Bugun...


Zeki Dilek

facebook-paylas
TÜRKİYE NATO’DAN ÇIKMALI
Tarih: 06-04-2026 00:03:00 Güncelleme: 06-04-2026 00:03:00


 
 
Bilindiği üzere Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü veya diğer adıyla NATO, 4 Nisan 1949'da 12 ülke Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletlerinden oluşan 12 ülke tarafından farklı dönemlerde 20 ülkenin daha katıldığı BATI çıkarlarına hizmet eden Uluslararası bir askeri ittifaktır.
Her ne kadar ilk kurulduğu zaman itibariyle Örgütün amacı olarak "üyelerine herhangi bir dış güçten” gelebilecek saldırıya karşı ortak savunma yapmak olarak açıklanmış olsa da aslında 2. Dünya savaşından henüz yeni çıkılmış zamanın 2 kutuplu dünyasında Batı Kapitalizminin en ciddi karşıtı Komünist Bloğu temsil eden Sovyetler Birliğine karşı kurulmuştu. 
Bu ittifaka kabul edilmeden hemen önce 1950 yılında ülkemiz KORE iç harbine katılmaya zorlanmış ve binlerce kilometre ötemizde yaşanan, Ülkemizle hiçbir alakası olmayan ve daha sonra KORE’nin Kuzey ve Güney olmak üzere ikiye bölünmesiyle sonuçlanan bu savaşta Türkiye binlerce Şehid ve Yaralı ile adeta sadakatini ispatladıktan sonra bu İttifaka ancak 1952 yılında üye olabilmiştir.
Uzun yıllar boyunca Sovyetler Birliğine karşı üye ülkelerin savunması amaçlanmış olsa da 90’lı yılların başından itibaren Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra Batı emperyalizminin karşısında durabilecek tek düşman sayılabilecek güç olarak İslam ülkeleri kalmıştır.
NATO İttifakı’nın bugünkü temel amacı artık Komünizm tehlikesi veya Rusya değil, Türkiye’nin de içinde bulunduğu İslam ülkelerinin gelişmesini durdurmak ve yok etmektir.
Bu amaçla NATO ilk defa 11 Eylül saldırıları bahane edilerek "NATO askerleri" kılıfı altında AFGANİSTAN’ın işgalinde kullanılmıştır. Türkiye’de NATO adına bu işgalde önemli rol almış ve hem asker olarak hem de sivil olarak eski Meclis Başkanı ve Dışişleri Bakanı Liceli hemşehrimiz Sayın HİKMET ÇETİN Ocak 2004 yılından Ağustos 2006 ayına kadar NATO’nun Afganistan Kıdemli Sivil Temsilcisi olarak görev yapmıştır.
 
NATO bir çok kez Türkiye düşmanlığı içeren hareketler de yapmıştır.
Bunları çok kısaca özetleyecek olursak;
1.) 2 Ekim 1992’de “Kararlılık Gösterisi” isimli NATO tatbikatında Saratoga isimli ABD savaş uçağı Muavenet isimli savaş gemimizi sözde "yanlışlıkla" vurmuş, gemi komutanımız dâhil 5 askerimiz şehit olmuştur. 
2.) 15 Ağustos 2002’de ABD’nin Nevada Eyaletinde gerçekleştirilen ve NATO tarihinin en kapsamlı askeri tatbikatı olan ve senaryosu “Türkiye’nin işgali” biçiminde hazırlanan “Bin Yılın Meydan Okuması” tatbikatını gerçekleştirmiştir.
3.) İtalya’nın Başkenti Roma’daki NATO Savunma Kolejinde brifing veren bir Amerikalı albay, perdeye bölünmüş Türkiye haritası yansıtmış ve akabinde Subaylarımız toplantıyı terk etmiştir.
4.) Yunanistan’da 4 Kasım 2017’de gerçekleştirilen “Artemis” isimli tatbikatın hedefinin Türkiye olduğu, Türkiye basınında yer almıştır.
NATO, ülkemize yönelik, (Natoya bağlı birçok ülkede olduğu gibi) ülkemiz içinde de GLADİO yapılanmasıyla halkımızı birbirine kırdırma ve ülkemizi zayıflatma faaliyetlerinde de bulunmuştur.
Türkiye’de halkımızı birbirine düşürmeyi amaçlayan ve Sağ-Sol, Alevi-Sünni, Laik-Anti Laik vb isimlerle iç Çatışmalara konu olan birçok olayda NATO’nun kürtaj çocuğu GLADİO’nun izine rastlandığı iddiaları yine Türkiye basınında epeyce yer almıştır. 
Atatürk’ün Selanik’teki evinin bombalandığı iddiası ile başlatılan 6-7 Eylül 1955 İstanbul Beyoğlundaki Gayri Müslimlerin işyerlerinin talan edilmesi olaylarından, Maraş olaylarına, 1 Mayıs 1977 Taksim katliamından 2 Temmuz 1993 Sivas ve hemen ardından 5 Temmuz 1993 Başbağlar katliamlarına kadar birçok olayda Gladionun parmağı olduğu iddiaları yine kamuoyunda yer almıştır.
Gladio yapılanması birçok ülkede soruşturmalara konu olup ortaya çıkarılmasına gayret edilmişse de ülkemizde yeterli ve sağlıklı bir soruşturma yapıldığını iddia etmek mümkün değildir.  
Bugünlerde İstanbul’da konuşlanacak Deniz Unsur Komutanlığı ve Adana’da tesis edilecek Çok Uluslu NATO Kolordusunun da temelde Türkiye’ye hizmet etmeyeceği çok açıktır.
Karargâh yapısı çok uluslu olan bir yapının nihai komutasının Türkiye’de olmasının da pratikte bir faydasının olmayacağı görülmelidir. 
Tüm İslam ülkelerinde yaşanan katliamlarda akan mazlum kanlarının bazen doğrudan, bazen dolaylı olarak müsebbibi ve yöneticisi olan ABD gibi NATO üyesi ülkelere ve bizzat NATO’ya ait İncirlik ve Kürecik üsleri ve Radar kontrol merkezleri başta olmak üzere tüm Uçak ve Radar Üslerinin acilen kapatılması ve idaresinin tümüyle ülkemizin kontrolüne geçmesi hayati önemdedir.
 
Türkiye’nin esenliği ve güvenliği için NATO anlaşmasının derhal ve gecikmeksizin bir an önce feshedilerek, özellikle komşumuz olan tüm İslam Ülkeleri ile mutlaka bir Askeri işbirliği anlaşması imzalanması, Türkiye’deki ABD ve NATO Üslerini 25 Temmuz 1975 Tarihinde Kapatma Kararı alan Süleyman Demirel gibi ülkemizdeki tüm NATO ve ABD üslerine el konulmasının artık mutlak bir zorunluluk olduğunu görmemiz gerekiyor.
Müslüman halklar olarak İslam dünyasına karşı fitnenin merkezi olan ABD ve NATO üslerine karşı çok daha duyarlı olmamız gerekiyor.
 
ABD - İsrail'in hiçbir Uluslararası hukuk kuralını dinlemeden İran'a yaptığı vahşi saldırılarda gösteriyor ki ülkemiz bir an önce kendi asli gücüne güvenmeli, Silah ve Savunma alanında kendi yerli silah ve asker gücüne yer vermelidir.
İçimizdeki TRUVA ATI görevi gören tüm yabancı askerî güçlerin ülkemizdeki varlıklarına son vermek bu anlamda çok daha ciddi hâle gelmektedir.


Bu yazı 619 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI