Bugun...


Alaattin Parlak: “Futbol, sadece oyun değil; siyasetin ve iktidarın da sahası”
Tarih: 25-08-2026 08:56:17 Güncelleme: 25-08-2026 09:10:17 + -


AK Parti 6. ve 7. Dönem MKYK Üyesi Alaattin Parlak, futbolun toplumsal ve siyasal etkisini kaleme aldı. Parlak, stadyumların yalnızca spor karşılaşmalarının yapıldığı alanlar olmadığını belirterek, futbolun kimlik, aidiyet, siyaset, sermaye ve iktidar ilişkileriyle iç içe geçtiğine dikkat çekti.

facebook-paylas
Tarih: 25-08-2026 08:56

Alaattin Parlak: “Futbol, sadece oyun değil; siyasetin ve iktidarın da sahası”

Taşkın Çulcu

 

AK Parti 6. ve 7. Dönem MKYK Üyesi Alaattin Parlak, “Sahadaki Oyun, Tribündeki İktidar” başlıklı değerlendirmesinde futbolun modern toplumdaki siyasal ve ideolojik rolünü ele aldı.

Futbolun yalnızca 22 oyuncunun top peşinde koştuğu bir spor olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Parlak, milyonlarca insanı aynı duygu etrafında buluşturan bu alanın aynı zamanda kimliklerin, toplumsal gerilimlerin ve siyasi tutumların görünür hale geldiği bir mecra olduğunu belirtti.

“Futbol güçlü bir toplumsal dil”

Futbolun toplumların kendilerini ifade ettikleri güçlü dillerden biri olduğunu vurgulayan Parlak, kulüplerin ve taraftarlığın hemşehrilik, sınıf, etnik kimlik ve siyasi duruş gibi unsurların ifade edilmesinde rol oynadığını kaydetti.

Parlak, tribünlerin günlük hayatta dile getirilemeyen öfke ve beklentilerin tezahürat, şarkı ve farklı davranış biçimleriyle dışa vurulduğu alanlara dönüşebildiğini belirterek, futbolun toplumların sosyal dokusunu ve güç ilişkilerini yansıtan bir “toplumsal ayna” niteliği taşıdığını ifade etti.

Tarihten günümüze futbol ve siyaset

Futbolun 20. yüzyıl boyunca devletler ve siyasi rejimler tarafından da kullanıldığını belirten Parlak, İtalya'daki Mussolini döneminden İspanya'daki Franco yönetimine, 1978 Arjantin Dünya Kupası'ndan Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku ülkelerine kadar farklı örneklerin futbol-siyaset ilişkisini ortaya koyduğunu söyledi.

Parlak, futbol organizasyonlarının kimi dönemlerde ülkelerin güç ve modernlik imajını desteklemek, kimi dönemlerde ise siyasi rejimlerin meşruiyet arayışlarına katkı sağlamak amacıyla kullanıldığını ifade etti.

Günümüzde Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası gibi organizasyonların da milli marşlar, bayraklar ve kolektif coşku üzerinden güçlü bir “biz” duygusu oluşturduğuna dikkat çekti.

“Futbol, soft power aracına dönüştü”

  1. yüzyılda futbolun siyasi kullanımının daha karmaşık bir hale geldiğini savunan Parlak, özellikle Körfez ülkelerinin futbola yönelik yatırımlarını bu kapsamda değerlendirdi.

Katar'ın 2022 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmasını ve Suudi Arabistan'ın futbol yatırımlarını örnek gösteren Parlak, büyük spor organizasyonları ile kulüp sahipliklerinin artık yalnızca sportif veya ticari kararlar olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.

Parlak, futbolun ülkeler açısından uluslararası prestij, görünürlük ve etki oluşturmanın araçlarından biri haline geldiğini ifade ederek, “soft power” kavramına dikkat çekti.

Kulüp sahipliği ve sermaye ilişkileri

Futboldaki sermaye ilişkilerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Parlak, devlet fonları, büyük sermaye grupları ve siyasi güç odaklarıyla bağlantılı sahiplik yapılarına dikkat çekti.

Taraftarların ise çoğu zaman kulüplere renk, forma ve aidiyet üzerinden duygusal bağ kurduğunu ifade eden Parlak, bu durumun futbolun ekonomik ve siyasi boyutlarının geri planda kalmasına neden olabildiğini savundu.

Futbolun kitlelerin gündelik ekonomik ve siyasi sorunlarından uzaklaşmasını sağlayan bir alan olarak da kullanılabildiğini belirten Parlak, bu durumu Marksist düşüncedeki “afyon” metaforuyla ilişkilendirdi.

Tribünlerde sınıf ve kimlik gerilimi

Parlak, futbolun sınıfsal ve kimliksel gerilimlerin de görünür olduğu bir alan olduğuna işaret etti.

İngiltere'deki hooliganizmden Latin Amerika'daki “barras bravas” yapılanmalarına kadar farklı taraftar gruplarının toplumsal ve siyasi ilişkilerle bağlantılı biçimde incelenebileceğini belirten Parlak, Avrupa tribünlerinde ırkçılık ve yabancı düşmanlığının da zaman zaman ortaya çıktığını ifade etti.

Federasyonların ve kulüplerin yürüttüğü çeşitlilik ve kapsayıcılık kampanyalarının ise toplumsal sorunların yapısal boyutlarını çözmekte yetersiz kalabildiğini savundu.

FIFA ve UEFA'ya eleştiri

Futbolun uluslararası kurumlarının “futbol ailesi” ve “fair play” gibi kavramlarla evrensellik iddiası taşıdığını belirten Parlak, buna karşın FIFA ve UEFA'nın geçmişte yaşanan yolsuzluk tartışmaları ve büyük sermaye ile siyasi çıkarların kesiştiği alanlar nedeniyle eleştirildiğini kaydetti.

Parlak, futbolun eşitlik ve adalet söylemleriyle ekonomik ve siyasi güç dengesizliklerinin zaman zaman görünmez hale getirilebildiğini öne sürdü.

“Saf futbol mümkün mü?”

Futbolun bütün siyasi ve ideolojik boyutlarına rağmen estetik ve sportif değerinin inkâr edilemeyeceğini belirten Parlak, oyunun yarattığı kolektif coşku ve güzellik deneyiminin gerçek olduğunu ifade etti.

Ancak futbolu tamamen siyasetten ve toplumsal ilişkilerden bağımsız, “sadece oyun” olarak görmenin doğru olmadığını savunan Parlak, yazısını şu soruyla tamamladı:

“Stadyumda bayrak sallarken, marş söylerken ve ‘biz’ diye bağırırken, hangi partilerin oyununda yer aldığımızı ne kadar sorguluyoruz?”

Parlak, futbolun büyüsünün, bu sorunun unutulabildiği ölçüde güçlü olduğunu ifade etti.




Bu haber 457 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
YUKARI