Bugun...


Abdurrahman SEVGİLİ

facebook-paylas
ZARURATI DİNİYYE YA DA ZARURATI XAMSE 4
Tarih: 15-10-2022 00:01:00 Güncelleme: 15-10-2022 00:01:00


Bu yazı serimizin dördüncüsünde nesil emniyeti üzerinde duracağız inşallah. Yüce Allah’ın emniyet altına aldığı beş önemli değerden birisi de nesildir. Dinimiz yüce İslam, neslin muhafazasını çok önemsemiştir. Çocuğun kime ait olduğu, anne ve babasının kimler olduğu meselesi hem dinen hem de örfen çok önemli meselerden birisi olarak kabul edilmiştir. Toplumda affedersiniz  “ veledi zina” diye ifade edilen deyim, babası belli olmayan kimseler için kullanılır. İster çocuk ister yetişkin olsun, babası, soyu sopu belli değilse, hakir görülür ve bu tür kimseler İçin zina çocuğu anlamına gelen veledi zina ifadesi kullanılır.

           

Cenab-ı Hak evliliği tavsiye edip zinayı ise haram kılmıştır. Evlenmek; karı, kocanın ve şahitlerin huzurunda yapılan bir akittir. Eşlerin karşılıklı rızasına bağlı olarak ve ilan edilerek bir yuva kurmalarıdır. ‘Velime’ adı verilen düğün yemeğinin amacı da,  bu akdin ilan edilmesidir. İşte sahih olarak akdedilen, taahhüt altına alınan bu evlilik; neslin devamı, ırkların, kavimlerin ve toplumun tesisi içindir. Ailede çocuk doğunca tabii olarak anne ve babası, soyu sopu, çekirdek ve geniş ailesi belli olur. Zina ile evlilik dışı meydana gelen bir çocuk toplumda babasız olarak yaşar ki bu büyük bir faciadır, utanç kaynağıdır ve toplumun temelini sarsar. Zina bu yüzden dinen haramdır.

 

Efendimiz (sav): “ evlilik benim sünnetimdir, kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” Diğer bir hadisinde ise:” Ey gençler topluluğu, evleniniz, çoğalınız. Ben, kıyamet günü çokluğunuzla iftihar edeceğim.” Buyurarak evliliğin önemini vurgulamıştır. Cenab-ı Hak Kur’an’ı Hâkimde:  “Bekârlarınızı evlendiriniz…” buyurarak bu konudaki kesin talimatını vermiştir. Zinayı ise kesin ifadelerle yasaklamıştır. Hatta :” vela takrabü’z zina “ ifadesiyle Yüce Mevla:”zinaya yaklaşmayınız” buyurmuştur. Zinanın kendisi bir yana dursun, ona yaklaşmayı bile kesin olarak yasaklamıştır.

 

Cenab-ı Hak Hucurat suresinde şöyle buyurmuştur:“ Ben sizi şube şube, kabile kabile yarattım ki birbirinizi tanıyasınız. Allah katında en iyiniz, en çok takva sahibi olanınızdır.” Bu ayetteki ifadeden anlıyoruz ki hiçbir kavim diğer bir kavimden, zengin fakirden, beyaz siyahtan, Arap acemden üstün değildir, üstünlük Allah katında ancak takva iledir. Bu ayetten şunu da anlıyoruz ki, insanların birbirini tanıması için kavimler, ırklar, diller ve renkler de gereklidir. Allah’ın ayetleri olan bu kavimlerin oluşması için ailelerin olması gereklidir. Çünkü toplumun temel taşı ailedir. Toplumu ayakta tutan ailedir. Sağlam toplum ancak sağlam ailelerden oluşur. Nikâh akdiyle başlayıp meydana gelen çekirdek aileler, geniş aileyi; o da kavimleri, ırk ve aşiretleri meydana getirir. Bu oluşum önemlidir, Rabbimiz önemsemiştir ve bu müesseseye zarar vermeyi büyük günah saymıştır. İşte bu yüzden batı, İstanbul Sözleşmesi gibi ifsat çalışımlarıyla bu kutsal kurumu yıkma peşindedir ve ümmetin nüfusunu azaltmak ve ahlakını yozlaştırmak İçin büyük bir çaba içindedir.

 

Söz buraya gelmişken bir ifsat sözleşmesi olan İstanbul Sözleşmesi üzerinde biraz durmak istiyorum. Çok uzun anlatılması gereken bir konu olmasına rağmen yazının formatı gereği kısaca değineceğim. Bu sözleşme İstanbul’da imzalandığı İçin bu adı almıştır. Gece yarısı meclisten çok kısa bir sürede geçirilen ve o dönemin TBMM de bulunan tüm partilerin ittifakıyla kabul edilen bir uluslararası metindir. Rusya ve Macaristan gibi ülkeler dahi bu yıkıcı sözleşmeyi imzalamamışlardır. “Cinsiyet eşitliği” ve “partner” gibi ifadeler içeren bu ifsat edici sözleşme, ahlaksız ilişkilere kaynaklık etmektedir. Aile kurumunu yok etmekte ve Aile içi anlaşmazlıkları körüklemekte ve bir anlaşmazlık doğduğunda da arabuluculuğu kabul etmeyen (madde 48) bir sözleşme olarak şiddet ve boşanmaları arttırmaktadır. Hâlbuki ülkemizde neredeyse bütün anlaşmazlıklarda arabuluculuk ‘Ombudsman’ sistemi mevcuttur. Taraflar mahkemeye gitmeden birçok konuda uzlaşma yoluna gidebilmektedir. Bu sistem çok güzel bir düzenleme olup Kuran’ın ruhuna da muvafıktır. Ancak gelin görün ki her ne hikmetse, sadece aile kurumu bu güzel arabuluculuk sisteminin dışında tutulmuştur. Kuranda aile içi anlaşmazlıklar İçin hakem olayı vardır ve Cenab-ı Hak bu konuda şöyle buyurmaktadır :  “(Kadın ile kocanın) Aralarının açılmasından korkarsanız, bu durumda erkeğin ailesinden bir hakem, kadının da ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar, (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah’da aralarında başarı sağlar. Şüphesiz, Allah, bilendir, haberdar olandır.”  Nisa Suresi 35.ayet

 

            İstanbul sözleşmesinin imzalandığı ve uyum yasası olan 6284 sayını kanunun devreye girdiği bu dönemde, kadına şiddet ve ve boşanmalar hızla artmış, evlilikler ise azalmıştır. Kadının beyanı esas tutulmuş, sınırsız nafaka ve çocuk haczi gibi evliliği yıkıcı ve şiddeti körükleyici maddeler getirilmiştir. Evin erkeği eşine ve kız çocuklarına hiçbir şey söyleyemez hale gelmiştir. Herhangi bir nasihat ettiği zaman polise haber verilerek, koca evden uzaklaştırılmaktadır maalesef. Karısı veya kızı gece yarılarına kadar dışarda, sağda solda dolaştıkları halde, en ufak bir müdahale edilememekte, nerde kaldınız diyememektedir. Hatta ben sevgilimin yanından geliyorum deme cüretinde bulunanları bile biliyoruz. Şu anda 18 yaşından küçük oldukları İçin evlenen be çok mutlu olan binlerce ailede, tecavüz cu suçlamasıyla binlerce koca hapishanelerde, tecavüzcülerin koğuşlarında çürümektedirler. Ülkemizde zina ise suç teşkil etmemekte ve daha önce var olan cezası kaldırılmış bulunmaktadır. Zina eden kişi isterse 15 yaşında olsun karşılıklı rızaya dayandığı sürece bu ahlaksızlığı yapabilmektedir. Yani şu anda ülkemizde, geçerli olan hukuka göre, evlilik suç (18 den küçükler için) , zina ise suç değildir.

 

Bu sözleşmede geçen partner ifadesiyle, (afedersiniz) erkek erkekle, kadın kadınla bir hayat geçirebilir. Bu metinde karı koca yerine bu ifade çok bilinçli bir şekilde kullanılmaktadır. Bu sözleşmeye göre, erkek ve kadına sonradan bu cinsiyetler ve görevler tanımlanmış olup, çevreden ve dinlerden etkilemiş bir durum olup fıtri değildir. Yani erkek kadının, kadında erkeğin rolünü üstlenebilir ve zaten böyle bir rol bulunmamaktadır. Zaten bu roller sonradan verilmiştir. Bu yüzden kız çocuklarına şapka, erkek çocuklara bayan elbiseleri giydirip rollerini değiştirmeye çalışmaktadırlar. Bu sözleşmeye dayanarak 6284 sayılı kanun çıkarıldı ve halen yürürlüktedir. İstanbul sözleşmesinden ise yıllar sonra da olsa çıktık. Ancak bir an önce 6284 sayılı kanun da iptal edilmelidir.

 

Uzun lafın kısası şudur, biz kadına şiddete elbette hayır diyoruz amenna, ancak bununla beraber; erkeğe, çocuğa, hayvana, bitkiye ve yapılan her çeşit şiddete de hayır diyoruz. Bu sözleşme ise kadına şiddeti bahane ederek bize kabul ettirilmiş ve ancak şiddeti azaltmamış tam tersine arttırmıştır. Yuvaları yıkmış, cinayetleri arttırmış ve toplumun temeline bir bomba gibi girip tahrip etmiştir. Bu işin arkasında yerli/ yabancı bütün şer odakları vardır. Soroslar, ABD büyükelçiliği, yerli feminist dernekleri… Gibi. Konumuz olan nesil emniyetiyle çok yakından ilişkili olduğu İçin bu şer sistemini, aileyi, evliliği, nüfusu bitiren bu ifsat sözleşmesini özetlemeye çalıştık.

 

Sözlerimi bitirirken, neslin devamını isteyen yüce Allah (cc), zinayı ve hatta ona yaklaşmayı haram kılmıştır. Evlenip çoğalmayı, yuva kurup sağlam bir toplum oluşturmayı ibadet saymıştır. Fıtrat dini olan İslam, insanlığa hayırlı ve temiz bir hayat tesis etmiş iken, Allah’a düşman olan şeytan ve avaneleri ise,  bu tertemiz olan iffetli hayatı bitirme peşindeler. Yüce Allah’a savaş açmış bu zavallılar, Kadir’i mutlak olan yüce Mevla’nın gazabından kurtulmayacaklardır. “La ğalibe illellah ”, “ la kuvvete ve la kudrete illa billahil aliyyil azim” gerçeğini hatırlatmak isterim bu zavallı mahlûklara. Bilsinlerki cennet ucuz değil, cehennem ise lüzumsuz değil. Yaşasın bu asi ve zalimlere cehennem. Onlar istemese de Allah(cc) nurunu tamamlayacaktır inşaAllah. Şunu da görsünler ve bilsinler ki, kâfirler ve zalimler nüfüs olarak azalmakta, müslüman nüfus ise her şeye rağmen artmakta ve Müslüman aileler zarar görseler de bu artış devam edecektir.  Batı ise ya müslüman olup şeref bulacak, ya da yok olup bitecektir. “Allah bize kâfidir O ne güzel vekildir.”  Sadakallahul azim. Selam ve dualarımla Allah’a emanet olunuz aziz dostlar.

 

       Abdurrahman SEVGİLİ

 

 

 

 



Bu yazı 1693 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI