Bugun...


Mehmet Ali ABAKAY

facebook-paylas
PAZAR ve MAMA TEYZENİN HİKÂYESİ
Tarih: 06-12-2022 00:01:00 Güncelleme: 06-12-2022 00:01:00


Pazar, alışverişin yapıldığı meydandı, dilimizde.

Çarşı, Sûk,..

Çarşı, dört yöne açılan kollarıyla birçok şeyin derli toplu olduğu, esnafın sabit mekân sahibi bulunduğu, şehrin ya da kazanın iktisadî çarkının döndüğü, ihtiyaçların karşılandığı, ürünün parayla değişiminin yapıldığı, satış yanında üretimin merkeziydi:

- Demirciler Çarşısı

-Tütüncüler

-Esvab

-Ayakkabı

-Kuyumcular

-Kasaplar,...

Sûk, dahası Mardin'de arasta ismi, her çeşid gıdanın, ihtiyaç maddesinin bulunduğu çarşı.

Bileniniz vardır, İstanbul'daki Siirt Kadınlar Pazarı'nı.

Pazar, sadece Musevî günü değildir, o anlamla sınırlı.

Pazar, ikinci el malzemenin alınarak, sergilerde ucuz fiyata elden çıkarılmasıydı, bizde.

Sekiz yüz yılı aşan, her hafta sonu gün atımıyla öğleye varmayan Fatih  Paşa Cami Pazarı son buldu, yıllar önce.

İşportalık ne varsa.

Kitaptan plâğa, televizyondan buzdolabına, tencereden tasa, tarihî sandıklardan maşrapaya, seccadeden örtüýe, çoraptan mendile,...

Gelin yaşanmış bir pazar hikâyesiyle sizleri baş başa bırakalım.

MAMA TEYZE

Bazen yaşlı bir teyze ihtiyaç sahibi olduğu için evindeki eşyaları satardı.

Önünde onlarca plâk ve bir pikâp.

İstediği fiyatta pazarlık ettik.

Tüm istediği bir plâğın bedelinin yarısı, bu gün.

Beş kişi, bir yerde simit yemişsiniz  ve ikişer çay içmişsiniz.

Besbelli pikaba her taktığı plâğı dinlerken rûh hali, hayatından çıkmamış.

Pikâp ve plâk bedelini ödedik.

Malzememizi, bez torbalarımıza bıraktık.

Teyze, başkaca satmak istediği parçaları leğenden çıkardı.

Kalay gerektiren bakır kaplar.

Sahan, tas, kepçe, tencere ve geride duran koskocaman bir sini.

Bakır olarak karşılığı, istenenin üç katı.

O da alındı, pazarlıksız.

Bu gün satacağını satmış.

Tezgâhını toplarken parasını fistanın içine yaptırdığı cebine bıraktı.

Teyzeye teşekkür ettik.

Hayat hikâyesini dinlemek istediğimizi belirttik.

Sonraları, babasına dedesinden kalan tarihî eve çok gidişlerimiz oldu.

Aldığımız bakır kaplar, kalaylı olarak kendisine hediye edildi.

İğnesi kırık pikâp tamir edildi, plâklar dinlendi, evin eyvanında.

Yaşlılığı sebebiyle pazara zor vardığını belirtti.

Üç arkadaş, haftalık erzakını teslim etmeye başladık.

Son gidişte teyzenin evinde farkli kişiler gördük.

Yabancı dille konuşanlar...

Teyzenin Fransa'da olan çocukları...

Torun-sepet bilmiyoruz.

"Erzak  dediğin üç bez torba.

Yaşlı kadın ne yer ki!..

İngilizleri sevmesek de merhaba faslı.

Misafirler Türkçe'yi biraz kırık konuşuyor.

Muhtemelen uzun zaman konuşmamışlar.

Teyzenin keyfine diyecek yok.

 

Hüznü de çok.

Onu almaya gelmişler ki gitmeye niyetsiz.

Üç yeni çocuğu olmuş.

Haftada bir yollarını gözlediği çocukları...

Teyze, bir çok sözün başında " Hudâ" der.

Okunan ezanla ayağa kalktı.

Bitinceye kadar, duruşunu bozmadı.

Besbelli gelen misafirlerin boynundaki kolyelerde çeşitli figûrler.

Teyzenin bir ara gözden kaybolmuşluğu...

Belki bir pişirimlik kahve hazırlığı.

Elinde imamesi yerinde olan tespih.

Oğlu, kendince üzgün.

Mamaları din değiştirmiş.

Oğullarından yeni olanların biri olarak, işaret ediliyoruz.

Mama, evinde kalacağını söylüyor, Arapça.

Arada Kürdçe birkaç kelime sarf etti.

Oğlunun başı önünde eğik.

Ölümü, bu evde karşılayacak misafir olarak gördüğünü, burada gömülmek istediğini, toprağından kopamayacağını belirtti.

Gaye ev ise, satıp hisselerini alabileceklerini söyledi.

Son günleri imiş, misafirlerin.

Mama'nın ihtiyaçları için verdikleri parayı kabullenmedi, iki yeni oğlu.

Sadece Mamanın ihtiyaç duyduğu huzurun hatıralarının sindiği taş duvarlara sahip evin kendisine, fırtınaya tutulan gemi misali sığınak olduğunu biliyorduk.

Mama, olaylar baş gösterdiğinde yeni oğullarınca kiralık eve alındı.

Biyolojik(?) Oğlu Martin, geldiyse de beyhude.

Mama, ağır hastaydı.

Bir ikindi vakti, Mama salavatla tekbirle uğurlandı.

Martin mi?

Üç gün sonra Mamanın kiralık evinde kendisinden kalan bir şeyler aradı.

Bizden hal ve hatır sormadan çekip gitti.

Her perşembe ismi bizde saklı Mama Teyzenin kabrine  gidilir.

Pikabı ve plâkları bende mevcut, bir de kahve el değirmeni.

Mama Teyzenin anlattıkları, başlı başına kitap.

Pazar Günü, bir pazar yerine gidin, belki bir mama görürsünüz..

İsmi Hatçe, Fadime, Zeyno,..

Hepsi Mama Teyze misali eli öpülesi annedir.

Ya Emmîler yok mudur, Mamasını yalnız bırakanlar.

Hepsine rahmet diliyoruz, cümlesine rahmet!..



Bu yazı 1163 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI