar…
Bu alanlarda özellikle kız çocuklarının nasıl korunduğunu kim denetliyor?
Yoksa kimse denetlemiyor mu?
Çünkü bazı alanlar “dokunulmaz” mı ilan edildi?
Sembolizm Tesadüf mü, Mesaj mı?
Siyasette hiçbir sembol masum değildir.
Dil, isimler, anlatılar bilinçli seçilir.
Toplumun bir kesiminin yıllardır dile getirdiği ama medyada tartışılmayan detaylar var.
Bunlar “önemsiz” denilerek geçiştiriliyor.
Oysa Epstein dosyası bize şunu gösterdi:
Küçük görünen ayrıntılar, büyük karanlıkların işaret fişeğidir.
Deprem Sonrası Kayıp Çocuklar: En Karanlık Dosya
Ve en sarsıcı başlık…
Deprem sonrası kaybolan çocuklar.
Aileler “alındı” diyor.
İlgili yapılar “bizde değil” diyor.
Kurumlar “kayıt yok” diyor.
Peki o çocuklar nerede?
Bu soru neden yeterince sorulmuyor?
Neden bu dosyalar bağımsız bir komisyonla incelenmiyor?
Bir çocuk kayboluyorsa, bu olağanüstü bir güvenlik ve insan hakları krizidir.
Ama bizde gündem değişince çocuklar da unutuluyor.
Epstein Neden “İntihar Etti”?
Çünkü konuşsaydı,
bazı ülkelerde sadece bireyler değil, rejimler sarsılacaktı.
Kameraların çalışmadığı,
korumaların uyuduğu,
tesadüflerin üst üste geldiği bir ölüm…
Bu bir son muydu,
yoksa sistemin kendini koruma refleksi mi?
Asıl Soru Artık Şu
Türkiye’de hangi dosyalar, kimler konuşmasın diye kapalı tutuluyor?
Hangi suskunluklar pazarlık ürünü?
Ve hangi çocuklar, bu karanlık düzenin bedelini ödüyor?
Epstein dosyaları bize şunu hatırlattı:
Güçlü olan suç işlemez değil; güçlü olanın suçu örtülür.
Ve eğer biz sormazsak,
birileri hep sessiz kalacak.