Bugun...


Hakan MUHTAR

facebook-paylas
SAYIN YUSUF TEKİN’E ASIL SARI ZARF VERİLMELİ
Tarih: 20-04-2026 00:03:00 Güncelleme: 20-04-2026 00:03:00



Türkiye’de eğitim sistemi yalnızca müfredatla, sınavlarla veya fiziki imkanlarla
tartışılmıyor. Bugün asıl mesele, sistemin ruhunu ayakta tutan "adalet"
duygusunun kökünden sarsılmış olmasıdır. 
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görevde yükselme süreçleri, hukuktan ve
liyakatten tamamen koparak, "torpil mekanizmasının" dişlileri arasında
ezilmektedir. Bu iddia artık bir söylenti değil; bizzat sahadan yükselen, özellikle
doktoralı öğretmenlerin gözyaşlarıyla mühürlenmiş acı bir gerçektir.
ERKEK EGEMEN BARİKATLAR VE İCAZET ZİNCİRİ
Düşünün ki bir kadın öğretmensiniz. Yıllarınızı eğitime vermişsiniz, akademik
kariyer yapmışsınız, liyakatinize güvenerek sınava giriyorsunuz. Ancak
karşınıza aşılması imkansız bir "erkek yönetici duvarı" örülmüş vaziyette. Okul
müdürü erkek, yardımcıları erkek, ilçe şube müdürleri, il müdürü, kaymakam,
vali... Hepsi erkek! Bu tablo tesadüf olamaz. Bu, bilinçli bir "icazet ağı”
varlığının göstergesidir.
Bir kadın öğretmenin bu sistemde yükselebilmesi için başarısı, performansı
veya EKYS puanı yetmiyor. Bu erkek egemen ağdan onay almanız, birilerinin
"kızı, yeğeni veya himayesi altında" olmanız bekleniyor. Eğer torpiliniz yoksa,
dünyanın en iyi öğretmeni olsanız bile bu sistemin gözünde bir "hiç"
hükmündesiniz. Liyakat, başarı, uyumluluk... Bunların hepsi bu devasa tiyatro
oyununda kullanılan basit dekorlardan ibaret.
BİR BİLİM KADINININ TASFİYE HİKAYESİ: BALIKESİR KARESİ ÖRNEĞİ
Durumun ne kadar acımasızlaştığını görmek için uzaklara gitmeye gerek yok.
Balıkesir’in Karesi ilçesinde yaşananlar, eğitimin nasıl bir "mankurtlaşma"
operasyonuna dönüştüğünün bir fotoğrafıdır. 
Doktoralı bir Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) öğretmeni, sadece yönetici
olma hakkını aradığı için hedef tahtasına oturtuluyor. İlk hamle ekonomik:
Elindeki ek dersleri hukuksuzca alınıp, yerine BİLSEM kültürüyle alakası
olmayan bir "görevlendirme" öğretmen getiriliyor. Kamu zararı kimin
umurunda? Hak aramak için dilekçe verdiğinde ise karşısında bulduğu şey;
mobbing, aşağılanma ve baskı.
OKULDA PUSU: EĞİTİMDE SUİKAST GİRİŞİMİ
Hikaye burada bitmiyor, daha da karanlık bir hal alıyor. Bu liyakat sahibi kadın
öğretmen, sınavları ve mülakatları kazanmasına rağmen "torpil duvarına"
çarpıyor ve BİLSEM’den adeta kovuluyor. 

Hakkını mahkemede ararken, görevlendirildiği diğer okulda kendisine resmen
bir pusu kuruluyor. 
Bir öğrenci, iki metreden az mesafeden ıslak bez futbol topuyla saldırı
düzenliyor. İddialar vahim: Okul müdürünün bahçedeki nöbetçi öğretmenleri
kasten çektiği, saldırı sonrası ambulansın 45 dakika kadar geciktirildiği
söyleniyor. Bu bir disiplin suçu değil, bu bir suikast girişimidir! 
Ancak Karesi Kaymakamlığı soruşturmaya izin vermiyor, olayın üstü
kapatılıyor. Mağdur öğretmen ise "ışık hızıyla" o okuldan da sürülüyor.
MÜFETTİŞ SOHBETİNDEN SÜRGÜNE
Ardından gelen süreç tam bir hukuk trajedisi. Bakanlık Müfettişi geliyor,
"sohbet etmeye geldim" diyor ancak o "sohbetten" aylıktan kesme cezası ve
şehir dışına (300 km) sürgün çıkıyor. Gittiği yeni şehirde ise karşılaşdığı ilk şey,
bir okul müdürü tarafından makamında savrulan ölüm tehditleri oluyor. 
İşte Türkiye’de liyakatli, doktoralı, bilim üreten bir kadın öğretmenin ödülü:
Suikast, sürgün, tehdit, mobbing ve yok sayılma. Neden? Çünkü Ankara’da bir
"dayısı" yok. Çünkü bir milletvekilinin listesinde adı geçmiyor.
SAYIN BAKAN’IN "ŞAKA"SI VE ACI GERÇEKLER
Tüm bunlar yaşanırken Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin ne yapıyor? 1
Nisan şakası kabilinden, bir kadın öğretmene "şaka yollu" sarı zarf veriyor. 
Sayın Bakan, sizin şaka niyetine verdiğiniz o sarı zarf, Balıkesir’de ve
Anadolu’nun dört bir yanında kadın öğretmenlerin hayatını karartan gerçek
birer infaz belgesine dönüşmüş durumda!
Sizin sahadan haberiniz yok mu? Eğer varsa ve sessiz kalıyorsanız bu suç
ortağı olmaktır. Eğer haberiniz yoksa, o koltukta oturmanın meşruiyeti
kalmamıştır. Bir tarafta hakkını ararken mahkeme masraflarını cebinden
ödeyen yalnız öğretmenler, diğer tarafta devletin avukatları tarafından korunan
torpilci yöneticiler...
İSTİFA BİR ERDEMDİR
Bu sistem, torpil yapanı korumak, liyakatli olanı ise öğütmek üzerine dizayn
edilmiştir. İl milli eğitim müdüründen kaymakamlara kadar uzanan bu sessizlik
sarmalı, Bakanlığın iradesinden güç almaktadır. 
Sayın Bakan, o "şaka" yaptığınız sarı zarfın asıl muhatabı sizsiniz. Bilerek
veya bilmeyerek bu haksızlıklara göz yumduğunuz, liyakatli kadın
öğretmenlerin kariyerlerinin çalınmasına sessiz kaldığınız için asıl sarı zarf

size verilmelidir. Allah’tan korkan ve kuldan utanan bir irade, bu feryadı
duymazdan gelemez. Liyakat sahibi kadın öğretmenlerden özür dilemek ve
istifa etmek, şu aşamada yapılabilecek en onurlu harekettir. 
Aksi takdirde, verdiğiniz o şaka zarflar, tarihe "eğitimin cenaze namazı" olarak
geçecektir.
Hakan MUHTAR



Bu yazı 107 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI