Bugun...


Şaban yoldaş

facebook-paylas
Kader bahsi
Tarih: 02-01-2021 00:02:00 Güncelleme: 02-01-2021 00:02:00


"Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız." İSRÂ - 13

 Allah-u Teala'nın ilmi, dilemesi ve yaratması söz konusu olmadan, kainatta hiçbir olay meydana gelmez. Yani Kainatta meydana gelen her eylem, zerreden en kürreye kadar. Bütün hareketler, O anda bizzat Allah’ın dilemesi ve yaratması sonucudur. Kul, niyet eder ister, Allah-u Teala da uygun görür ve yaratır. Kişi yaptığı her şeyden sorumludur. Allah-u Teala’nın Kudreti, bütün kainatı kuşatmıştır.

"Kader"; vücuda gelecek şeyleri ve o şeylerin ne zaman, nerede, ne gibi evsaf ve hususiyetlerle meydana geleceği, Cenab-ı Hakk’ın tahdid ve takdir etmesidir… Takdir buyurduğu şeyleri, zamanı gelince birer-birer icad etmesine/meydana çıkartıp gerçekleştirmesine de, "Kaza" denir. Esasen Cenab-ı Mevla'ya iman eden bir kimsenin; kaza ve kadere inanmaması, iman etmemesi düşünülemez.

Bununla ilgili, Peygamber Efendimiz (SAV) Hadisi şerifinde şöyle buyurur: "Kul hayrı ve şerri ile kadere iman etmedikçe, kendine hayır ve şerden isabet edecek şeyi engelleyemeyeceğini, hayır ve şerden kaçacak olan bir şeyi de yakalamayacağını bilmedikçe, iman etmiş olmaz."

 

Günümüzde Kadere iman etmeyi kabul etmeyen, sözde İslam alimleri vardır. Bunlardan biri ve en tehlikelisi, Mustafa İslamoğludur. Peygamber Efendimiz (SAV), Hadisi şerifinde şöyle buyurur: "Ümmetim hakkında korktuklarımın en korkulusu, dili alim olan münafıklardır. Dolayısıyla bu tür insanlardan uzak durmak yerinde olur."

 

"Kader", Allah-u Teala'nın İlim ve irade sıfatına, "Kaza" da, Tekvin sıfatına dayanır. Bir başka ifadeyle Kader, ilahi programın adı... Kader’deki yazılı olanların gerçekleşmesi ise, "Kaza"dır. Genelde "Kaza ve Kader" diye ifade ederiz.

 

Kaza da iki kısma ayrılır: 1. Kısım Kaza-i muallak,  2. Kısım Kaza-i mübrem. Birinci kısımda kayıtlı olanlar, şartlara bağlıdır, duaya, sadakaya ve Allah’ın razı olacağı amellere göre değişebilir. Mesela bir insana 50 yıl ömür biçilmiş ve bu zaman zarfında başına gelebilecek bir takım sıkıntı ve musibetlere maruz kalacağı takdir edilmiş askıda bir hüküm vardır. Şayet bu insan Allah’ın razı olacağı amelleri işlerse, bol bol dua eder ve sadaka verirse ömrü bereketlenir ve uzar. Yaptığı iyiliklere karşılık, başına gelebilecek sıkıntı ve musibetler ortadan kalkar. Askıda olan hüküm değişir. Ancak bu insan gelişi güzel bir ömür sürer ve nefsine uygun bir hayat yaşarsa, o zaman Kaza-i muallakta verilen hüküm, Kaza-i mübrem’e geçer ve değişme ihtimali kalmaz.

 

Evlilik meselesi de aynen bunun gibidir... Kaza-i muallakta kayıtlı ise, şartlara, gelişmelere, yani kişinin tutum ve davranışına göre değişebilir… Şayet kaza-i mübreme geçmişse değişmez, o evlilik mukadderdir/muhakkaktır…

 

Yüce Allah bütün insanları, hayır ve hasenat yapmaya, kendisinin rızasına uygun yaşamaya teşvik ediyor. Bu yüzden, herkes kendisi hakkında Kaza-i muallak’a bağlı olarak, başına gelebilecek bir takım sıkıntı ve musibetlerin yazılı olduğunu düşünerek, hayatını Allah’ın rızasına uygun sürdürmeli, sürekli dua ederek ve sadaka vererek yaşamalıdır.

 

Kader konusu karanlıktır. Kaderin iç nizamını kurcalamak, incelemek iyi olmaz. Çünkü o bir İlahi sırdır. Ona kolayca akıl ermez. Çünkü bu ince mesele, ancak duygu ve halle sezilir. İlim yolu ile bilinmez. Bu konuda İbn-i Abbas’dan (RA) rivayet olunan bir Hadis-i Şerifte, şöyle buyurulur: “Bir gün ben Resulallah’ın (SAV) ardındaydım, yürüyorduk. Bana döndü ve: ‘Ey Allah’ın kulu, Allah’a iyi sarıl, O’nu bırakma. Bu gayreti içinde saklarsan, Hakk da seni esirger. Bu duyguyu taşıdığın müddet Allah’ı kendine yakın bulursun. Bir şey isteyecek olursan, O’ndan iste. Yazılan yazılmış ve kalem kurumuştur. Olacak şeyler de olur. Bütün insanlar bir araya gelse, ilahi bir hüküm yoksa, sana fayda sağlayamazlar. Ve eğer kaderinde yazılı değilse, bütün insanlar sana zarar vermeye gelseler yapamazlar. Eğer kendinde kuvvet görüyorsan, iyilik yap ve doğru çalış. Kötülüğe meylin varsa sabırlı olmaya çalış. Yapmamaya gayret et. Hayrın çoğu sabırdadır. Şunu da bil ki, yardım sabırlılara olur. Darda kalmışlar genişliğe çıkarlar. Her sıkıntının sonunda bir ferahlık vardır’.”

 

İşte, her mümine lazım olan odur ki: Bu Hadis-i Şerifi kalbinde bir ayna gibi saklaya, işini gücünü buna göre ayarlaya ve böylece çalışa. Son nefesine kadar böyle gide… Allah’ın rahmet ve inayeti sayesinde, dünya ve ahirette böylece güçlüklerden salim ola;  Selametle.



Bu yazı 4617 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI