finans haberleri
Bugun...


Mehmet Şerif Cebe

facebook-paylas
YÖNETİCİLİKTE BAŞARININ YOLU
Tarih: 14-05-2022 00:02:00 Güncelleme: 14-05-2022 00:02:00


İslam tarihinde ilk defa Muaviye, İslam devlet başkanına karşı ayaklandı. Muaviye, danışma üst kurulu (şura) tarafından seçilen devlet başkanlığı seçim sistemi yerine, saltanat yani babadan oğula geçen yönetim biçimini gerçekleştirdi. Bundan sonraki Müslümanlar da Muaviye’ye öykünerek babadan oğula devreden padişahlık/hünkarlık/sultanlık yönetim biçimini devam ettirdiler. Kerim Kitab’ımızdan kendi yorumlarınca bir kanıt uydurdular: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin, sizden olan ulu’l-emre de. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve âhirete gerçekten inanıyorsanız- onu, Allah’a ve peygambere götürün. Bu, elde edilecek sonuç bakımından hem hayırlıdır hem de en güzelidir.” (Nisa:59) Müslümanlar ya zorunda kalarak ya da işin gerçeğini araştırmadan boyun eğdiler. Bundan sonra İslam’ın bir emriymiş gibi empoze edilmeye başlandı! Oysa Nisa 58. ayette; “sizden olan yöneticiler...” şartı var.  “Sizden olmanın” ölçüsü, Kur’an’daki; “Onlar Rablerinin çağrısına cevap verir ve namazı kılarlar. Onların işleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da infak ederler (verirler).” (Şura:38) ayeti gereğince hareket etmektir.

Toplumsal konuda bir görüş bildirirken kılı kırk yaran, İslam’da ince anlayışa sahip, dinamik ve çağın problemlerini ve sorunlarını anında çözebilen ve “Yüksek Danışma Kurulu’na” danışarak yönetim işlerini yerine getiren yönetici ancak bizdendir?

İkinci Hz. Ömer lakabıyla ünlü olan ve devlet başkanlığını İslâmî kurallar çerçevesinde yürütmeye çalışan Abdülaziz’in oğlu Ömer’in yönetiminde adalet ve halkın ekonomik ve sosyal durumu yönüyle oldukça başarılı olunmuştur. İlginçtir ki devlet başkanı oluşu, bir çeşit toplumsal konsensüsle olmuştur. Şöyle ki: ”Süleyman’ın ölümü üzerine, Ömer bin Abdülaziz halife ilân edildi. Bu önemli görevin kendisine bilgisi dışında verildiğini söyleyerek affını istediyse de biat merasimine katılanların ısrarları üzerine görevi kabul etti.” (İslam Ansiklopedisi-DİB) İkinci Hz. Ömer; “Devlet başkanlığı döneminde, uygulamalarında esas almak için Hz. Peygamber’in ve anne tarafından dedesi Hz. Ömer’in yönetimle ilgili karar ve icraatları hakkındaki belgeleri topladı. Meşhur âlimleri kendisine danışman seçti. Ayrıca çeşitli vilâyetlerdeki âlimlere mektuplar yazarak onların tavsiyelerini istedi.” (İslam Ansiklopedisi-DİB)

Ancak ondan sonra yine akrabacılık/adamımcılık/çıkar ortakçılığı hastalığı nüks edince güzelim İslam Devleti parçalara bölünüp kişi adlarıyla devletçikler ortaya çıktı. Keşke Osmanlı yönetimi dört halife dönemini örnek alıp Allah’ın kitabı Kur’an’da emredilen; “Onlar Rablerinin çağrısına cevap verir ve namazı kılarlar. Onların işleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da infak ederler (verirler).” (Şura:38)  ayet gereğince hareket ederek yönetselerdi...

(Belkıs:) “Ey yöneticiler! Bu işimde bana bir fikir verin! Bana şahit oluncaya (çözüm üretinceye) kadar hiçbir işe kesin karar vermeyeceğim.” demişti.” (Neml: 32) Bu ayet ise yöneticilerin -ister günümüzde olduğu gibi seçimle, isterse geçmişte olduğu gibi danışma kurulunca iş başına gelmiş olsunlar- ilgili alan uzmanlarından oluşan “yüksek danışma kuruluna” danışmadan tek başlarına karar vermemeleri ve bir sonuca varmamaları gerektiğinin zorunlu olduğunu açıkça emretmektedir.

Dilimizin döndüğünce gerçekleri anlatmak/söylemek bizden; uygulamasını yapacak yöneticileri istemek ve işbaşına getirmek Müslümanlardan, kullarının bu isteklerini takdir etmek ise Allah’tandır.



Bu yazı 1504 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI