Bugun...



Türkiye'de darbeler -7-

27 Nisan 2007: TBMM'de cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk gününde CHP'li Kemal Anadol, "367 yeter sayısı" için yoklama istedi, Arınç yeter sayıyı gördüğü için yoklama yapmadı.

facebook-paylas
Tarih: 22-07-2023 00:01

Türkiye'de darbeler -7-

27 Nisan 2007: Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Haşim Kılıç, 367 yorumları için "Umarım karşımıza gelmez ve Meclis çözer" dedi.

27 Nisan 2007: DYP ve ANAP Meclis'i boykot ederken, Ağar, "Genel Kurul'a girmiyoruz" dedi.

27 Nisan 2007: Abdullah Gül, 361 milletvekilinin katıldığı ilk turda 357 oy aldı.

27 Nisan 2007: CHP seçimleri Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı.

27 Nisan 2007: TSK saat 23.17'de e-muhtıra olarak anılacak bildirisini internet sitesinden yayımladı. Muhtırada halk iradesi tehdit edildi, laiklik vurgusunda bulunuldu

27 Nisan 2007: Erdoğan, Büyükanıt'ı gece yarısı aradı.

28 Nisan 2007: AK Parti kurmayları buluşarak bir cevap metni hazırladı ve "Bildiri, hükümete karşı tutum olarak algılanmıştır. Genelkurmay, Başbakanlık'a bağlıdır. Güven ve istikrar zedeleyenler, olumsuz sonuçların sorumluluğunu yükleneceklerdir" denildi.

28 Nisan 2007: Baykal, e muhtıradan hükümeti sorumlu tuttu.

28 Nisan 2007: Kenan Evren, "Asker görevini yerine getirdi" açıklamasını yaptı.

28 Nisan 2007: Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, "Nush ile uslanmayana tekdir verilmiştir" dedi.

29 Nisan 2007: Baykal Anayasa Mahkemesi'ne, "367'ye gerek yok derseniz çatışma çıkar" uyarısında bulundu.

29 Nisan 2007: ADD, İstanbul Çağlayan'da Cumhuriyet Mitingi yaptı. ADD'nin mitingleri, gerilimi büyüten mitingler olmaya devam etti.

1 Mayıs 2007: Anayasa Mahkemesi CHP'nin başvurusunu kabul edip, "367 şart" kararı aldı. Bu süreçte baskı gördüğünü ileri süren Anayasa Başkanı Tülay Tuğcu, emekliye ayrıldı.

1 Mayıs 2007: Sezer, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görevine 146 oy alan Ersan Ülker yerine 95 oy alan Abdurrahman Yalçınkaya'yı atadı.

4 Mayıs 2007: AK Parti'nin erken seçim önerisi TBMM'de kabul edildi ve 22 Temmuz'a seçim kararı alındı.

4 Mayıs 2007: Cumhurbaşkanı Sezer (görev süresi dolduğu halde) Köşk'ten ayrılmayacağını açıkladı.

4 Mayıs 2007: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Meclis'te bulunan DYP'li Ümmet Kandoğan partisinden ihraç edildi.

6 Mayıs 2007: Anayasa değişikliği (cumhurbaşkanını halkın seçmesi) ve erken seçim kararından rahatsız olan CHP, Anayasa değişikliğini içeren 7 maddeyi engellemek için 10 bin imza topladı.

7 Mayıs 2007: Yenilenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 367 sayısına ulaşılamayınca, Gül adaylıktan istifa etti.

11 Mayıs 2007: Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öneren anayasa değişikliği Meclis'ten geçti.

12 Mayıs 2007: Baykal, Sezer'den cumhurbaşkanını halkın seçmesini öneren değişikliği veto etmesini istedi.

13 Mayıs 2007: BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu Baykal'a, "Meclis'e seçtirmiyor, halka güvenmiyorsun, nesin sen" çıkışını yaptı.

18 Mayıs 2007: CHP ve DSP seçimlere "Solda Birlik" adında birlikte katılacaklarını açıkladı.

22 Temmuz 2007: AK Parti seçimlerde yüzde 46,7 oy aldı. CHP yüzde 20,8'de kalırken MHP yüzde 14,3 oy aldı. 26 bağımsız vekil Meclis'e girdi.

26 Temmuz 2007: Ağar DYP Genel Başkanlığı'ndan istifa etti ve "O gün salona girmeliydik (Gül'ü desteklemeliydik)" dedi.

27 Temmuz 2007: MHP lideri Devlet Bahçeli, cumhurbaşkanlığı oylamasına katılacaklarını açıklayınca Abdullah Gül kendisine teşekkür etti.

3 Ağustos 2007: Baykal, "Uzlaşma olmazsa çatışma çıkar" dedi.

17 Ağustos 2007: Sezer, yeni hükümeti yeni cumhurbaşkanının seçeceğini söyledi.

20 Ağustos 2007: TBMM 11. Cumhurbaşkanı'nı seçmek için toplandı. Abdullah Gül 341 oy aldı ama seçilemedi.

29 Ağustos 2007: TBMM'deki 3. tur oylamanın ardından Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçildi.

29 Ağustos 2007: Baykal, "Köşk seçimi meşrudur, sonuca saygı duyacağız" dedi.

ABD destekli 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 7 yıl geçti. Küresel emperyalist güçlerin desteğiyle yapılan ihanet girişimi, minarelerden yükselen salâlar, cihad ve şehadet aşkıyla meydanlara çıkan halk tarafından akamete uğratıldı.

15 Temmuz Cuma gecesi TSK içerisindeki Batı destekli illegal "mesiyanik" bir yapılanma olan FETÖ, korkunç bir darbe teşebbüsünde bulundu. Önceki darbelerde görülmemiş şekilde savaş uçakları, helikopterler, tanklar ve ağır silahlar kullanılarak katliamlar gerçekleştirildi. Ağırlıklı olarak Ankara ve İstanbul merkezli olan bu kalkışmanın neticesinde şu ana dek 253 şehit verildi, binlerce kişi yaralandı.

Darbe girişiminin ilk saatlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan özel bir birlik tarafından suikast ile öldürülmek istendi. Genelkurmay, MİT ve Emniyet binalarında çatışmalar yaşandı, TBMM bombalandı. Türkiye tarihinin en karanlık gecesi olarak görülebilecek sürecin yaşanmasına neden olan söz konusu girişim, milletin büyük fedakârlıkları neticesinde sabahın ilk saatlerinde büyük ölçüde kontrol altına alındı.

Darbeciler birilerinin "iyi çocuklar"ıdır

Darbeler, sosyal sistem içerisinde "askeri kurumun" kendisini merkeze alıp, kurumsal yapının diğer ögelerini yeniden şekillendirmeye çalıştığı girişimlerdir. Türkiye, uzak ve yakın tarihi itibariyle birçok askeri darbe teşebbüsüne maruz kalmıştır. Özellikle Osmanlı'nın Batılılaşma temayüllerinin belirdiği Tanzimat döneminden günümüze, deyim yerindeyse bir "darbe kültürü" meydana gelmiştir. Söz konusu kültür; ülkenin siyasal, ekonomik ve toplumsal açıdan büyük sorunlarla karşılaşmasına ve uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek acılar yaşamasına sebebiyet vermiştir.

19. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren darbeler, "Batılılaşma" hedefini hızlandırmak ve önündeki engelleri bertaraf etmek maksadına yönelik olarak araçsallaştırılmaya başlanmıştır. Batı'nın öngördüğü çerçeveye muhalif gelenek ve gelecek arayışında olan ya da Batılılaşmayı sekteye uğratıp yavaşlatan siyasi kadrolar, askeri darbelere maruz kalmaktadır. Türkiye'de askeri sınıfın kendisini ülkenin gerçek sahibi, kurucu unsuru ve koruyucusu olarak görmesi de, "sivil" unsurlara karşı müdahale etme imtiyazının kendilerinde olduğu dogmatik düşüncesini beslemektedir. Bu bağlamda, Türkiye'de askeri darbeler iç ve dış dinamiklerin etkileşimi sonucu meydana gelmektedir. Son kertede ise dış dinamiklerin çıkarlarının gözetileceğine dair "icazet" alınmasının belirleyici olduğunu söylemek mümkündür. Bu da son dönem darbe literatürü terminolojisinde önemli bir yer edinen "birilerinin iyi çocukları olmayı", darbelerin en belirgin özelliği haline getirmektedir.

Türkiye'de askeri darbeler 10 yılda bir tekrarlandı

Cumhuriyet döneminde askeri darbeler, yaklaşık on yılda bir tekrarlanarak sürekli bir mahiyet kazanmıştır. 1960 yılında, hiyerarşik bir karakterde olmayan; Başbakan, Dışişleri Bakanı ve Maliye Bakanının idam edilmesiyle sonuçlanan darbeler silsilesinin ilk halkası gerçekleşmiştir. 1962-63 yılında iki başarısız darbe girişimiyle devam eden süreç; 12 Mart 1971'de, emir-komuta zinciri içerisinde ancak "muhtıra" verilmek suretiyle hükümetin istifa ettirildiği bir formda vuku bulmuştur. 12 Eylül 1980 darbesi ise, hiyerarşik ve doğrudan askeri müdahale özelliklerine sahip ilk ve son darbe olmuştur. Hükümetin istifasıyla neticelenen 28 Şubat 1997 darbesi "post-modern" bir nitelik arz ederken, Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısıyla verilen 27 Nisan 2007 "e-muhtırası" ise hükümetin karşı duruşu sebebiyle amacına ulaşamamıştır.

Milletin inisiyatif alması ile akamete uğratılan 15 Temmuz darbe girişimi de, söz konusu darbe kültürünün bir yansıması ve silsilenin son halkası hükmündedir. Önceki darbelerle benzerlikler taşımakla birlikte, kendine özgü birçok unsura da sahiptir.

15 Temmuz darbe girişiminde yaşananlar

15 Temmuz darbe girişiminin aktörlerine, tarihsel arka planına, hedeflerine, neden başarısız olduğuna ve muhtemel sonuçlarına geçmeden önce; darbe girişiminin umumi bir panoramasını betimlemek için girişim süresince ve öncesinde yaşanan olaylar zincirini ana hatlarıyla aktarmak gerekir.

15 Temmuz Cuma günü saat 16.00'da dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a olağanüstü bir askeri hareketlilik yaşandığına dair bilgi istihbar edildi. Söz konusu bilgi, Genelkurmay Karargâhına iletildi ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak ve Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'in katılımıyla değerlendirildi.  Daha sonra MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da katılımıyla yapılan değerlendirmelere bağlı olarak; tüm hava sahasının kapatılarak askeri uçaklara uçuş izni verilmemesi, tank ve zırhlı araçlar başta olmak üzere tüm araçların hareketliliğinin durdurulması ve dışarı çıkmamaları yönünde tedbirlerin alınmasına yönelik bir dizi talimat gerekli merkezlere verildi. Genelkurmay'ın ifade edilen talimatları sonrasında darbecilerin planları deşifre oldu. Böylelikle gece saat 03.00'da harekete geçip saat 06.00'da sıkıyönetim ilan etmeyi planlayan darbeciler, girişimlerini daha erken başlattı.

Darbeciler halka karşı uçak ve helikopter kullandı

Kalkışmayı erkene almak zorunda kalan darbeci grubun harekete geçmesi sonucu, gece saat 22.00 sularında Ankara'da TSK'ya ait bir kısım F-16 savaş uçağı ses hızını aşarak alçak uçuş gerçekleştirdi. Genelkurmay Başkanlığı'nda silah sesleri duyuldu ve Genelkurmay'ın önünde bulunan insanlara helikopterden ateş açıldı. Ardından Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı ve TRT Genel Müdürlüğü bir grup asker tarafından ele geçirildi. Eş zamanlı olarak İstanbul'da Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri askeri araçlarla tek yönlü olarak trafiğe kapatıldı ve Atatürk havalimanına tanklar sevk edildi. Ankara ve İstanbul'da birçok kamu binası önünde asker ve polis teşkilatı karşı karşıya geldi. Darbeye teşebbüs eden grup tarafından Ankara'da MİT kampüsüne ve Genelkurmay Başkanlığı Karargâhına helikopterlerle ateş açıldı. MİT personeli askeri helikopterlerin saldırısına ateş açarak karşılık verdi.

Başbakan Binali Yıldırım açıklama yaptı

Yaşanan gelişmeler üzerine Başbakan Binali Yıldırım saat 23.00'da canlı yayına bağlanarak bir açıklama yaptı. Yıldırım, asker içindeki bazı kişilerin kalkışmada bulunduğunu belirterek, "Bu kalkışmayı yapanlar, bu çılgınlığı yapanlar en ağır şekilde bedelini ödeyecektir" ifadelerini kullandı.  Başbakan'ın açıklamasından kısa bir süre sonra Ankara Gölbaşı'ndaki Polis Özel Harekât Eğitim Merkezi bombalandı ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın darbeciler tarafından rehin alındığı duyuruldu.  TBMM'de bulunan tüm partiler adına Meclis Başkanı İsmail Kahraman, görüntülü bir sohbet uygulaması olan "facetime" üzerinden darbe girişimini kınadı.

Erdoğan'a suikast girişimi

15 Temmuz gecesinin son dakikalarında güvenlik kaynaklarınca askeri kalkışmanın ordu içerisindeki "Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)" mensubu bir grup subay tarafından yapılmaya çalışıldığı açıklandı.

16 Temmuz saat 00.10 civarı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tatil yaptığı Marmaris'ten Atatürk Havalimanına doğru hareket etti.  Uçağın hareket etmesinden yaklaşık 15 dakika sonra TSK'nın en seçkin birimlerinden olan MAK (Muharebe Arama ve Kurtarma) SAT (Sualtı Taarruz) Komandoları, savaş uçakları ve ağır silahlarla hâlâ otelde olduğunu düşündükleri Erdoğan'a suikast girişiminde bulundu ve ayrıldığı mekân bombalandı.

TRT ekranlarında darbe bildirisi okundu

FETÖ yapılanmasına mensup darbeci askerler, işgal ettikleri TRT ekranlarında saat 00.15 gibi darbe bildirisini tehditle bir haber spikerine okuttu. Kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak adlandıran darbeci grup, TSK'nın ülke yönetimine el koyduğunu ve saat 06.00'dan sonra sokağa çıkma yasağının uygulanacağını bildirdi. Buna karşılık aynı dakikalarda Diyanet İşleri Başkanlığı, 81 ilde "sela" okunması talimatını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan halkı meydanlara davet etti

Darbecilerin "ülke yönetimine el konulduğunu" açıklamalarının ardından saatler 00.26'yı gösterdiğinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan "Başkomutan sıfatıyla"  facetime üzerinden özel bir TV kanalına bağlanarak tarihi bir çağrı yaptı: "Şu anda yapmış oldukları işgali ortadan kaldıracağımıza inanıyorum. Milletimizi havalimanlarına, meydanlara davet ediyorum. Tanklarıyla toplarıyla gelsinler ne yapacaklarsa millete yapsınlar. Ben de havalimanına geliyorum. Emir komuta zinciri çiğnenmiştir, askıya alınmıştır. Altın üste yönelik attığı adımlar söz konusudur. Ben cumhurbaşkanıyım ve başkomutanım. Başkomutan olarak benim haberim olmadan atılan adımlara cevap verilecektir, kimsenin şüphesi olmasın. Tarih boyunca darbeciler başarılı olamamıştır."

AK Parti, MHP ve HÜDA-PAR halkı meydanlara davet etti

Aynı sıralarda AK Parti, MHP ve HÜDA-PAR, darbeye karşı olduklarını ifade ederek halkı meydanlara davet etti. Bu çağrılar üzerine halk Türkiye'nin dört bir yanında sokağa çıkarak darbecilere güçlü bir şekilde tepki göstermeye başladı.  Bu sırada CHP, cumhuriyetin ilkelerine ve demokratik yönetime saygı gösterilmesi gerektiğini aktarırken, HDP ise ilkesel olarak bütün darbelere karşı olduklarını açıkladı. Böylelikle her iki parti, darbeye karşı "teorik" bir karşı duruş sergiledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının hemen ardından FETÖ'ye bağlı darbeci askerlerin tutuklanmasına yönelik soruşturmalar başlatıldı ve askerlerin görüldükleri yerde tutuklanacakları bildirildi.  Medya üzerinden yapılan darbeye yönelik kınama mesajları ve meydanlara çıkma çağrıları üzerine darbeciler, TÜRKSAT'ın Ankara Gölbaşı'ndaki tesislerine helikopterle saldırdı, ele geçirme girişiminde bulundu.

TBMM bombalandı

Saat 01.00'da darbeciler Ankara Emniyet Müdürlüğüne F-16'lar ve helikopterlerle saldırdı. Kısa süre sonra 1. Ordu Komutanı Org. Ümit Dündar, bir açıklama yaparak "kalkışmayı TSK'nın desteklemediğini, küçük bir grubun işi olduğunu ve problemi çözmeye çalıştıklarını" belirtti.  Ardından Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı, "Eşkıyalar başarılı olamayacak. Paralel ihanet şebekesiyle karşı karşıyayız. Kısa sürede duruma el koyacağız. Şehidimiz var, yaralımız var fakat duruma hâkimiz." ifadelerini kullandı. Darbecilerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne helikopterle inme teşebbüsleri ise polis teşkilatı tarafından püskürtüldü.




Bu haber 2450 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Manşetler Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI YUKARI