Bugun...



Bozan: Diyarbakırlı kazandı.

Güneydoğu Güncel Gazetesi Mehmet Zeki Özer’in Dicle Üniversitesi'nden Prof. Dr. Oktay Bozan ile yaptığımız İslam ve Diyarbakır tarihi röportajın bugün beşinci bölümü.

facebook-paylas
Tarih: 11-08-2023 00:10

Bozan: Diyarbakırlı kazandı.

Mehmet Zeki Özer özel

Prof. Dr. Oktay Bozan :Diyarbakır’ı yakıyor,  “Çarşıya Şevitî” ismini bu olaylardan alıyor. Yangında 878 dükkân, dükkân, atölye, depo, buğday depoları, boya dükkânları tamamen yok oluyor. 1915 Nisan ayında Diyarbakır’da Dam Taburunun sebep olduğu büyük olaylar var. Bu durum devletin izzeti ve Müslümanların güvenliğini ciddi anlamda sarsıyor.DEDİ

Mehmet Zeki Özer: Çarşiya Şewitî Meselesi için ne dersiniz, Hocam?

Prof. Dr. Oktay Bozan : Diyarbakır’da olayların olduğu gün,  bir de yangın oluyor. Eş zamanlı bir şekilde biri Demirciler Çarşısı’ndaki dükkândan, bir de eczaneden çıkan bir yangın var. Bu yangın,  Diyarbakır’ı yakıyor,  “Çarşıya Şevitî” ismini bu olaylardan alıyor. Yangında 878 dükkân, dükkân, atölye, depo, buğday depoları, boya dükkânları tamamen yok oluyor. Bütün bu bölgenin can damarları” diyebildiğimiz her şey yerle bir oluyor. Dolayısıyla bölge ekonomik olarak ciddi zarar görüyor.

Akabinde  1915… Aynı şeyler  oluyor.

Birinci Dünya Savaşının devam ettiği bu dönemde de Sur içinde olaylar olduğunu görüyoruz.  Bu dönemde Osmanlı Devleti savaş halinde ve on cephede savaşıyor. Diyarbakır’da Ermeniler tarafından kurulan Dam Taburları var. Diyarbakır’da cepheye gitmesi gereken 1000 kişi Ermeni firarisi, cepheden kaçıyor. Sur içindeki binaları kendilerine mevzi yapıyor.

 Sur içinde, tarihi yüksek evler ve dar sokaklar var. Askeri birliklerin rahat mücadele edemeyeceği bir yer. Mesela bir güvenlik görevlisi bir yere çıkınca, damdan dama atlıyorlar. Bu nedenle “Dam Taburu” ifadesi kullanılmaktadır. Sur içerisinde Ermenilerin yoğun olduğu mahallelere adeta bir güvenlik görevlisi giremez hale geliyor. Bir devlet yetkilisi kontrol yapamıyor. 1915 Nisan ayında Diyarbakır’da Dam Taburunun sebep olduğu büyük olaylar var. Bu durum devletin izzeti ve Müslümanların güvenliğini ciddi anlamda sarsıyor. Ele geçirilen bombalar, silahlar ve ihtilal planları Ermeni komitacılarının tüyler ürpertici planları hakkında bilgi veriyor. 1915’te sur içinde yaşanmış olayların benzeri 2015 yılında oldu. Hendek olayları… Tam yüz yıl sonra görüyoruz aynı senaryoyu. Sur içerindeki böyle bir durum söz konusu.

Mehmet Zeki Özer: Seçimlerle ilgi görüşünüz? Biliyorsunuz yakın zaman içinde seçimler oldu.

Prof. Dr. Oktay Bozan :Öncelikle şunu söyleyelim, Bir Diyarbakırlı ve Diyarbakır üzerine çok sayıda çalışma yapmış birisi olarak şunu söyleyebilirim. Bence Diyarbakır son üç yüz yılın en huzurlu dönemini yaşıyor. Böyle on yıl yirmi yıl değil. İkinci olarak bölgede son üç yüz yılın en büyük bayındırlık faaliyetlerine tanık oluyoruz. Belki bugün farkında değiliz. Bundan yirmi-otuz sene sonra konuya ilişkin tezler yazıldığı zaman ya da araştırmalar yapıldığı zaman daha iyi fark edilecektir. Üçüncü olarak artan bir okullaşma oranı var. Diyarbakır ciddi anlamda hızlı bir büyüme yaşadı. Diyarbakır'da yeni yerleşim alanları oluştu. Geride bıraktığımız seçim Diyarbakır açısından ilginç sonuçları ile tarihe geçti. Düşünün Diyarbakır’da CHP adayı, yüzde yetmiş iki oy alıyor. Oysa erken Cumhuriyet döneminde başlatılan ve 1960 kadar devam eden politikalardan en çok bölgenin zarar gördüğü bilinmektedir. Tek parti döneminde bu bölgede bir inkâr ve asimilasyon politikaları uygulayan, kendisi gibi düşünmeyen inanç gurupları ve etnik gurupların homojenleştirmek iddiası ile hareket eden bir siyasal akıl var. Bu siyasal akıl, CHP. CHP bu!.. “Değiştim” demekle değişim olmuyor. Şimdi böylesine bir gerçek varken Diyarbakır’da CHP’nin kendi kalelerinden daha fazla oy alması çok garip bir şey.

Mehmet Zeki Özer: Kürd Meselesi için ne düşünüyorsunuz? Günümüzdeki tablo, neyi gösteriyor?

Prof. Dr. Oktay Bozan :Milli Mücadele dönemindeki topyekûn halde hareket eden topluma erken cumhuriyet döneminde uygulanan yanlış politikalar “Kürt Meselesinin” doğusunu tetiklemiştir.  Bu mesele ülkemizi ve toplumumuzu derinden etkilemiş, ciddi bir maliyete neden olmuştur. Meselenin çözümü konusunda birçok hükümet, farklı çözüm yolları önermiş, bu kapsamda bir takım adımlar atmıştır. Kimisi meseleden kaynaklı terörü tetiklemiş, kimisi ise dönemsel rahatlamalar sağlamıştır. Ancak AK Parti döneminde atılan adımların bu meselenin çözümüne büyük katkı sunduğu kanaatindeyim. Şimdi bundan yirmi sene önce mesela Kürt Meselesi ile alakalı bir sürü kurum raporlar yazmış. Kitaplar ve makaleler yazılmış. Çalıştaylar düzenlermiş. Yüze yakın rapor var elimizde. İnsan halkları dernekleri, vakıflar, siyasi partiler hepsi raporlar yazmış. O raporların sonunda meselenin çözümüne dair öneriler yer alıyor.

Şu veya şunlar olsa bu mesele biter diye de sıralanmış. Bunları elimize alıyoruz tek tek bakıyoruz. Bunların yüzde doksan bitmiş, yüzde onu kalmış. Sorunun çözüm yolu hendekler değil, dağ değil, silah değil, cebir değil, korku değil. Bunun yolu ikna ve siyasettir. İhtilaflar ve çözüm bekleyen sorunlarımız için ikna ve siyaset tercih edilirse eğer, inanıyorum ki   daha fazla mesafe alınır, birlikte yaşama umudu devam eder. Şu an Diyarbakır’ın bir Konya’dan bir İzmit’ten farkı yok. Mesela geçen sene önce, burada Türkiye’nin en büyük etkinliği yapıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı 1200 etkinlik yaptı.

Mehmet Zeki Özer: Bu muazzam bir yatırım var. Burada kim kazandı?

Prof. Dr. Oktay Bozan :Elbette Diyarbakırlı kazandı.

Son yıllarda devlet, en iyi bürokratlarını buraya atıyor. Atanan valiler ve kaymakamların önemli bir kısmı çok nitelikli ve iyi niyetli. Hakikaten, halkı anlayan, halkla camide buluşan, halkla meydanlarda buluşan, halkla çay ocağından buluşan yetkililer var.

Hâlihazırda şimdi böyle bir durum söz konusu.

Bütün bunlara baktığımız zaman, eskiden yakındığımız yönetim tarzı ve yöneticiler değişmiş.

Diyarbakır Valisi Münir KARALOĞLU zamanında “Medeniyet Dilleri” adı altında Kürtçe, Süryanice, Ermenice, Zazaca vb. alanlarda kurslar açıldı. Bunlar yeni bir dönemin başladığını göstermek açısından çok kıymetlidir. Şu anda ben Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürüyüm. Burada Kürtçe yüksek lisans var, Kürtçe doktora tezleri hazırlanıyor. Bu kapsamda son on yıl içerisinde yüzlerce Kürtçe tez yazıldı, akademik çalışma yapıldı. Sempozyumlar yapıyoruz,  sempozyumlarda Kürtçe tebliğler sunuluyor. Kürt edebiyatı ile alakalı önemli çalışmalar yapılıyor, Kürt tarihinin, Kürt edebiyatının en önemli kaynakları devlet eliyle basılıyor ve dağıtılıyor.   Bunları bizzat bakanlıklar eliyle yapılıyor. Mesele geçen sene “Doğunun Kanatları” adıyla Dicle Üniversitesi’nde bir etkinlik yapıldı.

Bütün bunlar yeterli değil, daha fazlası olmalı.

Peki ülkelerin sorunları biter mi? Elbette bitmez.

Bu bir süreç meselesidir. Bu kadar mesafe altıktan sonra bizim eski yöntemlerden vaz geçmemiz lazım. Yani şiddeti bir çözüm yolu olarak siyaset biçimine tercih etmenin bu coğrafyaya bir faydası yok. Bu coğrafyanın çocuklarının artık böyle bir siyasetten uzaklaştırılması gerekiyor.

Hocam, farklı konu başlıkları hakkında güzel bir söyleşi oldu. Teşekkür ediyoruz.

Bu söyleşide, sorduğunuz sorularla verdiğimiz cevaplar, bütünleşince, güzel bir sohbet oldu.




Bu haber 3792 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Diyarbakır Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI YUKARI