Bugun...


Mehmet Şerif Cebe

facebook-paylas
KAÇINILMAZ SON
Tarih: 25-05-2024 00:01:00 Güncelleme: 25-05-2024 00:01:00


 

Dünyada yaşamış ve gücü oranında eserler bırakmış olan insanlar gelmiş geçmiştir. Bunlara biz sanatçı diyoruz. Bu sanatçıların ortak özellikleri vardır. Bunlardan birisi de sağlıklarında yani yaşarken değerlerinin bilinmeyip öldükten sonra değerlerinin farkına varılması ve paha biçilemez olmalarıdır. Bunun da bir çok nedeni var elbette. Nedenlerini sonraya bırakıp asıl konumuz olan değeri bilinmeyenlerle ilgili örnekler vermeye çalışalım. İlginçtir ki bu değer bilmezlik batıda da olmuş doğuda da... Batıda, ölümünden sonra ünlenen ve yaşarken hayatı yoksulluk içinde geçen ressam Van Gogh, hayattayken sadece tek kitabını yayımlatabilen Franz Kafka, yaşamı boyunca istediği başarıya ulaşamamıştır. Oysa önemli eserleri ile günümüzde çok önemli bir roman yazarı olarak görülmektedir. Yaşadıkları devirde büyük maddi sıkıntılar ve ruhsal sorunlarla boğuşup şimdiyse yapıtları milyonlarca dolara satılanlar; Pablo Pıcasso, Leonardo Da Vıncı, Mıchelangelo, gibi sanatçılar sağken sefalet içerisindeydiler; ancak öldükten sonra eserleri astronomik rakamlarla değer kazandı. Bizde de örnekler çok... Bunlara örnek verirken yine şiir sanatından yararlanalım:

Oltaya yakalanan balık gibi çırpınmak,

Yarsız, malsız, parasız, pulsuz olmak, (4)

Parasızlıktan ulufeye muhtaç olmak, (5)

Kapıdan eli boş azarlanıp kovulmak!

Elindeki şiir çıkınıyla gösterişsiz yürümek, (6)

Yaşamı boyunca sürgün ülkede yaşamak!

Çaresiz, kimsesiz, dünyaya küsmek! (7)

Eşsiz, baharsız, hanumansız kalmak!

Sıkıntısını ancak bülbüle, anlatabilmek! (8)

Kışın zemherisinde paltosuz dolaşmak!

Yine de verilecek ödülü kabul etmemek! (9)

Dünyanın çıkarı için yazmış olmamak!

             ŞAİRLERİN DEĞERİ

Bilinmez sağken değeri şairlerin,

Ne onulmaz yaradır, dipsiz, derin!

Emeli bir eser bırakmaktır dünyada şairin,

Ne yazık ki anlaşılmıyor amacı fakirlerin!

“Giyaye hevşe ta’le!” şairin arkadaşlarınca,

Açıklayayım, ders olsun ömrün boyunca:

Avlusunda yetişen ot acı gelir insana;

Aynı ot tatlı olur, komşunun avlusunda!

Göçüp gittikten sonra bu diyardan şair:

“Nimet elden gidince ancak değeri bilinir!”

Şu söz, bu çelişkiyi iyi anlatır anlayana,

Oku şimdi, yaşamında ders olsun sana:

“Kör ölür, badem gözlü olur;

Kel ölür, sırma saçlı olur!”

Acizane şiirle ilgilendiğimi ve şiir yazdığımı beni tanıyanlar bilir. Şimdiye kadar ekonomik nedenlerle yayınlayamadığım eserlerim (roman, şiir, hikaye, masal, resim) olduğu gibi, yayınlayabildiğim iki şiir kitabım oldu. Bu şiir kitaplarımdan dostlarıma, tanıdıklarıma, arkadaşlarıma, sivil toplum kuruluşlarına hediyelerim de oldu; ancak olumlu ya da olumsuz bir geri dönüş olmadığı gibi, motive olmam açısından da olsa - akrabalarımın dışında - takdir edilmedim. Konumuzla ilgili olarak ifade edersek; değeri bilinmedi sanatımın!

                Söz konusu kitaplarımı ekonomik zor şartlar altında yayınlayabildiğim için yayınevlerinin zorunlu uygulamaları gereği internet ortamında satışa sunulduktan sonra; yeterli satış sayısına ulaşıp okuyuculardan istek gelmesi durumunda satış noktaları olan kitapçılardan isteyenlere  gönderilip fiziksel ortamda insanlarla tanışabilecekti. İnternet ortamındaki anlaşmalı sitelerde kitaplarım satışa çıkarıldı; ancak yeteri kadar ilgi görerek satışı yapıldı diyemem! Bu ilk etap satış biçimi, tanıdık, dost, akraba ve arkadaşların kitabı satın almalarıyla mümkün olan bir olgudur. Çünkü toplum olarak internet ortamından kitap almak gibi bir alışkanlığımız yeterli düzeyde değildir. İnsanlar kitapçılara gidip kitabın önünü arkasını, sağını solunu, deyim yerindeyse yedi sülalesini araştırıp öğrendikten sonra ancak kitabı alıyorlar! Burada iş kitabın yazarı veya yayınevinin tanıtımına kalıyor. Yazar olarak sosyal medya ortamında ve yazılı basında gücüm oranında tanıtımını yaptım; ancak geri dönüşler; “Hayırlı olsun”, “Başarılarının devamını dilerim...” “Kutlarım!” gibi dileklerden öteye geçmedi! Sözlü dileklere eyvallah; ancak fiili dilekler de gerekir kardeşlerim! Kitabı satın alsan, tanıdıklarına hediye etsen bu da fiili dilek olur; bu da kitabımıza ve sanata verilen değeri ortaya çıkarır.

Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Ben bu diyardan gittikten sonra eserlerimin değeri bilinecek; ancak “Ba’de xarabil Basra!” olacak! Yanlış anlaşılmasın, bunları anlatırken amacım; kendi eserlerim değil, bütün sanatçıların ve  eserlerinin değerini bilmediğimize dikkat çekmektir.

Benim düşüncem şudur: ”İyilik/hizmet/eser yap/ bırak at denize; balık bilmezse Halik bilir!”

Kalın sağlıcakla!

(1) Parayla Hırkayı satın alıp onunla kendine bir paye/ayrıcalık kazandırmaya çalışan Muaviye’ye Ka’b’ın verdiği cevaptır. 

(2) Şairlerin/sanatçıların kaçınılmaz sonudur:

(3) Bu hırka kutsal emanetlerle beraber yavuz Sultan Selim tarafından İstanbul’a getirilerek Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki Mukaddes Emanetler Bölümü’nde “Hırka-i Saadet” adıyla korunmaktadır.(1) Şair ve sanatçıların ortak sonları.

(4) Şair Mehmet Akif Ersoy

(5) Şair Fuzuli.

(6) Şair Sezai Karakoç.

(7) Mehmet Akif Ersoy

(8) Mehmet Akif Ersoy

(9) Mehmet Akif Ersoy



Bu yazı 806 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI