finans haberleri
Bugun...



NORŞİN MEDRESESİ’NDE İZ BIRAKAN ÂLİMLER

Norşin Medresesi ve Dergâhının kurucu Şeyh Abdurrahman Taxî olup, ondan sonra müderrislik ve şeyhlik görevlerini üstlenen şahsiyetler sırasıyla şunlardır:

facebook-paylas
Tarih: 23-04-2022 00:30

NORŞİN MEDRESESİ’NDE İZ  BIRAKAN ÂLİMLER

Şeyh Fethullah Verkanisî,
Şeyh Muhammed Diyaüddîn (Hazret), 
Şeyh Masum, 
Şeyh Maşuk
Şeyh Nureddin
2. 1. Şeyh Abdurrahman Tâxî (ö. 1304/1886)  
Hayatı
Aslen Şirvan’ın Mavit (Pirinçli) köyünden Heseman Aşireti’nden olan ve 1247/1831 yılında burada doğan Şeyh Abdurrahman, “Mala Sofiyan” (Sofigiller Ailesi) olarak bilinen bir aileye mensuptur. Şeyh Abdurrahman’ın babası Molla Mahmud, annesi de Molla Muhammed Efendi’nin kızı Meyasin Hanım’dır. Tax Köyü ile Norşin’de müderrislik yaptığı için Taxî ve Norşinî nisbeleriyle;  güçlü müderrislik yönünden dolayı da “Seyda” unvanıyla meşhur olmuştur. Bir rivayete göre Taxî irşad için Verkanis Köyüne gittiğinde, sonradan halifesi olacak Şeyh Fethullah Verkanisî’nin dedesi Şeyh Muhammed’in kabrini ziyaret etmiş, kabirdeki zat kendisine “Seyda” diye hitap etmiş ve böylece artık halife ve müridleri arasında “Seyda” lakabıyla anılmıştır.
Seydayê Tâxî, ilim ve tasavvuf ile meşgul olan bir aile ortamında 1247/1831-32 yılında doğmuştur. Bölgedeki yaygın inanca göre doğan bebeğin göbeği, ilerideki yaşamını etkilemesi ümit edilerek sembolik nesneler üzerinde kesilirdi. Bu bağlamda ileride aşk ve muhabbet ehli olması için Taxî’nin göbeği de Mevlana Abdurrahman Camî’nin Yusuf ile Züleyha adlı eserinin üzerinde kesilmiştir. 
İlk tahsiline babasının yanında başlayan Taxî, çevre köylerdeki birçok medresede ilim tahsil etmiştir. Ders aldığı müderrislerden bazıları şunlardır:
Molla Abdüssamed Îronî, 
Molla Muhammed Ziyaeddin Arvasî,
Mevlana Abdurrahman Nemirî el-Hizanî,
Molla Abdurrahman Tîlî/Melekendî
Taxî medrese tahsilini tamamladıktan sonra babası ve çocuklarına tahsis edilen İspayirt’teki Tax Medresesi’nde müderrislik yapmaya başlamıştır.
Seyda lakabıyla meşhur olan Taxî, önce Kadirî Tarikatından Abdurrahman Halis Talebanî’nin (ö. 1858) halifesi olan Şeyh Hacı Emin Şirvanî’ye bağlanıp ondan Rüfaîlik Tarikatını almıştır. Amncak bir süre sonra Talebanî bu halifesini irşaddan menedince Taxî de yeni bir mürşid arayışına girmiş ve neticede yine Kadirî Tarikatından Şeyh Hamza Tillovî’ye, sonra da Şeyh Nureddin Birîfkanî’nin halifesi olan Şeyh Abdülbari Çerçahî’ye intisap etmiştir. Çerçahî’nin yanında amelini tamamlayınca Şeyh Nureddin Brîfkanî hemen Çerçahi’ye haber göndererek ona hilafet verilmesi talimatında bulunmuştur. Böylece Kadirî halifesi olarak irşadla meşgul olan Taxî bu arada Seyyid Sibğatullah Arvâsî’nin müridlerinden Süleyman Erbûsî vesilesiyle Kulat köyüne gider ve Arvasî’yi ziyaret eder. Bu ziyaretinde kendi ifadesiyle bazı keşiflere şahit olur ve Arvasî’den çok etkilenir. Köyüne döndükten sonra hilafet aldığı Kadirî mürşidi Şeyh Abdülbari Çerçahî’ye durumu anlatır ve kendisinden izin ister. O da Şeyh Abdulkadir Geylanî ve Şeyh Nureddîn Birîfkanî'yi inkâr etmemek şartıyla ona izin verir.
Büyük bir arzu ile Arvasî’nin yanına varan Taxî, ailesini bırakıp Kulat’ta kalmaya karar verir. Bir müddet tasavvuf eğitimi aldıktan sonra şeyhi ondaki hasret, iştiyak ve muhabbet duygularını artırmak gayesiyle onu Hizan’a bağlı İspayirt nahiyesine “kadı” olarak görev yapmaya gönderir. Burada iki yıl kaldıktan sonra tekrar Arvasî’nin yanına döner ve eğitimine devam eder. Dokuz yıl daha bu şeyhinin dergâhında hizmet eder ve sülûkunu tamamladıktan sonra 1868 yılında 37 yaşında iken hilafet alır.
Hilafet aldıktan sonra Bitlis ve Muş’a bağlı birçok köy ve ilçede irşad için gezen Taxî, 1870 yılında şeyhi vefat edince Gayda köyüne gelip buradaki tekkede postnîşîn olan şeyhinin çocuklarına irşad faaliyetleri hususunda destek olur. Ancak kısa süre sonra dergâhı, şeyhinin oğlu Şeyh Celaleddîn’e bırakarak Gayda’dan Tax köyüne geçer ve burada müderrislik ve irşad ile meşgul olur. En sonunda Norşin’e geçen Taxî, burada Norşin Medresesi ve Tekkesini kurar. Bunun 1875 yıllarına tekabül ettiği tahmin edilmektedir. 
Şeyh Abdurrahman Taxî, medrese ve tekkesinde müderrislik ve irşad ile uğraşırken bölgedeki siyasi ve sosyal gelişmelere de kayıtsız kalmamıştır. Nitekim kendi dönemine denk gelen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında, mürid ve halifelerini cihada teşvik etmiş ve kendisi de cihada katılmıştır. Cihada katılmanın farz-ı ayn olduğunu belirten ve 300-400 kişiyi toplayıp savaşa katılan Taxî, kim olursa olsun hiçbir bahane ile cihattan geri kalınmaması gerektiğini söyler. Cihada katılan halife ve müridlerin komutanlığını ise topladığı 1440 asker ile şeyhinin oğlu olan Şeyh Celaleddin yapmıştır.
1304/1886 yılında Norşin’de vefat eden ve buraya defnedilen Taxî’nin beşi kız, altısı erkek olmak üzere toplam on bir çocuğu olmuştur. On yılı Norşîn’de olmak üzere toplamda on sekiz yıl irşad ve ilim hizmetinde bulunan Taxî, vefat etmeden iki yıl önce Bulanık’ta Murat Nehri üzerinde üç gözlü bir taş köprünün yapılmasına öncülük ettiği işin Osmanlı Devleti tarafından kendisine Üçüncü Rütbeden Mecidî Nişanı verilmiştir.
Taxî’nin eğitim ve tasavvuf anlayışına göre bir talebe kendisine dinini öğreten hocasına “neden?” ve “niçin?” diyorsa iflah olmaz. Hocasına itiraz eden talebenin üzerine feyiz kapıları kapanır. Sadık bir talebe hocasının bütün fiillerini teslimiyet ile karşılar. Yine ona göre Nakşibendî Tarikatı ihlâs, muhabbet ve teslimiyet üzerine kurulmuştur. Bu bağlamda bir mürit için ihlâsın en düşük mertebesi şeyhin dışında bütün visal kapılarının kapalı olduğunu görmektir. Mürit için muhabbet, şeyhinin ona malından, evladından ve canından daha sevimli olmasıdır. Teslimiyet ise şeyhin emirlerini güzel-çirkin ve caiz-haram demeden yerine getirmektir. 
Vefatı: Şeyh Abdurrahman Taxî vefatından bir süre önce ağır bir şekilde hastalanır. Ancak bu dönemde dâhi irşad hizmetlerinden geri durmaz ve nafile ibadetlerini aksatmaz. Akşam namazından sonra rabıta ve zikir yapar. Vefat ettiği geceden önce ikindi vaktinde eşi Kadriye Hanım’ın eteğinden tutarak şu beyti okur:
“Kâbe hareminin harimine vasıl olamazsın
Eğer Evlad-ı Alinin eteğine yapışmazsan”
Bu hastalığı esnasında “Allah’ı ve O’nun Resulünu sevmeyi ve hem halifesi hem de damadı olan Şeyh Fethullah Verkanisî’ye itaat etmeyi sakın ihmal etmeyin” diyerek vasiyetini yapar ve halefini belirler. Hazret lakabıyla meşhur olan oğlu Diyaüddîn’i yanına çağırarak şöyle der: “Oğlum! Şeyh Fethullah senin hakkında benden daha hayırlıdır. Zira ben seni başkalarından ayırmam ama o seni öbürlerinden üstün tutar”. Gece aile efradını ve halifelerinden Molla Abdulkahhar’ı yanına çağırır ve ondan Kur’an okumasını ister. Bu hal üzerine, 20 Rebiulevvel 1304/1886 Perşembe günü kuşluk vakti 75 yaşında vefat eder. Mezarı, kurucusu olduğu Norşin Dergâhı’nın güney kısmındaki tepenin yamacındadır.
Halifeleri
Şeyh Abdurrahman Taxî 19 kişiye tasavvufi hilafet vermiştir. Bunlardan bazıları ayrı kollar oluşturmuşlardır. Bir kısmı Seyyid Sibgatullah Arvasî’ye intisap ederek tarikata girmiş, hilafeti ise Taxî’den almıştır. Taxî’nin halifeleri şunlardır:
1. Şeyh İbrahim Çoxreşî  (ö. 1881)
2. Şeyh Fethullah Verkanisî  (ö. 1899)
3. Şeyh Ahmet Taşkesenî(ö. 1909)
4. Şeyh Muhammed Sami Erzincanî (ö. 1912)
5. Şeyh Abdulkahhar Zokaydî (ö. 1906)
6. Şeyh Halil Çoxreşî
7. Şeyh Mustafa Bitlisî  (ö. 1914)
8. Şeyh Süleyman Bitlisî (ö. 1924)
9. Şeyh Yusuf Saruhanî-Bitlisî(ö. 1873) 
10. Şeyh Abdulhadi Carcaxî
11. Şeyh İbrahim Bulanikî
12. Seyyid Tahir Abrî
13. Molla Abdullah Hizanî
14. Şeyh Abdullah Subaşi-Norşinî (ö.1889)
15. Şeyh Reşit Norşinî
16. Seyyid İbrahim Siirdî
17. Şeyh Abdulhakim Ceznî
18. Şeyh Abdulkadir Hezanî (ö 1906) 
19. Haceli Yusuf Hınısî
Eserleri
İşarat: Taxî’nin halifesi Şeyh İbrahim Çoxreşî onun sohbetlerini “İşarat” adı altında toplamıştır. Bu eser tercüme edilerek yayımlanmıştır. 
Mektûbat: Taxî’ye ait “mektuplar”dan oluşan bu eser, halifesi Şeyh Abdulkahhar Zokaydî tarafından derlenmiştir. Tercüme edilip basılmış olan bu eserde toplam 77 mektup bulunmaktadır. Bu mektupların büyük çoğunluğu halifelerine tasavvufi hayatın esaslarını ve inceliklerini anlatmak için yazılmıştır. Bunun yanında şu mektupları dikkat çekicidir:
1)Şeyhi Sibğatullah Arvasî’nin hayatını anlattığı 43. Mektup, 
2)Seyyid Taha Hakkarî’nin oğlu Şeyh Ubeydullah’ın İran’a karşıki ayaklanmasını cihad olarak kabul eden ve müridlerini buna katılmaya teşvik eden 55. Mektup,
3)Hanımı Fatıma’ya gönderdiği 60. Mektup, 
4)Cihada katılmak üzere asker toplaması için Mirza Ağa’ya yazdığı 15. Mektup.
2. 2. Şeyh Fethullah Verkanisî (Oxîn Medresesi bölümünde anlatılacaktır)
2. 3. Şeyh Muhammed Diyaüddîn Norşinî: Hazret (ö. 1342/1923) 
Hayatı
Doğumu ve Ailesi: Hazret lakabıyla anılan Şeyh Muhammed Diyaüddîn, Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı İspahirt nahiyesinin Usba köyünde 14 Ocak 1856 yılında Pazartesi günü öğleden sonra doğmuştur. Babası, “Seyda” unvanıyla tanınan Şeyh Abdurrahman Taxî’dir. Taxî’nin 6’sı erkek, 6’sı kız olmak üzere toplam 12 çocuğu olmuştur. Muhammed Diyaüddîn tüm çocukların büyüğüdür. Medine isimli hanım ile bir evlilik yapmış; bu evlilkten Fethullah isimli oğlu ile Aişe isimli bir kızı olmuştur. Fethullah tasavvufî amelini bitirdiği halde hilafet alamadan vefat etmiştir. Hazret ona hilafet vermediği için üzülmüş ve şöyle demiştir: “Keşke ona hilafet vermiş olsaydık, şimdi büyüklerden daha çok istifade ederdi”. Büyük torunu Cemaleddîn de 22 Şubat’ta vefat etmiş ve geriye yalnızca Şeyh Takyeddin ve Şeyh Nasır adlarında iki torunu kalmış ve bunların nesli devam etmektedir. Kızı Aişe de Hazret’in şehid olan kardeşi Muhammed Said’in oğlu Sultan Veled ile evlendirilmiştir.
Medrese Eğitimi ve Hocaları: İlk önemli eğitimini babası Şeyh Abdurrahman Taxî ‘den alan Hazret, normal medrese tahsiline önce Halenze köyünde Molla Mustafa Halenzî’nin yanında başladı. Ardından kardeşi Abdurrahim ile beraber Şeyh Fethullah Verkanisî’nin yanında okudular. Ancak bu iki kardeş arasında ayrı özellikler görülüyordu. Şöyle ki: Hazret’in dersi çabuk biterken, kardeşinin dersi epey uzun sürdüğü için, durumu gören ev halkından bazıları Şeyh Fethullah’a şöyle serzenişte bulundular: ”Sen Hazret’e az, Abdurrahim’e çok önem veriyorsun.”  Şeyh Fethullah ise; “Ne yapabilirim ki; Hazret dersleri normal olarak dinleyip ve öğrendiği ile ikna olup verileni yeterli görüyor, dolayısıyla dersi çabuk bitiyor. Molla Abdurrahim ise çok soru soruyor ve bizi de cevap vermeye zorluyor, bu yüzden dersleri gecikiyor”. Bu şekilde medrese eğitimine devam eden Hazret, tüm tahsilini Şeyh Fethullah’ın yanında tamamlamış ve ilmî icazetini de ondan almıştır
Halifeleri
1. Mela Muhammed Emin: Melayê Mezin
2. Şeyh İbrahim Abirî
3. Şeyh Şehabeddîn Tilî
4. Mela Ubeydullah Tilî
5. Mela Yusuf Tekmanî
6. Mela Abbas Suşarî
7. Şeyh Ahmed Haznevî
8. Şeyh Alaeddîn Oxînî
9.Şeyh Mahmud Zokaydî
10. Şeyh Mahmud Karakoyî
11. Şeyh Abdurrahman Çoxreşî
12. Şeyh SelÎm Hezanî
13. Mela Abdülkerim Sipahirtî
14.Mela Halil Tilî
15.Mela Halid Poxoyî
16.Mela Mustafa Zokî
Eseri: Mektûbat
Hazret’in tek eseri Mektubattır. Onun tasavvufî görüşleri ancak bu eseri vasıtasıyla anlaşılabilir. Tasavvuf büyüklerinin müridlerine yazdığı mektuplarda, müridlerin eğitimi açısından oldukça önemlidir. Mektup vasıtasıyla müridlerin sorularına cevap verildiği gibi, müridlerin yaptığı yanlışlar da gösterilerek onların ilerlemeleri sağlanır. Hazret bu mektuplarında ayetlere, hadislere, âlimlerin sözlerine yer verdiği gibi birçok edebi sözede yer vermiştir. 
