Ortadoğu’da savaş sadece cephede verilmez.
Asıl savaş, kelimelerle, görüntülerle ve bilinçli olarak üretilmiş algılarla yürütülür.
Gazze ile Rojava arasındaki fark tam da burada ortaya çıkar.
Gazze’de Kim Ölüyor, Rojava’da Kim Öldürülüyor?
Bu soruyu sormadan “insan hakları”, “kadın ve çocuk hassasiyeti” gibi kavramları konuşmak samimiyetsizliktir.
Gazze’de hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğu:
• Silahlı savaşçılardır
• Cephede yer alan, fiilen çatışmaya giren unsurlardır
Gazze direnişinde:
• Kadınlar cepheye sürülmez
• Çocukların eline silah verilmez
• Yaşlılar canlı kalkan yapılmaz
Bu bilinçli bir tercihtir.
Çünkü Gazze’de ölüm propaganda malzemesi değildir.
Rojava-PKK hattında ise tablo tam tersidir.
Rojava’da Ölümler Neden Kadın ve Çocuk?
Rojava’da ölenlerin önemli bir kısmı:
• Kadın
• Çocuk
• Reşit olmayan gençlerdir
Bu bir tesadüf değildir.
Bu, bilinçli ve planlı bir algı stratejisidir.
Çünkü:
• Silahlı yetişkin ölürse “terörist” denir
• Çocuk ölürse “katliam” algısı üretilir
• Kadın ölürse “özgürlük savaşçısı” hikâyesi yazılır
Çocukların eline silah tutuşturup cepheye süren bir yapı,
o çocuk öldüğünde “çocukları öldürdüler” diyorsa,
burada artık ideoloji değil ahlaksızlık vardır.
Kadın ve Çocuk Üzerinden Siyaset: En Kirli Alan
Kadın ve çocuk hassasiyeti üreten bu yapılar:
• Aynı kadınları dağa zorla çıkardı
• Aynı çocukları çatışmaya sürdü
• Aynı çocukların ölümünü propaganda afişi yaptı
Bu ne direniştir,
ne özgürlük mücadelesi…
Bu, ölümü pazarlama siyasetidir.
Gazze’ye Kıskançlık Buradan Doğuyor
Gazze’ye duyulan rahatsızlığın temel nedeni budur.
Çünkü Gazze:
• Türkiye’ye saldırmadı
• Türkiye’de bomba patlatmadı
• Türk ya da Kürt sivilleri hedef almadı
Gazze’den tek bir kişi Türkiye’ye silah doğrultmadı.
Ama Rojava-PKK hattı:
• Türkiye’de on binlerce cana mal oldu
• Türk ve Kürt halkını karşı karşıya getirdi
• Acıyı büyüttü, yarayı derinleştirdi
Bu yüzden Gazze, sahte devrimcileri rahatsız ediyor.
Çünkü Gazze, “silahla ama ahlaksızlaşmadan” direnişin mümkün olduğunu gösteriyor.
Bayrak, Aidiyet ve İdeolojik Körlük
Burada tekrar sormak gerekiyor:
Siz hiç ülkesini seven bir uyuşturucu satıcısı gördünüz mü?
Ya da vatanına bağlı bir hırsız?
Görmedik.
Ama ülkesine rağmen PKK’yı savunanları gördük.
Çünkü amaç aynı, ideoloji aynı.
Kaç katilin evinde Türk bayrağı asılıdır?
Cevabı herkes biliyor.
Evet, her kurumda her görüşten insan olabilir.
Ama sandık kurulduğunda,
kimin neyi savunduğu açıkça ortaya çıkar.
Bu Bir Siyasi Faaliyet Değil, Ahlaki Çöküştür
Altını bir kez daha çizelim:
Bu yürütülen algı, bir siyasi parti çalışması değildir.
Bu bir muhalefet biçimi hiç değildir.
Bu, ahlaki bir çöküştür.
Çünkü:
• Silahı meşrulaştırır
• Çocuğu araçsallaştırır
• Ölümü kutsallaştırır
Ama… Savaş Kimseye Kazandırmaz
Ve burada durmak gerekir.
Tüm bu gerçeklere rağmen şunu da açıkça söylemek zorundayız:
Savaş, hiçbir zaman iki tarafa da gerçek bir kazanç sağlamaz.
Kazanan gibi görünenler:
• Toprak kazanır
• Güç kazanır
Ama herkes:
• İnsan kaybeder
• Gelecek kaybeder
• Vicdan kaybeder
Tarih bize şunu defalarca gösterdi:
Asıl kazanç, anlaşma masasında olur.
Gerçek güç, diyalog kurabilme cesaretidir.
Diyalog Her Zaman Diri Tutulmalıdır
Silahlar susmadan barış konuşulmaz denir.
Ama tam tersi doğrudur:
Barış konuşulmazsa, silahlar susmaz.
Türkiye’nin de, bölgenin de ihtiyacı:
• Ahlaklı bir dil
• Gerçekleri saklamayan bir yüzleşme
• Çocukları değil, aklı öne çıkaran bir siyaset
Son Söz
Gazze ile Rojava arasındaki fark:
Silahın kimde olduğu değil,
ahlakın kimde olduğu farkıdır.
Ve biz şunu savunuyoruz:
• Terörle arasına mesafe koymayan barıştan söz edemez
• Çocuğu savaşa süren insanlıktan bahsedemez
• Algıyı hakikat yerine koyan, geleceği inşa edemez
Bu ülkenin de, bu coğrafyanın da ihtiyacı:
Daha fazla ölüm değil,
daha fazla akıl ve diyalogdur.