Bugun...


YASEMİN ENSARİ

facebook-paylas
BAĞIMSIZ OL: HAYATININ YEDEĞİ YOK!
Tarih: 15-04-2026 00:03:00 Güncelleme: 15-04-2026 00:03:00


 
Gerek dünyada gerekse bireysel yaşamlarımızda gündemin hızla değişmesi ve beraberinde getirdiği belirsizlikler, bizi güvenli bir sığınak arayışına itmektedir. Sığındığımız şeyler bazen milyonlarca insana ulaşabildiğimiz sosyal medya, bazen tütün ürünleri, bazen de çok daha yıkıcı maddeler olabilmektedir. Hayatla baş etmemizi sağladığını düşündüğümüz bu sığınaklar beynimizdeki ödül merkezini ele geçirerek bağımlı olmamıza neden olmaktadır. Bu nedenle insan vücuduna ve toplumun geneline sayısız zararları olan bağımlılıklarla ilgili bilgilenmeli, ilgili kurumlardan destek almalı ve ‘’hayatın yedeğinin olmadığı’’ düşüncesi ile bağımsızlık seçilmelidir.
Bağımlılık, bireyin bir maddeye, bir davranışa veya bir nesneye karşı kontrolünü kaybetmesidir. Birey bu unsurları sağlığı ve sosyal ilişkileri bozulmasına rağmen kullanmaya devam etmektedir. Bağımlılık yapıcı unsurlar beyindeki ödül merkezini etkileyerek dopamin salgısını bozar, bu da fiziksel/psikolojik yoksunluk belirtilerine ve tolerans gelişimine yol açar. Bu durum eskiden sadece irade zayıflığı olarak görülse de, günümüzde yapılan araştırmalara göre bağımlılık kronik bir beyin hastalığı olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca madde (alkol, tütün vb.) bağımlılığı ve davranışsal (kumar, teknoloji, oyun vb.) bağımlılık türleri tedavi gerektiren hastalıklar olarak kabul edilir.
Bağımlılığın psikolojik sorunlar, genetik yatkınlık ve çevresel faktörler gibi nedenleri bulunmaktadır. Psikolojik nedenler arasında depresyon, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu veya DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) sayılabilir. Bu sorunları yaşayan bireyler hissettikleri duygusal boşluğu ve acıyı bastırabilmek amacıyla bağımlılık yapıcı maddelere yönelebilmektedir. Ayrıca stresle baş etme becerileri gelişmemiş bireyler de bir kaçış yolu olarak bağımlılığı seçebilmektedir. Bazı insanlar ise genetik olarak bağımlılığa daha yatkın bir beyin yapısıyla doğarlar. Bunun nedenleri ailede bağımlılık öyküsünün olması, dopamin reseptörlerinin azlığı ve çeşitli bağımlılıkla ilişkilendirilmiş genlerdir. Yaşanılan çevre de bağımlılığın gelişmesinde önemli rol oynamaktadır. Örneğin; aile içerisinde yaşanan ihmal, akran baskısı, maddeye veya bağımlılık yapıcı eyleme kolay ulaşabiliyor olmak çevresel bağımlılık risklerini arttırmaktadır. 
 Bağımlılık tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bu hastalığın tedavisinde öncelikle hem tıbbi yardım hem de psikolojik destek alınmalıdır. Bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın ALO 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı, 112 Acil Çağrı Merkezi, ALO 115 YEDAM (Yeşilay Danışma Merkezi) Hattı ücretsiz olarak aranabilmektedir. Daha sonra da bireysel olarak bağımlılığı tetikleyici unsurlardan uzak durmak, yaratmış olduğu alışkanlığın yerini spor, sanat gibi sağlıklı rutinlerle doldurmak, aile üyeleri ve güvenilir arkadaşlar ile sosyal bağları güçlendirmek; eğitim hedeflerine ulaşmak için çalışmak gerekir. En önemlisi de bağımsız olabilmek ve hayatın kontrolünü yeniden ele alabilmek için ‘’Hayır’’ deme iradesini gösterebilmektir. Zira her insan değerlidir, her hayatın da yedeği yoktur…
Yasemin ENSARİ
Sosyolog-Çocuk Gelişimi Uzmanı


Bu yazı 132 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI