Son dönemde sosyal medyada giderek artan bir eğilim dikkat çekiyor: Suçu öven, suçluyu “kahramanlaştıran” ve hatta cezaevindeki hükümlülere sahip çıkıldığı izlenimi veren paylaşımlar…
Bu paylaşımlar artık münferit değil. Aksine, belirli hesaplar üzerinden sistematik biçimde yayılıyor. Kimi zaman bir silahlı saldırı, kimi zaman bir tehdit, kimi zaman da organize suç faaliyetleri “marifet” gibi sunuluyor. Altına atılan yorumlar ise düşündürücü:
“Helal olsun”, “Adamın dibi”, “Arkandayız”…
Peki ne oluyor bize?
Suç, Artık Bir Gösteriye Dönüştü
Eskiden suç, toplumda ayıplanırdı. Gizlenirdi. Utanılırdı.
Bugün ise sosyal medya sayesinde adeta bir “şova” dönüştürüldü.
Silahla poz verenler, tehdit videoları paylaşanlar, cezaevinden mesaj gönderenler…
Hepsi birer “fenomen” gibi takip ediliyor.
Daha vahimi, bazı hesaplar suçlulara adeta bir “mağdur” kimliği giydiriyor.
“Zaten sistem bozuktu”,
“Zorunda kaldı”,
“Yanındayız kardeşim” gibi ifadelerle hukuksuzluk meşrulaştırılıyor.
Bu, sadece bireysel bir sorun değil.
Bu, toplumsal bir çürümenin işaretidir.
Gençler Yanlış Rol Modellerle Büyüyor
Bugün sosyal medyada en çok kimler izleniyor?
Kabadayılık yapanlar,
Şiddeti normalleştirenler,
Suç geçmişini “hikâye” gibi anlatanlar.
Gençler de doğal olarak bunları rol model alıyor.
Çalışarak, emek vererek, üreterek başarıya ulaşan insanlar geri planda kalırken; suçla gündeme gelenler alkışlanıyor.
Bu tablo, geleceğimiz açısından ciddi bir tehlikedir.
Çünkü suç övülürse, suç çoğalır.
Şiddet normalleşirse, huzur kaybolur.
Cezaevi Bile “Reklam Alanı” Oldu
İşin en ürkütücü boyutu ise şu:
Bazı hükümlüler, cezaevinden bile sosyal medya üzerinden mesaj gönderiyor.
Destek çağrıları yapılıyor.
Paylaşımlar binlerce beğeni alıyor.
Bu durum, cezanın caydırıcılığını da zedeliyor.
Cezaevi, bir ıslah ve pişmanlık yeri olması gerekirken; adeta bir “itibar merkezi” gibi gösteriliyor.
“İçeride ama yalnız değil” algısı oluşturuluyor.
Bu, hukuk devletine yapılmış sessiz bir sabotajdır.
Sorumluluk Sadece Devlette Değil
Elbette devletin, savcılıkların ve emniyetin bu konuda daha kararlı adımlar atması gerekiyor.
Suçu ve suçluyu öven içeriklere karşı hukuki yaptırımlar gecikmemeli.
Ancak mesele sadece güvenlik güçleriyle çözülemez.
Asıl sorumluluk toplumun kendisindedir.
Paylaşmayarak,
Beğenmeyerek,
Alkışlamayarak…
Biz destek verdikçe bu içerikler çoğalıyor.
Biz sustukça, suç sesini yükseltiyor.
Yanlışa Alkış Tutmayalım
Unutmayalım…
Bir toplumu ayakta tutan şey, hukuka olan inançtır.
Adalete olan güvendir.
Emeğe verilen değerdir.
Suçu yücelten bir toplum, kendi geleceğini karartır.
Bugün ekranda alkışladığımız her yanlış, yarın kapımızı çalabilir.
O yüzden soralım kendimize:
Biz neyi çoğaltıyoruz?
Adaleti mi, kaosu mu?
Huzuru mu, şiddeti mi?
Tercih bizim.