Bugun...


Tarık Ziya Gücüm

facebook-paylas
DÜNYA MÜSLÜMAN AYDINLAR BİRLİĞİ (WORD MUSLİM İNTELLECTUALS UNİON) ÜZERİNE BİR ÖNSÖZ -1-
Tarih: 15-05-2021 21:36:00 Güncelleme: 16-05-2021 14:57:00


Dünyanın yeniden şekillenmeye başladığı bir zaman diliminde hem İslam dünyası hem de bölgemiz açısından da çok önemli değişim ve karar süreçleriyle yüz yüzeyiz. Müslüman halklar tarihinden ve coğrafyasından kaynaklanan değerinin farkına varıyor, Vizyon geliştiriyor, sorunlarıyla yüzleşiyor, kabuğunu kırmaya çalışıyor.

Bugün Filistin ve Kudüs gibi İslam dünyasında yıllardır kanayan onlarca yara ve yangına karşı dünya Müslümanlarının vereceği mücadele bir kez daha bize gösterdi ki, bu duruş sadece İslam coğrafyalarını değil tüm dünya için bir kurtuluş vesilesi olacaktır.

Bilginin güç olarak kabul edildiği çağımızda İslam ve Müslümanlara yönelik saldırıların yaşandığı birçok coğrafyada savunma hatları ve cepheler açılmış bu savunma hatlarında kültürel, sosyal ve hayatta kalabilme adına bir direniş sergilenmektedir.

Afrika da, Ortadoğu da, Asya da jeopolitik hesaplarla sürdürülen savaş, batıda İslamifobi ile karakterize edilip sürdürülmektedir. Hem kendi coğrafyalarında hem de batıda Müslümanlara insani ve İslami yaşam hakkı tanımayan her türlü zihniyet ve saldırıya karşı dik ve onurlu bir duruş.

Alt yapısı son birkaç yıldır mütevazi, doğal bir süreçte gelişen ve kuruluş aşamasında sona gelinen Dünya Müslüman Aydınlar Birliği ( Word Muslim İntellectuals Union) ile ilgili birkaç kelam edelim.

Evet.

Tesis edildikten sonra, tüm dünya ülkelerinden yaklaşık 500 kadar üyeden oluşması düşünülen ve aralarında akademisyenlerin, aktivist ve yazarların, öğrencilerin, işadamlarının, meslek sahiplerinin de bulunduğu Müslüman aydınlardan oluşacak birliğin İslam Dünyası için önemli bir ses olacağını düşünüyorum.

Birlik dünya Müslümanlarının sosyal ve kültürel tüm yönlerini yansıtacak şekilde kurulacaktır. Yılda bir kez toplanacak ve altı ayda bir birliğe üye Müslüman aydınlar tarafından İslam ve Müslümanları ilgilendiren her türlü sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi durumlarda yaşanan sorun ve problemlerle ilgili tespit ve uygulamaların konu edildiği makale ve yazılar yazılacak ve bülten şeklinde yazılı ve elektronik ortamda yayınlanacaktır.

Zira Müslüman Aydın özgürdür, düşünendir, sorgulayandır, İlahi sınırlar dışında hiç bir sınır ve bağlayıcılığı yoktur.

Sessiz bir çığlıktır, çağlar ötesine ve ötesinden yankılanır Müslüman aydının haykırışı. Bazen Bilal gibi Siyah bir köle, bazen hicabı yırtılmış Zeynep tir. Hak ve hakkı haykırır Müslüman aydın.

VII. Yüzyılda, çağdaşı beşeri sistemlere, gerçek bir alternatif olarak doğan bu medeniyet ortaçağın zifiri karanlığını, aydınlığa dönüştüren sosyal adaletin, insan hakları ve eşitliğin, ilmin, tekniğin ve sanatın kapılarını ardına kadar açmıştır.

Tüm ilahi kitaplar ve Kuran-ı Kerim bize, aynı zamanda tüm İnsanlığa bir toplum düzeni, bir denge, bir hayat düzeni ve bir medeniyet önermektedir.

Bugün şayet dünyanın her tarafında savaş, zulüm, gözyaşı ve adaletsiz bir kültür yaşanıyorsa bu, İslam medeniyetinin toplumsal alanda hakim olmayışındandır.

İnsanlığın, doğusuyla batısıyla tüm dünyanın, İslam medeniyetine ihtiyacı vardır. İslam medeniyetinin yeniden toplumun gerekli yaşam kanallarını beslemesi lazımdır.

Şayet İslam medeniyeti yeniden toplumsal hakimiyeti sağlamaz ise, insanlığın maddi ve manevi zulüm altında inlemesi sürüp gidecektir.

İslam milleti ve medeniyetinin bir parçası olarak yapmamız gereken, birlik ve bütünlük içerisinde doğruluk, hak ve adaletin hâkim olduğu bir toplum yapısında ısrarcı olmaktır. İnsan onuruna değer veren bu kadim medeniyetimizi benimsemeli, her türlü yozlaşma ve bozulmalara karşı dimdik ayakta kalmaya çalışmalıyız.

Evrensel ve kadim İslam medeniyetinin; bugünün ve geleceğin beşeri medeniyetlerinin tek alternatifi olduğu; tarihi ve ilmi bir gerçeklik olarak ortadadır. İnsanlığın, hiçbir beşeri sistemin başaramayacağı yüce ufuklara ulaşması ancak İslam sayesinde mümkündür.

Şu anda dünyanın birçok ülkesinde, Müslümanların, küçük düşürülmesi ve zulmedilen bir azınlık durumuna indirgemek için her türlü yol ve kitle iletişim araçları ile amansız bir kampanya yürütülmektedir. Bu haksız kampanyaya karşı koymaktan ve İslam'ın evrensel sosyal mesajının doğru bir şekilde anlaşılması için doğru bir zeminde mücadele etmekten başka alternatifimiz yoktur.

Bunun için dünya Müslümanları müşterek hedeflerini belirlemeli ve esas meseleler üzerinde bir fikir birliğine doğru ilerlemelidirler. Tüm dünyada hali hazırda topluma hizmet etmekte olan üniversiteler ve Müslüman akademisyenler, İslami –entelektüel platformlar, geniş bir alandaki organizasyonlar daha büyük bir birliktelik ve dinamizmi ortaya koymak zorundadırlar.

Müslüman Aydınlar, Tüm dünya Müslümanlarının yaşadıkları coğrafyada konumunu belirleyen, Aynı zamanda ortak bir Müslüman kimliği ve hedefi için olduğu kadar toplumun bütün kesimlerinin de sağlıklı gelişimi için bir katkı sağlamaya çalışmalıdır.

İslam, dünyadaki bütün büyük dinler arasında en "siyasi" olanıdır. İslam, ilk yıllarında öyle bir siyasi platform oluşturmuştu ki, buradan Müslümanlar; büyük devletler, imparatorluklar ve bir dünya medeniyeti ve kültürünün kurucusu olarak kendilerine evrensel bir rol biçmişlerdi.

Siyasi ve kültürel bağımlılık onları asıl karakterlerine aykırı bir konuma itmiştir. Şimdi de dünya üzerindeki tüm Müslümanlardan, gerçekte kendilerine açık tek seçenek olarak bağımlılık ve kimlik, kültür ve dinlerinin tümüyle dağılışını kabul etmeleri isteniyor.

Dünya Müslümanları, ne kaçınılmaz ve daimi sosyal konumları olarak bağımlılığı, ne de kimlik, kültür ve dinlerinin dağılışını kabul edemezler.

Dünyanın neresinde olursa olsun azınlık olsalar dahi kabul görmüş evrensel hukuk ölçülerinde yaşadıkları ülkelerde Müslümanlar tamamlayıcı bir parçası oldukları evrensel ümmetin hedeflerine uygun uygulamaları yine evrensel insan hakları, hukuk ekseninde belirleyebilir ve takip edebilmelidirler.

Dünya Müslümanlarının bu evrensel hedefleri takip için kurumlar oluşturmaya ve kaynakları harekete geçirmeye ihtiyaçları ve hakları vardır.

Bu aynı zamanda Müslümanların geniş dünya milletleri içerisinde onurlu bir yer edinmeleri için tek yoldur.

Dünyanın neresinde olursa olsun resmi politikanın sunduğu "entegrasyon" ve/veya "asimilasyon" dayatmasına karşı kesinlikle direnilmeli ve reddedilmelidir. Özetle:

Evrensel İslam Ümmetinin bir parçası olarak Müslüman birey ve topluluklar kendi kişilik ve kültürlerini geliştirmek zorundadırlar.

Her şeyin Ötesinde, İslam düşüncesini bir fikir birliğine doğru sevk etmek için bir müzakere ve mütalaa süreci bir " Aydın Evrensel Temsilciler Birliği"ni gerekli kılar. Ümmet bir seçim süreci içine girmeden önce toplum ve ülkeler çapındaki kurumlaşma ve örgütlenme çok ileri bir seviyeye ulaşmış olmalıdır. Müslümanların geleceğini güvence altına almada Müslüman Aydınların hayatî bir rol oynamaları gerekiyor. İslam coğrafyalarında Müslüman Aydınlar akademik alanlarda başarılı bir gelişim sergilemektedirler, fen ve sosyal alanlarda sayıları hızlı bir şekilde artıyor. Müslüman Aydınlar yaşadıkları her coğrafyada ve alanda İslam toplumunun ihtiyaçları çerçevesinde bir İslami yaşam tarzı geliştirmeli, bulundukları ülkede Müslümanların sosyal hayatında da eğitici bir rol oynamalıdırlar………VESSELAM

(DEVAM EDECEK) 



Bu yazı 2819 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI