diyarbakır escort
Bugun...


Zeki Dilek

facebook-paylas
KÜRTÇE SEÇMELİ DERS İLE İMTİHAN OLMAK; TÜRKİYE ÖRNEĞİ 4
Tarih: 29-01-2026 00:02:00 Güncelleme: 29-01-2026 00:02:00



 Bir Kürt kökenli vatandaş kendisini 2. Sınıf vatandaş konumuna sokan böylesi ayrımcı bir politikayı nasıl kabul edebilir?
İşte biz Türkiyedeki Kürtler olarak Suriye’de Geçici Devlet Başkanı ŞARA’nın KÜRTÇE’yi “SEÇMELİ DERS” olarak kabul eden Kararnamesine işte bu sebeplerle karşı çıkıyoruz.
Suriye geçici Cumhurbaşkanı ŞARA’nın Babasının da düşüncelerini okursak eminim sorunumuz çok daha rahat anlaşılacaktır. Ahmed Şara'nın babası Hüseyin Şara, Suudi Arabistan merkezli "Al Majalla" dergisinde yayımlanan bir makalesinde, "Suriye'nin ne tarihinde ne de günümüzde 'Kürt sorunu' diye bir şey yoktur. Bu, gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan geçici bir meseledir" diyebiliyor!!!

“Nasırcı bir Arap milliyetçisi” olarak bilinen Hüseyin Şara, "Suriye'de Kürt sorunu" başlıklı yazısında, Rojava'daki mevcut Kürt kimliği bilincini "yabancı ve geçici" bir durum olarak nitelendirdi. Hüseyin ŞARA, "Kürt sorununun Suriye'nin yapısında bir varlığı yoktu. Suriye'deki Kürtler, şehirlerde ve köylerde Arap kültürüne sahip ve İslam dinine mensup vatandaşlar olarak yaşıyorlardı. Bu Suriye ülkesinin etnik bir özelliği olduğunu söyleyen herkes büyük bir yanılgıya düşer, çünkü kültürel, düşünsel ve ulusal dengesi birbiriyle iç içe geçmiştir ve birini diğerinden ayıramazsınız" diyen Şara, "Rakka, Deyrizor ve Haseke vilayetleri ile Kamışlo'yu da içeren Cezire bölgesinde, 'Kürt Dağı' olarak bilinen bir dağda Kürt topluluğu vardı. Onların oranı, Suriye nüfusu içinde %3 idi" Kürtlerin Suriye devletine ait olduğunu ve bazı Kürt aşiretlerinin de "Arap kimliğine sahip" olduğunu iddia eden Şara, "Suriye, tek ve birleşik bir ülkedir; kültürü ve düşüncesi Arap ve İslamidir ve hiçbir zaman kimseye karşı ırkçı bir ülke olmamıştır" diye ekledi.
Görüldüğü üzere Geçici Cumhurbaşkanı Ahmet ŞARA’nın babasının düşünceleri bize aşırı tanıdık geliyor. Tamamen Kürt kimliğini İNKAR etmek üzerine kurulan bir düşüncesi var. Kürtleri yok sayan bu düşüncelerinin kökeni ise kendisinin IRKÇI ARAP BAAS PARTİSİ kökenli olmasından kaynaklanıyor. Bunları gören birisinin Ahmet ŞARA’nın Kararnamesine güvenmesi mümkün değildir. O Kararname ANAYASAL bir hak sağlamıyor. ŞARA’nın iki dudağı arasından çıkacak 2 kelimeyle tekrar iptal edilebilir bir Kararnamedir bu. Yapılması gereken şey o Maddelerin ANAYASAYA KONULMASI OLMALIYDI. 

