Bugun...


Doç.DrAhmet ÖNEN

facebook-paylas
Hucurat 13: Tanışma Emrinin İnkârı ve Sonuçları
Tarih: 21-04-2026 00:01:00 Güncelleme: 21-04-2026 00:01:00


 

Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda daha önce Kur’an’a saygı için miting yapıldı. Ardından Mevlid-i Nebi etkinliği düzenlendi. Bunlar elbette kıymetli ve anlamlı adımlar.
Şimdi ise diyoruz ki: Gelin, bu defa Diyarbakır’da sadece Kur’an’dan tek bir ayeti merkeze alan bir miting yapalım. Tek bir ayet… Ama manası çok büyük bir ayet:
“Birbirinizi tanıyasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık.” Hucurat:13

Ey insanlar, ey bu mitingleri düzenleyenler ve katılanlar! Gelin, bu ayetin gereğini konuşalım. Farklı milletlerin varlığını inkâr etmeden; birbirimizi tanıyarak, anlayarak ve saygı duyarak nasıl birlikte yaşayacağımızı konuşalım.
Kürt meselesi dediğimiz şey de tam burada duruyor. Bir milletin dilinin, kimliğinin ve varlığının açık ve onurlu bir şekilde tanınması meselesidir. Tanımak bölmek değildir; tam tersine, sağlam bir birlik kurmanın temelidir. Çünkü Kur’an “tanışasınız” diyor; yok sayasınız demiyor.
Bugün Kürtçe kamusal alandan fiilen dışlanmış durumdadır. Eğitimde ana dil olarak yer verilmemekte, resmî kurumlarda kullanımı yasaklanıp  yok sayılmaktadır. İnsanlar kendi dilini çoğu zaman sadece evlerinin içinde, özel alanlarda konuşabilmektedir. Bu artık basit bir eksiklik değil; açık bir dışlama, görünmez bir yasak ve derin bir hak ihlali olarak ortadadır.
Eğitim meselesi ise bu işin en can alıcı noktalarından biridir. Okullarda eğitimin sadece Türkçe olması, Kürt çocuklarını daha küçük yaşta kendi dilinden koparmaktadır. Kendi diliyle öğrenemeyen çocuk hem zorlanmakta hem de zamanla kendi kimliğinden uzaklaşmaktadır. Bu tablo, birçok insanın gözünde açık bir asimilasyon gerçeği olarak durmaktadır.
Hiç kimse ana dilinden vazgeçmeye zorlanamaz. Bir çocuğun kendi diliyle eğitim alması lütuf değil, haktır. Bu hakkın verilmemesi, birlik üretmez; aksine bastırılmışlık ve derin bir kırılma üretir. Bir dili yaşatmak bölücülük değil, insan olmanın ve adaletin gereğidir.
Geçmişte yaşanan inkârlar, acılar ve öldürmeler, faili malum uygulamalar sadece geçmişte kalmış meseleler değildir; etkisi bugün de devam etmektedir. Bu yaralar görmezden gelindikçe kapanmamakta, daha da derinleşmektedir. Adalet geciktikçe güven zedelenmekte, güven zedelendikçe toplum daha fazla yaralanmaktadır.
Bu mesele sadece Kürtlerin meselesi değildir; hepimizin meselesidir. Çünkü bir yerde adalet eksikse, orada huzur da eksik olur. Gerçek birlik, ancak herkesin kendini eşit ve saygın hissettiği bir zeminde kurulabilir.
Eğer bu ayeti gerçekten hayatımıza alırsak; birbirimizi daha iyi anlarız, korkular azalır, güven artar. Sözde değil, özde bir kardeşlik mümkün olur. Bu da hem bu dünyada huzura, hem ahirette kurtuluşa vesile olur.
Gelin, bu ayeti sadece okuyup geçmeyelim. Onu hayatımıza taşıyalım. Belki Diyarbakır’dan yükselen bu çağrı, Türkiye’ye, Ortadoğu’ya ve dünyaya örnek olur.
Çünkü hakikat susturulsa da kaybolmaz. Adalet geciktikçe eninde sonunda yerini bulur.

Doç.DrAhmet ÖNEN
Öğretim Üyesi



Bu yazı 122 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI