|
Tweet |
Mehmet Karakaş
Yapılan yazılı basın açıklamasında, söz konusu düzenlemenin uluslararası hukuk ve insan hakları açısından ciddi sakıncalar içerdiği ifade edildi.
Açıklamada, işgal altındaki topraklarda yürürlüğe konulan bu tür düzenlemelerin uluslararası hukuk bakımından meşruiyetinin tartışmalı olduğu vurgulandı. İşgalci bir gücün, kontrolü altındaki topraklarda kendi hukuk sistemini sınırsız biçimde uygulamasının mümkün olmadığı belirtilerek, düzenlemenin uluslararası hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmadığı kaydedildi.
Yasada yer alan “İsrail Devleti’nin varlığını ortadan kaldırma amacıyla işlenen öldürme fiilleri” ifadesine dikkat çekilen açıklamada, “terör” kavramının geniş ve belirsiz şekilde tanımlanmasının uygulamada keyfiliğe yol açabileceği ifade edildi. Ayrıca temyiz ve itiraz yollarının sınırlandırılması ile yargı süreçlerindeki güvencelerin zayıflatılmasının adil yargılanma hakkı açısından endişe verici olduğu belirtildi.
İsrail’in taraf olduğu Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi kapsamında idam cezasının yalnızca en ağır suçlar için ve sıkı usul güvenceleri çerçevesinde uygulanabileceği hatırlatılan açıklamada, söz konusu düzenlemenin bu standartlarla uyumlu olmadığı ifade edildi.
Ayrıca, işgal altındaki topraklarda cezai yetkilerin kullanımının IV. Cenevre Sözleşmesi ile sınırlandırıldığına dikkat çekilerek, işgalci gücün bu yetkileri sivil nüfusun korunması amacıyla kullanması gerektiği vurgulandı.
Açıklamada, Filistin’de ve İsrail içinde faaliyet gösteren hukukçular ve insan hakları savunucuları tarafından söz konusu düzenlemenin yargıya taşındığı da belirtildi. Bu süreçlerin uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edilmesi gerektiği ifade edildi.
Hukukçular Derneği Diyarbakır İl Temsilciliği’nin, düzenlemeye karşı uluslararası hukuk mekanizmaları nezdinde girişimlerde bulunduğu ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi özel prosedürleri kapsamında ilgili raportörlüklere başvurular yaptığı bildirildi.
Açıklamanın sonunda, hukukçulara, insan hakları savunucularına ve sivil toplum kuruluşlarına uluslararası hukuk çerçevesinde duyarlılık çağrısında bulunuldu.