Bugun...


Hasan Hüseyin Cemiloğlu

facebook-paylas
OLMAK YADA OLMAMAK !..
Tarih: 11-10-2020 18:57:00 Güncelleme: 11-10-2020 18:57:00


1850 lerde tanzimat dönemi şairlerinden olan ziya paşa nın o dönemde yazdığı şiir dikkate şayandır..

Yetmez mi bu kasrî reviş-i ağreb-i âlem Bir menzile ermez mi aceb kevkeb-i âlem

Şimdi uyuyanlar o zamanda uyanırlar Bir subha resîde olur âhir şeb-i âlem

Almış yükünü şöyle ki seyrinde halelsiz Bir zerre dahi kaldıramaz merzeb-i âlem

Merhum Ziya paşa Şiirlerinde, Tanzimat’la birlikte genellikle hak, adalet, özgürlük, uygarlık gibi kavramları savunmuştur. ‘’yeni insan ı var edebilecek yeni bir düzenin nasıl oluşması gerektiğini işlemiştir.’’ Kendi duygu ve düşünce evrenini dile getirdiği şiirlerinde de felsefi yanı ağır basar.. Zulüm, adaletsizlik ve haksızlıkları, dönemin toplumsal bozukluklarını eleştirmiştir.

Dünya gündemi malum; 2019 yılının son günlerinde  Çin in Hubei Eyaletine bağlı Wuhan şehrinde ortaya çıkan virüs kısa sürede yayılarak, tüm Dünyayı Alarma geçirmiş. Sonuçları itibari ile tüm Dünya’yı olağan dışı bir sürece sürüklemiştir.

Dünya Tarihinde, etkileri açısından  ilk kez böyle  bir olayla karşı karşıyayız.. konu ile ilgili birçok yaklaşım sergilendi.

Sürecin ortaya koyduğu gidişat ve önümüze serdiği veriler dünya tarihinin bir kırılma noktası yaşayacağını gösteriyor.

Evet,

Bu Kırılma ve geçiş  uzun sürebilir. Dolayısı ile  Bu Kırılma ve geçiş  sonrasında, kolay bir dünya bizi beklemeyecektir.

Toplumların sosyal, kültürel genlerinde bırakacağı tahribatın, ileride, ciddi bir sorun olarak gündemimizi meşgul edeceği kesin.

Türkiye; kadim tarihinden gelen, devlet sistemi ve insan eksenli kültürü ile; ekonomik, askeri ve siyasi olarak her alanda güçlü bir direnç gösterdiği gibi,  bu global kriz karşısında’da  sağlıklı ve ciddi bir kriz yönetimi oluşturup direnç göstermektedir.

Öte yanda,Bu kırılma ile  Avrupa’nın birliği için atılmış mayanın tutmadığı, ciddi bir ayrışma ve hesaplaşmanın yaşanacağı öngörülmektedir.

Dünya üzerindeki  küresel güçlerin yanında, Türkiye temsil ettiği medeniyet ve kültür ile 21. Yüzyılın, Dünya siyasetini belirleyen yeni  bir Küresel gücü olacaktır.  .

Türkiye bunun farkındadır, 18 yıllık Ak Parti iktidarı ve  Başkan Erdoğan ile tarihten gelen jeopolitik ve sosyal önemine binaen olması gereken onurlu ve büyük devlet olma şansını yakalamış ve bunu tüm engel ve Emperyal dünyanın akıl almaz oyunlarına rağmen dimdik bir duruşla varoluş savaşı vermektedir.

Tüm Dünya yı etkileyen, bu Pandemi süresince de Sayın cumhurbaşkanı,  bizzat kriz yönetiminin başında ki isim olarak; Dünya da, örnek gösterilebilecek bir organizasyon ile, ülkenin salgından en az etkilenmesi için gereken tüm önlemleri en üst seviyede almış, nihayetin de süreç, tam bir bilimsellik ve sosyal adalet  yaklaşımı ile yönetilmiştir.

Hatırlayanlar bilir;11 Eylül 2019 da Başkan Erdoğan ülkenin her bir tarafında 2023 ruhu için çalışan ak kadrolara ve tüm millete hitaben bir mesaj yayınladı. Mesajında  ‘’-Bu ülke 81 vilayetinin tamamıyla hepimizin olduğuna göre, sorunların tespiti ve çözüm yollarının bulunması da bizlerin ortak sorumluluğudur.’’ Denildi.

Bu süreçte,Yerel ve Ulusal bazda,  görüldü ki, Ülkede  Büyük bir kitle, ciddi anlamda, Cumhur başkanının söylediği herşeyi, gereken yer ve zamanda kullanılmak üzere bir yerlere not etmektedir.

Yaşadığımız bölge penceresinden de, bu böyle görünmektedir. Bölge de yaşayan Müslüman Kürt halkı, artık şundan eminki; Yüzyıllardır birikmiş, nasırlaşmış tüm sosyal ve siyasi sorunlarına merhem olabilecek tek kaynak, Ak parti ve Sayın Cumhurbaşkanı’dır.

Ve yine Müslüman Kürt halkı; bu güne kadar, Kendilerine, çözüm ve kurtuluş reçeteleri ile gelen tüm siyasi ve sosyal oluşumlar ile Kendileri arasında, Kadim bir gen uyuşmazlığını fark etmiştir.

Kürt halkı ve bölge adına siyaset yaptıklarını söyleyen, kökleri uluslararası istihbarat örgütlerine kadar dayanan, Diyalektik  Materyalizm  temelli, tüm oluşumlar iflas etmiş ve ‘’miadını doldurmuşlardır’’.

Türk dil kurumu na göre “miadını doldurmak” şeklinde telaffuz edilen kavram ,” bir şeyin artık kullanımdan kalktığını, görevini yerine getirdiğini ve bir kenara kaldırılması gerektiğini anlatan söz.” olarak tanımlandığını, sanırım belirtmeye gerek yok.

Şimdi yapılması gereken en önemli şey nedir..

Malum!.Güneydoğu ve Diyarbakır hem tarihten gelen jeopolitik önemi, hemde günümüz, Ortadoğu ve bölge açısından, önemli bir merkezdir.. Cumhuriyet dönemi boyunca, tüm siyasi iktidarların bölge politikalarında, belirleyici rol oynamış ve  tüm merkez iktidarlar, Diyarbakır a biraz daha fazla önem vermişlerdir.

Ak parti iktidarında da, genel itibarıyla bölgeye, özelde ise Diyarbakıra gereken önem ve imkanlar fazlasıyla verilmektedir.

Bölge halkı bunu bariz bir şekilde görüyor ve değerlendiriyor. Bölgenin yakın siyasi geçmişinde, halkların özgürleşmesi ve sözde kurtuluşu için mücadele veren malum sağ ve sol franksiyonlar, partiler, ideolojik örgütler; gözyaşı ve Hacire Analar yaratmaktan, bölgenin ekonomik ve sosyal geleceğini karartmaktan başka bir fonksiyon icra edememiştir.

Turgut Özal ve Erbakan tarafından, nispeten yapılmaya çalışılan, mevcut gidişatı değiştirme teşebbüsü; sürecin, zamanla kendi içinde oluşturmuş olduğu, Apoletli veya Apoletsiz dinamiklere takılarak hayata geçirilememiştir.

Ak Parti ve Cumhur Başkanı Erdoğan ile bölgenin ve ülkemizin özgürleşmesi, ekonomik ve sosyal olarak Evrensel değerlere ulaşmak adına bedeli ne olursa olsun bir savaş ve mücadele verilmektedir. Ülke bazlı olan bu mücadele, şu an itibariyle, tüm Ortadoğu ve hatta tüm Dünyadaki,  ezilen, hakları elinden alınmış, yalınayak, aç ve çıplak tüm ulusları kapsayacak bir süreci işaret etmektedir.

Evet!.

Çok ağır ve uzun bir mücadelenin Sath-ı mahalline girmiş bulunmaktayız.

Zira, 15 temmuzda, ülkeyi yıkma, tar-u mar etme teşebbüsü, İlahi mukadderatın ve  Bedir den sıçrayıp gelen, Gaybi ordular yardımıyla, berteraf edilsede, Rehavete yer yok.

Bu ağır ve ciddi sorumluluk karşısında özellikle Ak parti Yerel yönetimleri ve teşkilatları, Dava bilinci ve sorumluluğu ile somut veriler ortaya koymalıdırlar.

Şu bilinmelidirki; Ak bir zemin üzerinde oluşan, küçükte olsa, her siyah  nokta, kirlilik olarak algılanmak için yeterlidir. Mukaddes olarak gördüğümüz bu dava Özgür bir gelecek inşa etmek adına en küçük bir kirliliği bile kabul etmeyecek kadar büyük ve önemlidir.

Bu dava, Basit, bireysel ve küçük maddi hesaplar ile düşünülmeyecek kadar Evrenseldir. Küçük maddi hesaplar ile Ak safları kirletenler, gelecekte tarihe ve bu ülkenin çocuklarına hesap verebileceklerini de  düşünmelidirler.

Ak parti zemininde, Lokal olarak bölgemiz , genel olarak Ortadoğu ve tüm Dünya halkları adına verilen bu mücadeleyi değerlendirirken, tarihimizin, coğrafyamızın dinamiklerini, Dünya dinamikleri ile entegre ederek değerlendirirsek, daha reel ve mantık eksenli verilere, dolayısı ile sonuçlara ulaşırız.

İnanıyoruzki yakın zamanda, bu mücadele ekseni,  2023 ruhuna uygun hazırlık ve yapılanma ile, hak ettiği mihver ve mizana oturacaktır.

Zira!

Mesele, ‘’Olmak yada Olmamak’’ meselesidir…

Sağlıcakla Kalın

 

 



Bu yazı 7299 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI