finans haberleri
Bugun...



OXÎN MEDRESESİ VE ÂLİMLERİ-1

2. 5. Şeyh Muhammed Masum Norşinî (ö. 1971) Hayatı

facebook-paylas
Tarih: 25-04-2022 17:11

OXÎN MEDRESESİ VE ÂLİMLERİ-1

1884 yılında Norşin’de dünyaya gelen Şeyh Muhammed Masum’un babası Molla Abdurrahim, âlim ve salih bir zattı. Molla Abdurrahim aynı zamanda Hazret’in kardeşi, Seydayê Taxî’nin oğludur. Molla Abdurrahim genç yaşta vefat ettiğinde, tek oğlu olan Şeyh Muhammed Masum iki yaşındaydı. Onu, amcası Muhammed Said Efendi himayesine
Medrese Tahsili: Şeyh Masum, Norşin gibi bir yerde yetiştiği için eğitim ve hoca noktasında herhangi bir sorun çekmemiştir. Çünkü ailesi içerinde birçok âlim vardı. Üstelik bu aile sofi bir geleneğine sahipti. Dolayısıyla Şeyh Masum o zamanlar Hazret’in başında bulunduğu medrese ve dergâhta Hazret dâhil çeşitli hocalardan dersler alarak yetişti. İslamî ilimlerde bölgedeki otoriter âlimlerden biri olarak Hazret hayattayken onun yanından ayrılmadı.
Norşin Medresesi’nde Tefsîr, Hadîs, Nahiv, Akaid, Siyer vs. İslami ilimlerden ziyade üzerinde en çok durulan ilim şüphesiz Fıkıh ilmiydi. Bunun nedeni ise, divan her gün onlarca problemi olan insanlarla doluyordu. Bölgede kan davalı olan aşiretler, aile içi hukuksuzluk yaşayanlar, ticari problemleri olanlar Norşin şeyhinin divanında problemlerini çözüyorlardı. Dolayısıyla bu problemleri çözüme kavuşturabilmek için ciddi bir Fıkıh bilgisi gerekiyordu. Divandaki bu durumun tesirinden olmalıdır ki günümüze kadar Norşin özellikle Şafii fıkhında söz sahibi ciddi âlimler yetiştirmiştir.
Ruslara Karşı Cihadı: Şeyh Muhammed Masum, Birinci Dünya Savaşında amcaları Şeyh Diyaüddîn (Hazret), Şeyh Muhammed Said, Şeyh Muhammed Eşref ve medrese talebeleri ile birlikte savaşa iştirak ederler. Bu savaşa bölgedeki birçok âlim ve şeyh de talebe ve müritleriyle iştirak etmişlerdir. Şeyh Muhammed Masum bu savaşta büyük kahramanlıklar göstermiş, milis yüzbaşılığa kadar yükselmiştir. Savaştan sonra Sultan Reşad tarafından kendisine Gümüş Muharebe Liyakat Madalyası bir berat ile birlikte gönderilmiştir. Ayrıca bu savaşta Şeyh Masum’un Şeyh Muhammed Said ve Şeyh Muhammed Eşref adlarındaki iki amcası şehit olmuş, diğer amcası Hazret ise kolunu kaybetmiştir.
Şeyh Said Kıyamından Sonra Sürgün Edilmesi: Şeyh Said Kıyamı bastırılınca sürgüne gönderilen âlimler arasında Şeyh Masum da vardı. Ayrıca bölgeden Şeyh Muhammed Alaeddîn, Van müftüsü Şeyh Masum Arvasî ve Üstad Bediüzzaman da bu sürgünden nasiplerini almışlardı. Şeyh Masum ilk olarak İzmir’de iki yıllık zorunlu ikamete tabi tutulmuş ve büyük eziyetler görmüştür. 
Daha sonra Norşin’e dönen Şeyh Masum burada medrese faaliyetlerine devam ettiği için Ankara yönetimi tarafından sürekli baskılara maruz kalır, jandarma tarafından rahatsız edilir. Şeyh Masum, 1930 yılında Ağrı-Zilan olayları vuku bulduğunda amcasının oğlu Sultan Veled ve Şeyh Alaeddîn ile birlikte Gaziantep cezaevine gönderilir. Bir müddet cezaevinde kaldıktan sonra iki yıllık tekrar zorunlu ikamete tabi tutulur. Daha sonra Norşin’e geri döner. Tek parti döneminin tüm baskılarına rağmen medresesinde eğitim faaliyetlerini devam ettirir.
Birçok Âlim Yetiştirmesi: Şeyh Masum’un amcası Hazret’in vefatından sonra 1924 yılında amcasının oğlu Şeyh Fethullah ve oğlu Şeyh Cemaleddîn de vefat edeler. Bu peş peşe yaşanan vefatlarla Şeyh ailesi büyük bir sarsıntı yaşar, medrese ve diğer işlerin başına Şeyh Muhammed Masum geçer. Şeyh Masum eğitime çok önem vermiş, onun döneminde birçok âlimin yolu Norşin’le kesişmiştir. Bu âlimler arasında Molla Muhyiddin Hawêlî, Molla Sadreddin Yüksel, M. Mazhar Taşkesenlioğlu, Tillo’lu Molla Burhan ve Halil Günenç gibi büyük âlimler de vardır. Ayrıca o dönemde Norşin ve Oxînli birçok âlim bu medresede yetişmiştir. Molla Sadreddin Yüksel, daha sonra yıllarca Şeyh Muhammed Masum’un medresesinde müderrislik yapmıştır. Şeyh Masum, aynı zamanda Molla Sadreddin Yüksel’in kayınpederidir. 
Şahsiyeti ve Islahatçı Yönü: Şeyh Masum mizaç olarak çok mütevazi idi. Kimseden korkmaz, hiçbir hizmetten geri kalmazdı. İnsanlar onu bazen tarlada çalışırken, bazen koyunları güderken, bazen insanlara hizmet ederken, bazen de talebelere ders verirken görürlerdi. Şeyh Masum bazen çevredeki aşiret ağalarını toplar, köylülere zulüm etmemelerini, adaletli ve merhametli olmalarını söyler, gerekirse onları sert bir dille uyarırdı. Abdestten, namazdan, helal haramdan haberi olmayan birçok köy, Şeyh Masum’un ıslah çalışmalarıyla düzelmiştir.
Vefatı: 87 yıl boyunca yaptığı ıslah, irşat ve tedrisat çalışmalarıyla bölge halkının gönlünde taht kuran şeyh Muhammed Masum, yıllarca çektiği akciğer kanseri neticesinde 17 Haziran 1971 tarihinde vefat etmiş ve dedesi Şeyh Abdurrahman Taxî ile amcası Şeyh Diyaüddîn’in de medfun oldukları Norşin Mezarlığı’na defnedilmiştir. 
2. 6. Şeyh Muhammed Maşuk Norşînî 
Şeyh Muhammed Masum’un oğlu olan Şeyh Muhammed Maşuk 1906 yılında Norşin’de dünyaya gelmiştir. Akrabası ve Seydayê Taxî’nin halifesi olan Şeyh Molla Abdullah Subaşı’nın (Köse halife diye meşhurdur) oğlu Şeyh Muhammed Baki’nin yanında okuyup icazetini ondan almıştır. Bu zat aynı zamanda Şeyh Ahmed Haznevî’nin kayınpederidir. Seydayê Taxî ve Hazret ailesinin hemen hemen tüm çocukları bu zatın yanında ilim tahsil etmişlerdir. Şeyh Muhammed Maşuk ilim icazetini aldıktan sonra hayatının sonuna kadar ilim tedrisatına devam etmiştir.
Şeyh Maşuk tasavvufi ameline Norşin’de irşad faaliyetlerini devam ettiren Melayê Mezin lakaplı Şeyh Muhammed Emin’in yanında başlar. Bu zatın 1933 senesinde vefat etmesi üzerine Hazret’in başka bir halifesi ve aynı zamanda Şeyh Fethullah Verkanisî’nin oğlu olan Şeyh Alaeddîn Oxînî’nin yanına gider. Şeyh Alaeddin, Seyda ailesinden olduğu için Şeyh Muhammed Maşuk’a fazla hürmet ve ihtimam gösterirdi. Şeyh Maşuk, şeyhin müridine bu kadar hürmet göstermesinden dolayı müridin istifadesi az olabilir ihtimali ile Hazret’in Suriye’deki halifesi olan Şeyh Ahmed Haznevî’yi ziyarete gider ve bir müddet sonra intisab edip ameline devam eder.  Şeyh Ahmed Haznevî’nin yanında tam altı sene amel eden Şeyh Maşuk, amelini tamamladıktan sonra Haznevî’den halifelik alır ve Norşin Medresesi’nin başına geçer. O dönemdeki her türlü olumsuz siyasi ortama rağmen hayatının sonuna kadar kesintisiz olarak ilmî ve tasavvufî irşada devam edip bulunduğu mekânı şöhrete kavuşturur.
Şeyh Muhammed Maşuk dünyevî işlerde talebe ve müritlerine karşı çok müsamahakâr, Allah’ın emir ve yasakları konusunda ise tavizsizdi. Namazlarını cemaatle kılmayanlara çok kızardı. Mütevazi, aynı zamanda cesur bir şahsiyetti. Ailenin maddi geliri ile talebelere gelen yardımları her zaman ayrı tutardı. Molla Sıddık onun hakkında şöyle der: "O, çok halim bir insandı. Altı gün hizmetinde bulundum, her hali ve davranışı Allah’ı hatırlatırdı. İnsanlarla münasebetinde hiç riyası yoktu." 
Vefatından önce hacca gitmek için hazırlık yapan Şeyh Maşuk, gördüğü insanlarla "bundan sonra bir daha görüşmeyebiliriz" derken; Hanımıyla da, "hakkını helal et, seninle uzun zaman sıkıntıları beraber paylaştık, ben gidiyorum geri gelmeyeceğim" diyerek vedalaşır. Mekke`ye vardıklarında bir akşam vakti rahatsızlanır, oğlunu Harem’e göndermez ve şöyle der: "Harem’de namaz kılmak kıymetlidir ama babaya bakmak daha da kıymetlidir. Sen babana bak." Şeyh’in rahatsızlığı artınca Şeyh Muhammed Asım Oxînî ve yanındakiler Kur`an okumaya başlarlar. Bu sırada Şeyh, ruhunu teslim eder (28 Aralık 1975 ). Haremi Şerif`te sabah namazına kadar hatimler okunur. Sabah namazını müteakip binlerce kişinin katılımıyla cenaze namazı kılınır ve vasiyeti üzerine Cennetü’l- Mualla’da Hz. Peygamber’in hanımı Hazreti Hatice’nin ayakucuna defnedilir. 
Çocukları: Şeyh Maşuk tek evlilik yapmış ve bu evlilikten isimleri aşağıda belirtilen üç erkek, beş kız çocuğu olmuştur.
1. Abdullah: Çocukken ölmüştür.
2. Şeyh Bedreddin: Babasının halifesi Molla Muhyiddin’den halifelik almıştır.
3. Şeyh Veysi: Babasının halifesi Mela Huseyin Botî’nin halifesidir.
Kızları: Melike, Münevver, Habibe, Halime, Behcete.
Eserleri: Şeyh Maşuk’un henüz basılmamış bir “Mektubat”ı vardır.
Halifeleri: Şeyh Maşuk, on altı halife bırakmıştır. Bu âlim halifeler şunlardır:
Molla Muhyiddîn Hawêlî, 
Molla Hasan Karçıkan, 
Molla Salih Botî, 
Molla İbrahim Unsusî (Tatvan), 
Molla Huseyin Mirahura (Botî), 
Şeyh Fudayl Zokaydî, 
Seyyid Ömer Zinahfi (Garzan), 
Molla Burhan Tilloyî, 
Molla Muhammed Taşkesen,  
Molla Muhammed Erzincanî, 
Molla Fethullah Peçarî,
Molla Hasan Karanasî, 
Molla Halid Muhacir (Ergani), 
Molla Ali Zokaydî, 
Molla Muhammed Said Tahikî (Silvan), 
MollaMuhammed Zahid (Hasankale). 
2. 7. Şeyh Nureddin 
Şeyh Muhammed Masum’un oğlu ve Norşin’in şimdiki postnişinidir. Kamuoyunda “Barış ve Çözüm Süreci”ne verdiği destekle de tanınan Şeyh Nureddîn’in bu bağlamda Timetürk’te Star’dan Hamza Türk’e dayandırarak 16. 10. 2013 tarihinde yayımladığı konuşmasını aşağıda sunuyruz:
Norşin Şeyhi: Yapılanları inkâr etmek nankörlükNorşin Şeyhi olarak tanınan Nurettin Mutlu, “Zulmü yaşamayanlar bugünün kıymetini bilemez. Atılan adımlar büyük devrim niteliğinde. Bunları görmezden gelmek nankörlüktür” dedi. Çözüm Süreci’ne verdiği destekle bilinen Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun önemli kanaat önderlerinden Norşinli (Bitlis Güroymak) Şeyh Nurettin Mutlu, “Çözüm süreci ile birlikte umutlanan bölge halkı bu adımlarla artık kendisini resmen bu ülkenin bir parçası ve sahibi görmeye başladı” dedi. 
Hamza Erdoğan'ın Star'da yer alan haberine göre, paketin bin yıldır bir arada yaşayan Türk ve Kürt kardeşliğini pekiştireceğine inandığını belirten Norşin Şeyhi,yapılan hayırlı işleri takdir etmenin hem dini hem de insani bir gereklilik olduğunu vurguladı. Mutlu, “Kur’an’da, insanların sahip olduğu bazı kötü özellikler sıralanır. Bunların en kötülerinden biri de nankörlüktür. Yapılan bu hizmetleri görmemek nankörlük olur” dedi.
Elde sihirli değnek yok
“Türkiye’nin yüzyıllara dayanan büyük sorunları var. Elde sihirli bir ağaç da yok ki hemen bir günde düzeltilsin. Bunlar iyi niyet adımları ile süreç içinde çözülecek. Zaten bu paket sadece Kürt meselesiyle ilgili değil benim anladığım kadarıyla. İnsanların, önündeki engellerin, yani temel hak ve özgürlüklerin önündeki manilerin kaldırılması ile ilgili bir pakettir bu. Bugüne kadar Kürtler, hep dışlandı, hortlandı. Ama artık horlanmak suçtur. Kıro, Pis Kürt, kuyruklu Kürt gibi ötekileştirici ve onur kırıcı ifadeler artık suç sayılacak. X, Q, W’lerin bile alfabeye girmesi bir devrim.”
Vatandaş dağa prim vermiyor
“Bölge halkı, çözüm sürecine sahip çıktı. Artık örgüt istese de istemese de Kürtler bu adımlara sahip çıkıyor. Vatandaş artık, dağa prim vermiyor, ciddi karşı çıkıyor. Bu iktidar sayesinde güzel şeyler yapılıyor. Milletin bu kadar rahat olmasının en önemli nedeni ülkeyi idare edenlerin tavrından geliyor. Onlar olmasa bu kadar rahat edemezdik. İdarecilerin dirayetli ve basiretli duruşları ve halk ile bütünleşmeleri çok önemli. Halk, artık kendilerinden birilerinin idarede olduğunu biliyor. Hepsinden önemlisi kapıların suratlarına kapanmadığını görüyor ve yaşıyor.”
Başbakan’a Dua Ediyorum
“Bütün namazlarımda, özellikle Başbakan ve çalışma ekibine çok dua ediyorum. Çünkü biz bu güne kadar çok büyük sıkıntılar yaşadık. Camilerimiz, medreselerimiz kapatıldı. Bunları bilmeyenler bugün atılan adımların kıymetini bilemez. Yıllar sonra kan dökülmeden bayram kutluyoruz.”
B)OXÎN MEDRESESİ VE ÂLİMLERİ
1. OXÎN MEDRESESİ 
Bitlis’in tarihî Oxîn köyünde bulunan Oxîn Medresesi, Şeyh Abdurrahman Taxî’nin (ö. 1304/1886) halifesi ve yörenin en ünlü fıkıh âlimlerinden biri olan Şeyh Fethullah Verkanisî (ö. 1317/1899) tarafından kurulmuştur. Daha sonra Şeyh Muhammed Diyaeddîn’in (ö. 1342/1923) halifesi olan iki oğlu Şeyh Alaeddîn ve Şeyh Cüneyd ile torunu Şeyh Halid tarafından devam ettirilmiştir. Şeyh Fethullah bölgenin en önde gelen âlim ve şeyhlerden biri olduğu gibi, onun izinden giden adları geçen iki oğlu ve torunu da çok yönlü birer âlim idiler. Bundan dolayıdır ki 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren artık insanlar yetenekli öğrencileri bu medreseye yönlendirmeye başlamışlardır. 
Oxîn Medresesi’ni diğer birçok medreseden ayıran bir özelliği eser yazma geleneğidir. Bu geleneğin Şeyh Fethullah Verkanisî (ö. 1901) ile beraber oluşmuştur ki bu zat “ed-Dureru’l-Fethiyye Fi’l-Avamili’n-Nahviyye”, Risaletu’l-Kufri ve’l-Kebair” ve “Menasiku’l-Hac” gibi eserler yazmıştır. Bunlardan “Risaletu’l-Kufri ve’l-Kebair” Kürtçedir. Konusu büyük günahlar ve kişiyi küfre düşüren söz ve eylemlerdir. Şeyh Fethullah’tan sonra gelen oğulları Şeyh Alaeddin ve Şeyh Cüneyd de yazdıkları önemli eserlerle bu geleneği devam ettirmişlerdir. Medresenin kurucusu sayılan Şeyh Fethullah’tan itibaren Oxîn Medresesi yaklaşık 30 müstakil eser geride bırakmıştır.  
Oxîn Medresesi ve Tekkesi günümüzde de bölgenin önemli bir ilim ve irşad merkezi olarak hizmet vermeye devam etmektedir. Medrese bölümünde Şeyh Fethullah ve Şeyh Mesud’un yanında Molla Nur Muhammed Türel, Molla Sabrullah Ayte ve Molla Ziyaeddîn Ayte müderris olarak ilmî geleneği devam ettiriyorlar.

prof Kadri Yıldırım Kürt Medreseleri ve Alimleri kitabından alnmıştır




Bu haber 3563 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Bölge Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI YUKARI