|
Tweet | Tarih: 29-06-2026 17:49 |
Mehmet Zeki Özer
Eren, önergesinde söz konusu infazların üzerinden 101 yılı aşkın süre geçmesine rağmen mezar yerlerinin kamuoyuna açıklanmadığını belirterek, ailelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve hukuk örgütlerinin yıllardır süren başvurularına rağmen herhangi bir sonuca ulaşılamadığını ifade etti. Diyarbakır Barosu ile Şeyh Said Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği’nin de mezar yerlerinin tespiti ve açıklanması yönünde girişimlerde bulunduğu hatırlatıldı.
Önergede, yakınlarının akıbetini öğrenme hakkının uluslararası insan hakları hukukunda güvence altına alındığı vurgulanarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve Birleşmiş Milletler’in “hakikati bilme hakkı” yaklaşımına atıf yapıldı.
Eren, devletlerin geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşmesinin toplumsal barış, demokratikleşme ve hukuk devleti açısından önem taşıdığını belirterek, aradan geçen bir asrı aşkın süreye rağmen mezar yerlerinin açıklanmamasının “insani ve vicdani bir eksiklik” olduğunu ifade etti.
Soru önergesinde İçişleri Bakanlığı’na şu başlıklarda sorular yöneltildi:
Bakanlık arşivlerinde Şeyh Said ve beraberindekilerin mezar yerlerine ilişkin belge veya kayıt bulunup bulunmadığı
Aileler ve ilgili kurumlar tarafından yapılan başvurular kapsamında bugüne kadar hangi işlemlerin yapıldığı
Konuya ilişkin herhangi bir arşiv taraması veya kurumlar arası çalışma yürütülüp yürütülmediği
Bilgi bulunması hâlinde bunun neden kamuoyu veya ailelerle paylaşılmadığı
Mezar yerlerinin açıklanmamasının gerekçesi
Arşivlerin açılması ve mezar yerlerinin tespitine yönelik bir çalışma planı olup olmadığı
Benzer dosyalar için geçmişe dönük kurumsal bir inceleme yapılıp yapılmayacağı
Soru önergesinin İçişleri Bakanı tarafından Anayasa ve TBMM İçtüzüğü çerçevesinde yazılı olarak yanıtlanması istendi.