Diyarbakır’da sağlık artık bir hizmet meselesi olmaktan çıktı.
Bugün konuştuğumuz şey açık ve net: bir yönetim boşluğu.
Evet… yanlış okumadınız.
Sorun sadece yoğunluk değil, sadece randevu değil, sadece eksik yatırım da değil.
Sorun; bütün bu tabloyu yönetecek güçlü bir iradenin sahada hissedilmemesidir.
7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nde yapılan açıklamalar, sağlık sisteminin ideal tanımını bir kez daha hatırlattı:
bedenen, ruhen ve sosyal olarak iyi olma hali…
Peki Diyarbakır’da durum ne?
Gerçek şu ki;
bu şehirde sağlık sistemi ne bedenen güçlü,
ne ruhen ayakta,
ne de kurumsal olarak dengede.
Bugün hastanelerde yaşanan tabloyu herkes biliyor ama kimse yüksek sesle söylemek istemiyor:
- Randevu bulmak zor
- Poliklinikler dolup taşıyor
- Sağlık çalışanları tükenmiş durumda
Ama bunların hiçbiri asıl sorun değil.
Asıl sorun şu:
Bu tabloyu değiştirecek bir yönetim refleksi ortada yok.
Ankara’da “değişim” konuşuluyor.
Ama Diyarbakır’da değişen ne?
İsimler mi değişiyor, yoksa sistem mi?
Çünkü sahaya bakıldığında değişen bir şey yok.
Hatta birçok başlıkta durum daha da ağırlaşıyor.
Bu yüzden artık şu soruyu sormak gerekiyor:
Değişim gerçekten var mı, yoksa sadece anlatılıyor mu?
Ve gelelim en kritik başlığa…
Şehir Hastanesi.
Diyarbakır’ın yıllardır beklediği, sağlık yükünü alması beklenen o büyük yatırım…
Bugün gecikmeyle, belirsizlikle ve soru işaretleriyle anılıyor.
Eğer konuşulan ertelemeler doğruysa, bu artık bir gecikme değil;
doğrudan bir yönetim başarısızlığıdır.
Çünkü bu şehir bekleyecek durumda değil.
Mevcut hastaneler zaten sınırda:
- Yoğun bakım kapasitesi zorlanıyor
- Poliklinik yükü taşınamaz hale geliyor
- Hizmet kalitesi düşüyor
Ve siz hâlâ “bekleyelim” diyorsanız…
Bu artık bir tercih değil, bir ihmaldir.
İşin bir diğer boyutu ise daha çarpıcı:
İl Sağlık Müdürlüğü…
Kurum içi tartışmalar, müfettişler ve koltuk sevdasına bağlı taht oyunları…
Enerji sahaya değil, koltuklara harcanıyor.
Bu tabloya dışarıdan bakan herkes aynı şeyi söylüyor:
Diyarbakır’da sağlık yönetilmiyor, idare edilmeye çalışılıyor.
Ve bu iki şey aynı değil.
Hastanelere baktığınızda da durum farklı değil:
Bazı hastaneler asli görevini yapamaz hale gelmiş,
bazıları ise ikinci basamak hizmet vermekte zorlanıyor.
Yani sorun artık tek bir kurumun değil,
bütün sistemin sorunu.
En tehlikelisi ise sessizlik…
Siyaset suskun,
yerel aktörler temkinli,
bazı yapılar etkisiz.
Ama unutulan bir şey var:
Sağlıkta sessizlik, sorunu büyütür.
Diyarbakır bugün çok net bir yerde duruyor:
Ya bu yönetim boşluğu doldurulacak,
ya da sistem kendi ağırlığı altında daha fazla ezilecek.
Orta yol yok.
Çözüm aslında belli ama irade gerekiyor:
- Sahaya inen gerçek bir yönetim
- Karar alabilen bir mekanizma
- Sorumluluk üstlenen bir yapı
- Ve sağlık çalışanını gerçekten merkeze alan bir anlayış
Çünkü artık mesele eleştiri değil.
Mesele şu:
Bu şehir sağlıkta yönetilecek mi, yoksa kendi haline mi bırakılacak?
Diyarbakır beklemiyor artık.
Diyarbakır cevap bekliyor.
Ve bu kez verilecek cevap, sadece bir sistemi değil…
bir şehrin geleceğini belirleyecek...
Selam ve Sevgilerimle Hayırlı Cumalar
Mehmet KARAKAŞ
mkarakas112@gmail.com