|
Tweet |
Mehmet Zeki Özer
Altın, bölgede yürütülen madencilik, gübre ve asit üretimi ile metal geri kazanım faaliyetlerinin uzun süredir su kaynakları, tarım alanları ve yaşam alanları üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtti. Yeraltı su seviyesinde son yıllarda yüzde 60’a varan düşüş yaşandığını ifade eden Altın, atık sularda yasal sınırların üzerinde kirlilik tespit edildiğini ve hava kirliliğinin yaşam koşullarını zorlaştırdığını söyledi.
“Kümülatif etki göz ardı ediliyor”
Mevcut tahribat giderilmeden aynı sahada yeni tesislerin planlanmasına tepki gösteren Altın, projelerin ayrı ayrı ÇED süreçlerine tabi tutulmasının “kümülatif yıkımı görünmez kıldığını” savundu. Bu yaklaşımın bilimsel ilkelere ve şeffaflığa aykırı olduğunu dile getirdi.
Ekoloji örgütlerinden destek
Altın, Mardin Ekoloji Derneği’nin Nisan 2026 tarihli raporuna da atıfta bulunarak, bölgede “kalkınma” adı altında ekolojik ilkelerin göz ardı edildiğini aktardı. Raporda, mevcut tahribat giderilmeden yapılacak yeni yatırımların Mazıdağı’ndan başlayarak Mezopotamya genelinde geniş çaplı bir yıkım riski oluşturabileceği uyarısına yer verildi.
Üç bakanlığa üç ayrı başlık
Altın’ın Tarım ve Orman Bakanlığı’na yönelttiği sorular arasında yeraltı su seviyesindeki düşüş, sulama suyu kalitesi ve toprakta ağır metal birikimi yer aldı. Ayrıca tarımsal üretimde yaşanan değişimler, verim kayıpları ve çiftçilerin sulama sorunları da gündeme getirildi.
Sağlık Bakanlığı’na verilen önergede ise çevresel kirliliğin halk sağlığı üzerindeki etkileri sorgulandı. Solunum yolu hastalıkları, kanser vakaları ve içme suyu kaynaklı risklerde artış olup olmadığı soruldu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yöneltilen sorular ise tesislerin denetim durumu, hava-su-toprak kirliliği ölçümleri, ÇED süreçlerinde kümülatif etki analizi yapılıp yapılmadığı ve olası yaptırımlara odaklandı.
“Mezopotamya topyekûn risk altında”
Altın, çevresel sorunların yalnızca Mazıdağı ile sınırlı olmadığını belirterek, su kaynaklarının korunmaması, halkın karar süreçlerine dahil edilmemesi ve denetim mekanizmalarının yetersiz kalması halinde mevcut politikaların Mezopotamya genelinde ciddi riskler doğurabileceğini ifade etti.