2. 4. Mela Muhammed Emin: Melayê Mezin (ö. 1352/1933) 
Şirvan’ın Kursinc köyünden olan Mela Muhammed Emin büyük bir âlim olduğundan, Hazret’in Norşîn’deki müderrisliğini yapmıştır. Bundan dolayı “Melayê Mezin” (Büyük Molla) diye meşhur olmuştur. Aynı zamanda Şeyh Abdurrahman Taxî ’nin damadıdır. Yani Hazret’in eniştesidir. Küçük yaştan itibaren Hazret ile arkadaş olup onunla beraber medrese okumuş ve ikisi de ilmî icazetlerini Şeyh Fethullah Verkanisî’den almışlardır.
Mela Muhammed Emin ilim tahsili olarak önce Til isimli köyde Hazret ile beraber 1-2 yıl okumuş, ardından Seydayê Taxî onları geri çağırmıştır. Muhammed Emin geri dönüp annesini ziyarete gittiğinde annesinden başka yakın akrabalarının tümünün vefat ettiklerini görür. Bunun üzerine annesini alarak Norşin’e getirir ve Seydayê Taxî ’ye teslim eder. Ardından ilim tahsilini Şeyh Fethullah Verkanisî’nin yanında tamamlar ve Seyda’nın medresesinin müderrisi olur. Artık lakabı Melayê Mezin’dır.
Mela Muhammed Emin ilme verdiği önemden dolayı devamlı ilmî tartışmalar yapmış ve Hazret’le de bu tartışmalara girmiştir. Bazı kimseler ona; ”Hazret’le tartışma, bu senin ahiretine zarar verebilir” derler ve o da bir ara tartışmaz. Bu durumu hisseden Hazret ona sorar: ”Âdetin olan ilmî tartışmalarını neden terk ettin?” Mela Muhammed Emin şöyle cevap verir: “Ahiretime zarar vermesinden korktuğum için terkettim”. Bunun üzerine Hazret şmyle der: “İnşallah zarar görmezsin, bizden bir eksik gördüğün zaman mutlaka düşünmeden bize söyle”.
Menkıbeye göre havale geçirenler kendilerine dua etmesi için Mela Muhammed Emin’e getirilir, o da bir takım şifa ayetleri okuyarak bu tip hastaların şifa bulmalarına vesile olurdu ve bu işte çok meşhur olmuştu. Bir gün Hazret de havale geçirmeye başladığında hemen Mela Muhammed Emin’i çağırmış ve ona, “Neden bana da okumuyorsun?” der. Mela Muhammed Emin bunun üzerine Hazret’e; “kaç gündür geçiriyorsun?” diye sorar ve Hazret, “üç gündür” diye cevap verir. Mela Muhammed Emin nazikçe ve biraz da şaka ile karışık şöyle der: “Sen Şeyhlere çok çektirdin, sana üç gün azdır, üç gün daha çek inşallah şifa bulursun”. Gerçekten de dediği gibi üç gün sonra Hazret ayağa kalkar.
Mela Muhammed Emin bir evlilik yapmıştır. Hanımı, Seydayê Taxî ’nin kızı Zeynep Hatun’dur. Bu hanımdan üç çocuğu olmuştur, Bunlar Mela Yusuf, Mela Saki ve Mela Abdussamed dir. Üçü de ondan önce vefat etmişlerdir.
Mela Muhammed Emin, Hazret’in vefatından sonra ayrılığına dayanamamış, çok üzüldüğünden dolayı kendisine de ölümü temenni etmiş, hatta kendisini ziyarete gelen misafirlere devamlı; “Sizde benim ölümüm ile ilgili bir haber var mı?” diye sorarmış. 1933 yılında vefat eden Mela Muhammed Emin’in kabri Norşin’dedir. Hazret vefat etmeden önce tüm evini ve ailesini ona teslim etmişti. Bilindiği kadarıyla geride şu dört halifeyi bırakmıştır:
1- Mela Mustafa Siirdî,
2- Mela Kasım Gulpsikî,
3- Mela Muhammed Bakî (Mela Abdullah Norşînî’nin oğludur),
4-Şeyh Taha (Hazret’in kardeşi Şehid Muhammed Said’in oğludur).
 
prof Kadri Yıldırım  Kürt Medreseleri ve Alimleri Kitabında alınmıştır.



Bu haber 3690 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Bölge Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI YUKARI