Herkes Birini İşaret Ediyor, Diğeri Görünmez Kılınıyor
Ben bu ülkede herkesin “din satanları” konuştuğunu görüyorum.
Evet, din üzerinden rant devşirenler var.
Evet, dini bir maske gibi kullanıp ahlaksızlığı perdeleyenler de var.
Buna kimsenin itirazı yok, benim de yok.
Ama sormak zorundayım:
Peki ya dinsizlik satanlar?
Peki ya dini aşağılamayı, inançla alay etmeyi, kutsalı hedefe koymayı “özgürlük” ambalajıyla pazarlayanlar?
İşte onları kimse konuşmuyor.
Daha doğrusu, konuşmak istemiyor.
Din Düşmanlığı Neden Meşrulaştırılıyor?
Benim asıl itirazım tam da burada başlıyor.
Din satıcılığına karşı çıkmak alkışlanıyor,
ama din düşmanlığına karşı çıkmak “gericilik” diye damgalanıyor.
Neden?
Birileri çıkıp dine hakaret ettiğinde,
ibadeti küçümsediğinde,
inanan insanı aşağılayıp karikatürize ettiğinde
buna “ifade özgürlüğü” deniliyor.
Ama biri çıkıp,
“Bu toplumun inancı var, bu değerlerle alay etmeyin” dediğinde
hemen hedef tahtasına konuluyor.
Bu çifte standart değil de nedir?
Sorun Din Değil, Sorun Hesaplaşma
Ben şuna inanıyorum:
Bu ülkede mesele din değil.
Mesele, dinle hesaplaşamayan bir zihniyet.
Dini yanlış temsil edenlerle yüzleşmek yerine,
doğrudan dini hedef alan bir öfke var ortada.
Çünkü dinle kavga etmek kolay.
Ahlakla kavga etmek zor.
Vicdanla yüzleşmek daha da zor.
O yüzden bazıları için en pratik yol şu:
“Dini aşağıla, kendini aydın san.”
Dinsizlik de Bir Pazar, Hem de Oldukça Karlı
Kimse kusura bakmasın, bunu açık açık söylüyorum:
Bugün dinsizlik de satılıyor.
– Sosyal medyada tıklanıyor
– Bazı çevrelerde alkış alıyor
– Batıdan onay topluyor
– Entelektüel vitrine konuluyor
Dine saldırmak,
kutsalı hedef almak,
inananı aşağılamak
bazıları için kariyer basamağı haline gelmiş durumda.
Ama nedense buna “cesaret” deniliyor.
İnanç Sahibi Olmak Savunmada Olmak Değildir
Ben inançlı bir insanım diye,
sürekli savunma yapmak zorunda değilim.
Benim inancım kimsenin karikatürü değildir.
Benim değerlerim kimsenin mizah malzemesi olamaz.
Benim kutsalım kimsenin nefret diliyle örselenemez.
Nasıl ki din satıcılığına karşı çıkıyorsak,
aynı netlikle din düşmanlığına da karşı çıkmak zorundayız.
Aksi halde bu mücadele samimi değildir.
Ya Her Türlü İstismara Karşıyız, Ya Hiçbirine Değil
Ben şunu savunuyorum:
– Dini istismar eden de yanlıştır
– Dine düşmanlık eden de yanlıştır
Birini eleştirip diğerini kutsarsanız,
adalet değil ideoloji yapmış olursunuz.
Bu toplum ne kör bir dindarlığı hak ediyor
ne de kibirli bir dinsizlik dayatmasını.
Gerçek özgürlük,
herkesin inancına da inançsızlığına da
hakaret edilmediği bir yerde başlar.
Benim itirazım da tam olarak budur.