|
Tweet |
HÜDA PAR Sözcüsü ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin İlke Haber Ajansına (İLKHA) yaptığı değerlendirmede, örgütün kendini feshetmesi ve silahlarını teslim etmesinin ardından hukuki sürecin başlayacağını belirterek, kalıcı toplumsal barış için Kürt meselesinin adalet zemininde ele alınması, bölgesel kalkınmanın desteklenmesi ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Ramanlı, silah ve şiddetin sona ermesiyle birlikte meselenin sivil siyaset zeminine taşınması gerektiğini vurgularken, bölge halkının ekonomik kalkınma, yaşanabilir şehirler ve temel hak ve özgürlükler konusunda önemli beklentileri bulunduğunu ifade etti.
"Örgüt kendini fiilen de feshetmek konusunda bir organizasyon içerisine girmiş görünüyor"
"Terörsüz Türkiye hedefinde gelinen aşama nedir?" sorusunu yanıtlayan Ramanlı, şu ifadeleri kulalndı:
"Evet, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çerçeve kanun onaylandıktan ve yürürlüğe girdikten sonra, tabii ki bu kanunun içeriğindeki hükümlerin yürürlüğe girip girebilmesi için örgütün kendini gerçekten feshetmiş olması ve bunun teyit mekanizmaları tarafından da tescil edilmesi gerekiyor. Bu yönde biliyorsunuz çok kamuoyuna yansımıyor, doğrusu biz de birebir hangi aşamalardan geçtiğini şu anda bilebilecek durumda değiliz. Zaman zaman hükümet yetkililerinin yaptığı açıklamalardan da anladığımız kadarıyla örgüt kendini fiilen de feshetmek, işte mağaraları boşaltmak, ellerindeki silahları teslim etmek konusunda bir organizasyon içerisine girmiş görünüyor. Eğer aktarıldığı gibiyse ve beklenen hızda sonuç alınabilirse, o kanundaki belirlenen işte belli suçlar bakımından ceza almış olanlar ya da soruşturma geçirenler açısından bir hukuki yararlandırma süreci başlayacak gibi görünüyor."
"Silah ve şiddetin asla bir hak arama yöntemi olarak görülmemesini istiyoruz"
Sürecin toplumsal karşılığını ile ilgili de konuşan Ramanlı, "Tabii biliyorsunuz bu şu anda içinde bulunduğumuz süreç ve niyet aşamasında ve belli bir çerçevede ilerleyen süreç eğer başarıya ulaşırsa bu Türkiye'deki bütün vatandaşların ortak arzusudur ki bizler de ülkemizde sorunların sivil siyaset zemininde meşru vasıtalarla çözümünün, mücadelesinin gerektiğini, silah ve şiddetin asla bir hak arama yöntemi olarak görülüp gösterilmesinin gündeme dahi gelmemesini istiyoruz. Şayet Kürt meselesi bağlamında da silah ve şiddet ortadan kalkacaksa bu ümidin mütemadiyen diri tutulması ve bu sonuca ulaşılması konusunda da herkesin üzerine düşeni yapması gerekecektir." dedi.
"Suça bulaşanlar açısından da ilerleyen süreçlerde bir düzenlemeye ihtiyaç olacak"
Ramanlı, "Elbette ki 40 yıldan fazla bir süredir silah kullanan, dağda bulunan bir örgütün ve üyelerinin varlığından bahsediyoruz. Her ne kadar çerçeve yasada öldürme suçuna bulaşmamış olan örgüt üyelerinin örgütün feshinden sonra belli bazı indirimlerden istifade edeceği, infazlarının durdurulacağı ve denetimli serbestlik tedbiri altında topluma entegrasyonunun sağlanacağı öngörülmüşse de bunun bir öteki yüzü de var. Suça bulaşanlar açısından da ilerleyen süreçlerde bir düzenlemeye ihtiyaç elbette ki olacak ama bunları konuşmak için henüz erkendir diye düşünüyorum." şeklinde belirtti.
"Bölge halkı silah ve şiddetten çok çekti"
Bölge halkının beklentileri hakkında da konuşan Ramanlı, şunları söyledi:
"Bölge halkı silah ve şiddetten çok çekti. Olağanüstü hal bölge rejimlerinden, köy basmalardan, yol kesmelerden, güvenliğin bozulmasından ciddi manada muzdarip oldu. Evet, son neredeyse 10 yıllık bir süreçte ciddi manada bir iyileşme sürecini kendiliğinden görüyoruz bölgemizde. Ama sadece bölgenin kendi dinamikleriyle ayağa kalkması mümkün olamayacağı için bölgemize de yatırımların daha fazla aktarılabilmesi ve oradaki ekonomik canlılığın arttırılması, bununla beraber bölgemizin de yaşanabilir şehirler, yaşanabilir bir kırsal imkanına kavuşması elbette ki bir özlemdir. İnşallah o günleri de hep beraber göreceğiz."
"Dil, kimlik ve bölgesel kalkınmışlık başlıklarında çözülmesi için atılacak bir sürü adım var"
Sürecin siyasi tartışmaların ötesinde toplumsal barışa dönüşmesi nasıl sağlanabilir? sorusuna da yanıtlayan Ramanlı, "Elbette ki Kürt meselesinin çözülmesiyle sağlanabilir. Çünkü bugün PKK dediğimiz, silah dediğimiz, örgüt dediğimiz, terör dediğimiz, çatışma dediğimiz bütün bu olağan dışılıkların temelinde Kürt meselesinin adalet zemininde çözülmemiş olması yatıyor. Eğer Kürt meselesi önümüzdeki süreçte bu silah ve şiddetin son bulması, örgütün kendini feshetmesi ve bütünüyle mücadelenin sivil alana kaydırılması ile neticelenirse bundan sonra elbette ki Kürt meselesinin de kardeşlik hukukunun tesis edilmesi suretiyle dil, kimlik ve bölgesel kalkınmışlık başlıklarında çözülmesi için atılacak bir sürü adım var. Bunların da atılması suretiyle ancak toplumsal barış sağlanabilir." diye konuştu.
"Güvenlik ve özgürlük dengesini her zaman için hukukçular tartışıyor"
Güvenlik politikalarının temel hakları kısıtlamadan, hukuk çerçevesinde yürütülmesi gerektiğine vurgu yapan Ramanlı, "Elbette güvenlik ve özgürlük dengesini her zaman için hukukçular tartışıyor, anayasa hukukçuları tartışıyor, siyasetçiler tartışıyor. Esas olan hürriyettir, özgürlüktür. Yani bu hürriyetlerin, bu hakların kullanılabilmesinin önünün açılmasıdır. Böyle bir ortama sahip olmamızdır. Elbette ki asayiş sorunları, şiddet, terör, güvenlik politikaları bu tür hakların kullanımını ciddi manada daraltıyor, hatta bazen hiç kullanılamaz hale getiriyor. Bu önümüzdeki süreçte suç işleyenle, gayrimeşru alana taşanla elbette hukuk içerisinde mücadele yürütülmelidir. Ama bu, temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını topyekün sınırlayacak bir anlayışa da dönüşmemesidir. Şayet böyle olursa hem toplumsal barış sağlanmış olur, hem de terörle, şiddetle, suçla mücadele mümkün hale gelebilir." dedi.