Türkiye Kürtlerinin çok büyük bir bölümünün Suriye’deki gelişmeler için gösterdiği reaksiyonların PKK, YPG veya diğer herhangi bir örgüt ile hiçbir alakası yok. Genel olarak Kürtler, (HDP düşüncesindeki az sayıda insanın aksine) kendilerini yok sayanlara karşı bir refleks olarak Suriye’de Kürtleri yok sayan bu İslami ve İnsani olmayan politikalara karşı çıkıyorlar.
Yani, Biz Türkiye Kürtlerinin Suriye’deki SEÇMELİ KÜRTÇE Dersine karşı çıkmalarının sebebi elimizdeki verilerdir. 
1.) Türkiye tarihinin Kürt hakları konusunda EN FAZLA ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYAN PARTİSİ (tartışmasız olarak) AKPARTİ’dir. Türkiye’de Devlet TV’si olarak ilk defa Akparti TRT6’yı kurmuştur. Şu anda yayından olan Özel ve Kamu TV’lerin içinde tartışmasız en kaliteli yayınları yapan TV yine  TRT 6’dır. 
2.) Türkiye tarihinden Üniversitelerde Kürtçe Öğretmeni yetiştiren kanunları hazırlayan ilk Parti AKPARTİ’dir. Bu sayede bugün Kürtçe Öğretmenleri yetişebilmektedir.
3.) Devleti okullarında Kürtçe Seçmeli Dersler için zemin hazırlayan yasaları yine Akparti hazırlamıştır. 
Tüm bunlar için Akparti’nin ÇOK ZOR ŞARTLARDA (ELİNİ DEĞİL) GÖVDESİNİ TAŞIN ALTINA KOYARAK insiyatif aldığını bilerek yazıyorum.  
Türkiye Kürtleri Akparti’yi Ümmetçi ve Müslüman Kimlikli gördüğü için değer vermiştir. 
Benim Müslüman bir Kürt olarak Akpartiden beklentilerim çok yüksekti. İslami ve İnsani açıdan bir çok politikaya imza atabilecekken son dönemde bundan imtina eder gibi görünmesi yeni ortağı MHP’den mi kaynaklanmaktadır bilemiyorum ancak ben 2014 ve öncesi Akpartiyi özlüyorum. Dikkat ederseniz yukarıda Akparti için hazırladığım 3 maddelik OLUMLU icraatlarının hepsi de 2014 öncesi politikalarına aittir. Yani henüz 2015 Hendek Faciaları ve 2016 Darbesi yaşanmamış zamanlara aittir. O iki felaketten sonra Akpartinin yeni ortak ile (MHP) hareket etmesinin sonuçlarını görüyor olabiliriz ama ben hala umutlu olmak istiyorum. 
Türkiye Kürtlerinin (ırkçı olmaması sebebiyle) sevdiği Akparti maalesef son zamanlarda ama özellikle 2015-2016 süreçleri sonrasında Irkçılık kokan icraatlara imza atmıştır. 
Türkiye'nin toplamında görev yapan DİL DERSİ branşlarına göre dağılımına bakıldığında 102.463 kişi ile İngilizce ve 60.661 ile Türkçe Öğretmeni olduğunu hatırlayalım. 
Yani, Türkiye Geneli toplam 148 Kürtçe Hocasına karşın 102.463 İngilizce Hocası ve 60.661 Türkçe Hocası sayısı Kürtlerin ne kadar muazzam bir haksızlıkla karşı karşıya oldukları gerçeğini adeta haykırıyor. Türkiye nüfusunun oransal olarak EN AZ yüzde 20 Kürt kökenli vatandaş varken Türkçe ile Kürtçe arasındaki bu orantılarla hesaplanamayacak kadar keskin uçurum aslında durumun çok net bir özeti gibi. Şöyle düşünün; 84 milyon nüfusun yüzde 75’i Türk olsun ve yüzde 25’lik kısmıda Kürt kökenli olsun. Demekki (Çerkez, Laz, Arap vs tüm diğer ırklarıda Türk olarak varsayıyorum) 63 Milyon Türk ve 21 Milyonda Kürt vardır. Yani 3 Türk ve 1 Kürt gibi düşünelim. Her 1 milyon Türk Vatandaşına 1.000 civarı Türkçe Öğretmeni düşmekte iken her 1 milyon Kürt vatandaşınada doğal olarak 21.000 Kürt öğretmen ataması yapılması hakkaniyet gereğidir. Oysa 21.000 öğretmen yerine 13 senenin toplamında yalnızca 148 adet öğretmen ataması yapmış olanlar nasıl bu konuda samimi olabilir? Ben bu açıdan bu durumu SAMİMİYET İLE AÇIKLAYAMIYORUM. Yine 2026 yılı Ocak ayı rakamlarına bakarak değerlendirecek olursak; Her 1 adet Kürtçe Öğretmenine karşılık 409 adet Türkçe Öğretmeni ve yine her 1 adet Kürtçe Öğretmenine karşılık 692 adet İngilizce Öğretmeni ataması yapmak NASIL ADİL OLABİLİR? Üstelik biz “KARDEŞ HALK” iken İngilizler Türkleri Düşmanı deniliyorken…   Bu ülkede İngilizler Kürtlerden 692 kat daha değerlimi yani?
Bunun için tekrar ediyorum; Türkiye (ve çok doğal olarak Suriye) kendi KÜRT kökenli vatandaşlarından korkmamalı. Kendi ülkesinin vatandaşlarını SAHİPLENMELİ. 
Vatandaşlarının AİDİYET HİSLERİNİ ARTTIRACAK POLİTİKALARA AĞIRLIK VERMELİ. 
Bir Kürt kendini bu ülkede DIŞLANMIŞ HİSSETMEMELİ.
KÜRTÇEYİ SEÇMELİ DEĞİL, ZORUNLU DERS KAPLAMINA ALMALI. 
NE YANİ BİN YILLIK ORTAK GEÇMİŞİMİZ OLAN, ALPARSLAN’LA, NUREDDİN ZENGİ İLE, YAVUZ SULTAN SELİM İLE İTTİFAKLAR YAPAN VE BU SAYEDE TÜRKLERİN ANADOLU’DA KALICILAŞTIRAN BİZ KARDEŞ KÜRTLERİN “GAVUR” DENİLEN BİR İNGİLİZ KADARDAMI DEĞERİ YOK…
Türkler tarihlerine baksınlar, bir Alparslan, bir Nureddin ZENGİ veya bir Yavuz Sultan Selim neler yapmışlar, hangi şartlarda ve zeminlerde Kürtlerle ittifaklar yapabilmişler? Bu ittifaklar sayesinde kimler ne kazanmış?

Tarih önümüzde duruyor. Geçmişe bakıp varsa hatalarımızla yüzleşip dersler çıkarıp daha büyük ve çok daha ciddi ittifaklar yapmak mümkün.
Bunun için yapmamız gereken en önemli şey ise ırkçılık yapmak yerine Kuranı hakem görmek.
Müslümanlar arası ihtilaflarda Yüce kitabımızada kendine Müslümanım diyen hiç kimse itiraz edemez herhalde…
Bu arada Türk kardeşlerime son bir SORU; Kürtler sizin dilinizi bu kadar rahat konuşup yazarken siz neden KARDEŞLERİNİZİN DİLİNİ ÖĞRENMEYE ÇABALAMIYORSUNUZ?



Bu yazı 178 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI