Dünya bazen çok gürültülü bir yer gibi görünür. Ekranlar dolar, manşetler atılır, liderler konuşur… Ama bazı anlar vardır ki, en yüksek ses bile derin bir sessizliği gizler.
Bugün Filistin’de, Gazze’de, İran’da ve zulmün gölgesinde yaşayan pek çok Müslüman için yaşananlar, tam da böyle bir sessizliğin içinde boğuluyor
İsrail’in Filistinlilere yönelik sert uygulamaları, uluslararası hukukun sınırlarını zorlayan kararları ve idam cezasına varan tartışmalı yaklaşımları karşısında, gözler doğal olarak İslam dünyasına çevriliyor. Ancak bu coğrafyadan yükselen sesler, beklenenin aksine çoğu zaman cılız, çekingen ve diplomatik hesapların gölgesinde kalıyor. Oysa bu mesele sadece politik değil; vicdani, insani ve ahlaki bir meseledir.
Bugün birçok İslam ülkesi, güçlü ekonomik ve siyasi bağların etkisiyle suskun kalmayı tercih ediyor. Açıklamalar yapılıyor, kınamalar yayınlanıyor; fakat bunların çoğu, sahada yaşanan acıyı durduracak bir etki oluşturmuyor. Bu suskunluk, sadece bir politik tercih değil, aynı zamanda tarih önünde ağır bir sorumluluk anlamına geliyor.
Daha da düşündürücü olan ise şu: Filistin’de yaşananlara karşı en net ve cesur çıkışların bazen Müslüman olmayan liderlerden gelmesi…
Örneğin Pedro Sánchez, İsrail’in Gazze’deki operasyonlarına karşı açık ve güçlü bir şekilde sesini yükseltti. Diplomatik risklere rağmen adalet ve insan hakları vurgusu yaptı. Bu duruş, sadece bir siyasi tavır değil, aynı zamanda evrensel vicdanın bir yansımasıydı.
Bu noktada insan ister istemez şu soruyu soruyor: Aynı cesareti neden “ümmet” söylemini en çok dillendiren liderlerde göremiyoruz?
Belki de sorun, kelimelerin çokluğu ama anlamların eksikliğinde yatıyor. Belki de mesele, çıkarların vicdanın önüne geçmesinde…
Çünkü adalet, seçici olduğunda adalet olmaktan çıkar. Zulüm, kime yapılırsa yapılsın karşısında durulmadığında normalleşir.
Filistin meselesi, artık sadece bir coğrafyanın değil, insanlığın sınavıdır. Bu sınavda kimlerin konuştuğu kadar, kimlerin sustuğu da tarihe not düşülüyor. Ve tarih, her zaman sadece kahramanları değil, sessiz kalanları da yazar.
Bugün susanlar, yarın bu sessizliğin yankısıyla yüzleşecek. Çünkü bazen en büyük suç, yapılan değil, yapılana sessiz kalmaktır...
Hamdullah IŞIK / malabub@yaani.com