|
Tweet |
Mehmet Zeki Özer
Diyarbakır’da bu haftaki cuma sohbetinde, İslam’ın toplumsal adalet anlayışının temel direklerinden biri olan zekât ele alındı. Diyarbakır İl Müftü Yardımcısı Mehmet Demir’in konuk olduğu sohbette, modern şehir hayatının gölgesinde unutulmaya yüz tutan paylaşma ahlakı, zekât ibadetinin dini, ahlaki ve sosyal boyutlarıyla masaya yatırıldı.
Günümüz şehirlerinin her geçen gün daha hızlı büyüdüğüne dikkat çeken Demir, gökyüzüne uzanan devasa binalar, ışıl ışıl vitrinler ve durmaksızın dönen tüketim çarkının, toplumun her kesimi için aynı refahı üretmediğini vurguladı. Aynı sokakta, hatta kimi zaman aynı apartmanda bir yanda bolluk içinde yaşayanlar, diğer yanda ise sessizce eksilen ve tükenen hayatların varlığına işaret eden Demir, bu çelişkinin İslam’ın asırlardır kurduğu denge mekanizmasıyla aşılabileceğini ifade etti.
“Zekât, Bir Hesap Değil Bir Vicdan Ölçüsüdür”
Zekâtın çoğu zaman banka hesaplarında yuvarlanan rakamlar ve yılda bir kez yapılan teknik bir matematik hesabı olarak algılandığını belirten İl Müftü Yardımcısı Demir, bu yaklaşımın büyük bir yanılgı olduğunu söyledi. Zekâtın, soğuk bir hesap tablosundan ibaret olmadığını vurgulayan Demir, “Zekât, malın değil, vicdanın ölçüsüdür. Namaz insanın Rabbi ile olan bağını nasıl canlı tutuyorsa, zekât da insanı toplumun kılcal damarlarına bağlar. Bu yüzden Kur’an-ı Kerim’de namaz ve zekât, birbirinden ayrılmaz iki ibadet olarak yan yana zikredilir” dedi.
Mülkiyet Bir Hak Değil, Emanettir
Sohbette, mülkiyet anlayışının İslam’daki yerine de değinildi. İnsanların kazandıkları her şeyin mutlak sahibi olduklarını zannetmelerinin büyük bir yanılgı olduğunu ifade eden Demir, zekâtın bu noktada güçlü bir hatırlatıcı olduğunu dile getirdi. “Kazanç bir nimettir ama aynı zamanda bir sorumluluktur” diyen Demir, İslam’a göre zenginliğin, başkasının hakkını da içinde barındıran bir emanet olduğunun altını çizdi.
Zekât vermenin bir lütuf ya da iyilik olmadığını özellikle vurgulayan Demir, şu ifadeleri kullandı:
“Zekât, yoksulun, borçlunun ve kimsesizin o mal üzerindeki hakkının sahibine teslim edilmesidir. Bu bir bağış değil, bir iade işlemidir. Veren el, aslında kendisine ait olmayan bir hakkı gerçek sahibine ulaştırmaktadır.”
Gelir Uçurumlarına Karşı İlahi Bir Köprü
Gelir adaletsizliğinin her geçen gün derinleştiği bir dünyada zekâtın öneminin daha da arttığını belirten Demir, servetin sadece belli ellerde toplanmasının toplumda derin kırılmalara yol açtığını söyledi. Zekâtın bu birikimi engelleyen ilahi bir sistem olduğunu dile getiren Demir, zekâtın zengin ile fakir arasındaki uçurumu kapatan gizli bir köprü vazifesi gördüğünü ifade etti.
“Zekât, sınıflar arasındaki kırgınlıkları azaltır. Hasretin yerini merhamete, hasedin yerini duaya bırakmasını sağlar. Zengin ile fakiri aynı vicdan terazisinde buluşturur” diyen Demir, zekâtın sadece maddi değil, manevi bir toplumsal barış unsuru olduğunu kaydetti.
Verenin Arınması, Toplumun Dirilmesi
Zekâtın yalnızca alanı değil, asıl vereni terbiye eden bir ibadet olduğunu belirten İl Müftü Yardımcısı Demir, bunun bir vicdan eğitimi olduğunu söyledi. Zekâtın, insanı cimrilik prangasından kurtardığını ve malın gerçek sahibinin kim olduğunu sürekli hatırlattığını ifade eden Demir, “Zekât, malı eksiltmez; aksine paylaşmanın getirdiği huzurla rızkı bereketlendirir” dedi.
Asıl Kriz: Vicdanların Yoksullaşması
Konuşmasında dikkat çeken bir diğer başlık ise “vicdanların yoksullaşması” oldu. Günümüzde yaşanan krizin sadece ekonomik olmadığını belirten Demir, zekâtın bir ibadet listesindeki başlığa indirgenmesinin ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekti. “Zekât, toplumu ayakta tutan sessiz bir adalet çağrısıdır. Bu çağrı ihmal edildiğinde sadece mideler değil, vicdanlar da aç kalır” ifadelerini kullandı.
Paylaşmanın, empati kurmanın ve “biz” bilincinin zayıfladığı toplumlarda, binalar ne kadar yükselirse yükselsin insanlığın o kadar irtifa kaybettiğini söyleyen Demir, zekâtın bu gidişata karşı güçlü bir uyarı ve davet olduğunu vurguladı.
“Toplumun Huzuru, En Fakirin Tebessümündedir”
Cuma sohbeti, zekâtın merhametin, kardeşliğin ve adaletin hâlâ mümkün olduğuna dair güçlü bir mesaj olduğu vurgusuyla sona erdi. İl Müftü Yardımcısı Mehmet Demir, bu mesajın bugünün gürültülü ve bencil dünyasında her zamankinden daha fazla duyulmaya muhtaç olduğunu belirterek, “Bir toplumun huzuru, en zenginin kasasında değil; en fakirinin yüzündeki tebessümde saklıdır” dedi.