|
Tweet | Tarih: 17-09-2026 18:29 |
Mehmet Zeki Özer
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, yatırım fonlarında yaşanan likidite sorunlarını ve SPK’nın denetim süreçlerini TBMM gündemine taşıdı. Eren, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verirken, konunun kapsamlı biçimde incelenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasını da talep etti.
Eylül ayında bazı yatırım fonlarının katılma payı iade ödemelerinde temerrüt yaşanmasının ardından SPK tarafından 7 portföy yönetim şirketinin bünyesindeki fonlara yönelik tedbirler alınmış, toplam 130 yatırım fonunun tasfiyesine karar verilmişti.
Kamuoyuna yansıyan TEFAS verilerine göre, söz konusu 7 şirket bünyesinde işlemleri durdurulan fonların toplam büyüklüğünün yaklaşık 1,10 trilyon TL’ye, fon bazında yatırımcı kayıtlarının ise yaklaşık 932 bine ulaştığı belirtiliyor. Tasfiye kararı verilen 130 fonun ise yaklaşık 826 milyar TL büyüklüğünde olduğu ve 514 binden fazla fon bazlı yatırımcı kaydını kapsadığı ifade ediliyor.
“SPK riskleri ne zaman tespit etti?”
Eren, Bakan Şimşek’e yönelttiği soru önergesinde, SPK’nın söz konusu fonlardaki likidite ve yoğunlaşma risklerini ne zaman tespit ettiğini sordu. Denetim süreçlerinin, yatırımcıların iade taleplerinin karşılanamadığı aşamaya gelmeden neden sonuçlandırılmadığının açıklanmasını isteyen Eren, yatırımcıların alacaklarının hangi takvim çerçevesinde ödeneceğini de gündeme getirdi.
Fonların sınırlı işlem hacmine sahip hisselerde yoğunlaşıp yoğunlaşmadığının açıklanmasını isteyen Eren, portföy yönetim şirketleri ile fonların yatırım yaptığı şirketler arasındaki doğrudan veya dolaylı ilişkilerin de araştırılmasını talep etti.
Eren ayrıca SPK’nın bazı pay piyasalarındaki işlemler nedeniyle 38 kişi hakkında yaptığı suç duyuruları ile tasfiye kapsamındaki fonlar arasında herhangi bir bağlantı bulunup bulunmadığını da Bakan Şimşek’e sordu.
Fon piyasasının denetimi araştırılsın
Eren’in Meclis araştırması önergesinde, yaşananların yalnızca birkaç fonun ödeme güçlüğüyle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiği belirtildi.
Önergede; fon piyasasının denetim yapısı, SPK’nın erken uyarı ve gözetim kapasitesi, portföy yoğunlaşmaları, ilişkili taraf işlemleri ve yatırımcıların korunmasına yönelik mevcut mekanizmaların bütünlüklü biçimde incelenmesi istendi.
Tasfiye sürecinde Hazine, kamu bankaları, Türkiye Varlık Fonu veya başka bir kamu kurumu üzerinden doğrudan ya da dolaylı olarak kamu kaynağı kullanılıp kullanılmayacağının da açıklanmasını isteyen Eren, sürecin şeffaf yürütülmesi çağrısında bulundu.
“Yatırımcıların hakları korunmalı”
Eren, konuya ilişkin değerlendirmesinde yüz binlerce kişinin tasarruflarını ve yüz milyarlarca liralık fon varlığını ilgilendiren bir tablo ortaya çıktığını belirtti.
Eren, yalnızca fonların neden ödeme yapamadığının sorgulanmasının yeterli olmadığını ifade ederek, risklerin ne zaman ortaya çıktığının ve SPK’nın ne zaman haberdar olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Fonların hangi hisselerde yoğunlaştığı, portföy yönetim şirketleri ile yatırım yapılan şirketler arasında herhangi bir ilişki bulunup bulunmadığı ve olağan dışı fiyat hareketlerinin nasıl denetlendiğinin araştırılması gerektiğini belirten Eren, tasarruf sahiplerinin zararının büyümesini önleyecek tedbirlerin alınmasını istedi.
Eren, özel şirketlerin işlemlerinden kaynaklanabilecek zararların kamu kaynakları üzerinden karşılanması ihtimaline karşı da sürecin açık ve şeffaf yürütülmesi gerektiğini belirterek, sorumluluğu bulunanların ortaya çıkarılması, yatırımcıların haklarının korunması ve benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli düzenlemelerin yapılması çağrısında bulundu.