finans haberleri
Bugun...


Zeki Özer

facebook-paylas
DİYARBAKIR GÜNLÜK GÜNEŞLİK DERT YOK NEŞE ÇOK!.. 1
Tarih: 16-08-2022 00:03:00 Güncelleme: 16-08-2022 00:03:00


-Diyarbakır, kadîm şehirdir.

Sadece sen mi biliyorsun, akıllı oğlan?

-Diyarbakır, tarihten getirdiği kültür mirasını korumuştur.

Be çocuk, sana bu yalanı öğretenler ayıp etmiştir. Kazan altın olduğunu söyler de kepçe itirafta bulunur. Gel şehri gözünle gör, söyleneni kulağınla dinle!..

-Diyarbakır'da tarihî eserlerle yapılarla dimdik ayaktadır.

Sen gel içimizdeki ruha sor, o sana anlatsın, yerle yeksan olanları..

-Diyarbakır'da gelenekler ve görenekler yaşatılıyor.

Onu gel çarşıya gidince, sokaklarda dolaşınca görürsün de gözün körse diyecek bir şey olmaz.

-Diyarbakır'ın mimarisî fevkalade korunmuştur.

Gel, bir dolaşalım, şehri. Dediğin doğru ise sana ciğer ısmarlarım.

-Diyarbakır'da  kime sorarsanız sorun, tarihle dopdolu bilgiler alırsınız, sorularınıza karşılık cevaben.

İnanmayın, Bu sözlere. Kimi geçim telaşında kimi seçim derdinde, kimi zenginlik hayaliyle tenekede büyüttüğü çiçek nasıl büyürse öyle yaşar, kimi gününü gün eder, kimisi elindekiyle yetinir, " Coğrafya kaderdir." yalanına Ibni Haldun'u tanık gösterir, şahid olarak.

-Diyarbakır'da Cahit Sıtkının Otuz  Beş Yaş Şiiri'ni ezberlememiş kimse yoktur. Kabri Diyarbakır'da ışıklarda yatsın.

Yalanın binbir türlü maskesini suratına takanlar, ciddiyetten uzak, samimiyete yakın olmayan tavırlarıyla kendileriyle çelişir. Bu şiir güzel de Cahit Sıtkı'nın mezarı şehrinde değil, Ankara Cebeci Mezarlığı'nda. Biz kaynağını bildiğimiz " Işıklar içinde uyusun."  Sözünün manasını biliriz de sen de ölünce ışıklar içinde mezarında yat. Biz ölen için " Allah taksiratını affetsin" deriz. Sen Cebeci Mezarlığı'na git,  orada bu şiiri okuyup, sanal ortamda paylaş, koçum!..

- Cahit Sıtkı mı, sadece? Ne alaka, yüzlerce binlerce isim vardır. Süleyman Nazifler, Ziya Gokalpler, Celâl Güzelsesler, İshak Sukutîler, Sami Hazinsesler,...

Koskoca bir şehirde sadece bu isimler biliniyorsa sadece " Eferim" deriz.  Küçük dünyalarında fındık akıllarıyla geleceğe dair ufukları dar olanlar, sadece papaganvarî konuşur, ezber tekrarlar. Bari Hattat Hamid'i bil, Ahmed Arif' ten haberdar ol, Sezai Karakoç'u oku!.. Ne deseniz, beyhude!..

- Diyarbakır Karpuz Festivali ile tanıtıldı, yurt içinde ve dışından gelenlere. Ne güzel günlerdi.

O güzel günler, ahlaklı ve vicdanlı insanların döneminin mührüydü. Yüzünde bundan eser kalmamış, anlaşılan. Bir şehrin karpuzla tanıtımı nerede görülmüş? Gel şehrine bol bol Adana karpuzu ye...

 

 

-Karacadağın pirinci, sade yağı, peyniri, yoğurdu ünlüdür. Annelerimizin mutfağında Karacadağın ayrı bir önemi var.

Köylüyü her daîm hizmetçi bilenler, şimdi organik ürünlerle ömürlerini uzatmak ister. Köylüyü insan yerine koymayanlar, neden ürettiğine talip olur, meymenetsizler!..

-Hele ayvalı kavurması oldukça ünlüdür, tatmanız lazım.

Ah midesine düşkün, dili gevşek, kendisi maymun iştahlı!.. Yılda evine birkaç kez et giren ya da aylarca et yüzü görmeyen evlere bakmadan, utanmazca kavurmadan bahsettin de bu ayva nereden çıktı? Sen önce geride bıraktığın aileni, akrabanı, komşularını sor. Geldin de mi sana " Merhaba" demediler?

-Nane çuçe, ahbandır, zahter, pirpar, tolık, kereng, dolberan, tuzık, bildiğimizdi, he babam!..

Valla can kurban, sen yeşillik satan bir yere git, otlarla gözünü doyur. Şehre geldin de aç mı kaldın? Sanal ortamda bilmeyen de hasretinden kaybolduğunu sanır... Oradan buradan şehir fotografları çarparak hem hırsızlık yaparsın hem şehrine otuz senedir, gelmezsin. Sende bit kadar kan olmaz, bilesin babam...

-Anamın oğlu,  Unutmayın kellesi ve paçası, işkembesi ve mumbarı, dünyaca bilinen perdeli ve ciğer kebabı...

- Pısmam, Diyarbakır, tarihin bize emanet ettiği kalesinin burçları ve surları ile bir açık hava müzesidir, unutmayasın.

Ah Pısmam, ne işin var, gurbet ellerde? Gel, dedenin mirasına sahip çık!.. Emanet, hepimizin.

-Dicle Nehrine gerdanlık köprüsü ile muhteşem. Biz gurbete çıktık, güzel şehrimiz size emanet, emaneti koruyun. Yoksam iki elimiz yakanızdadır.

Ayna karşısına geç, o iki elinle boğazına sarıl, kendi kendini aynaya bakarak boğdur da cesedin aynadaki görüntüsü 180 olsun. Zırtapozluğa gelince bir numara olanlar, o elleriyle yakamızı kirletmesinler.

-Kırklar Dağı Manzarası, köşkler. Eyvan Geceleri, Sinemalar, anlatılmaz çıhariler...

-Oturup çayınızı içersiniz, tahtta, dam üstünde yemek sonrası

İyi de ne dam kaldı ne taht, ne yapalım?

-Burası Berderipır, şurası Sem'an Köşkü...

Her şey güzel de beglerin konaklarında ve köşklerinde oturamadı, babalarımız. Başımızı sokacak ev almak için kırk yıl maaştan her ay 10.000 TL versek, 20 senede  bir ev alamayız. Şimdiki evler 2000.000 aşağısı değil

-Hele enfes gül, meyan ve reyhan şerbeti, ..

 

Kardeşim, biz "Yaz ayında fatura çok gelir." diye gerekmedikçe balkon bile yıkamıyoruz. Yoğurdun kilosu 10 TL. Bakmayın hazır ayran alanlara, biz ayakta zor duruyoruz. Devamı yarın

 



Bu yazı 3807 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI