Bugun...


ARŞ GÖR Abdulkadir ELİGÜL

facebook-paylas
HADİS UYDURMACILIĞI TARİHTE Mİ KALDI?
Tarih: 11-10-2020 18:55:00 Güncelleme: 11-10-2020 18:55:00


Allah c.c. son ümmet olan bizlere son peygamber olan Hz. Muhammed (s.a.v.) efendimizi rehber olarak gönderdi.

Ona eşlik eden kuşak insanlık tarihinin en hayırlı kuşağıydı.

İbn Mes’ûd’dan rivâyetle kendisi o kuşak hakkında şu ifadelere yer vermektedir:

“Her kim bir yol izlemek istiyorsa ölen kimselerin yolunu kendine yol edinsin (çünkü hak yol üzere vefat edenler artık bütün fitnelerden korunmuş vaziyetteler) zira yaşayanlar fitneden emin değildirler (her an sapma ihtimalleri vardır). İşte Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ashâbı olan bu kuşak, bu ümmetin en faziletlileridirler. Ve onlar bu ümmet içinden Allah’a karşı kalpleri en temiz olanlar, ilim açısından en derin bilgi sahibi olanlar ve dini yaşama hususunda ise en kolay yolu benimseyenlerdirler. Allah, onları peygamberine dost olarak ve dinini onlarla ayakta tutmak için seçmiştir. Onların değerini bilin, izlerini takip edin ve ahlaklarından ve yaşam tarzlarından yapabildiğiniz kadarına tutunun. Zira onlar dosdoğru bir hidayet üzereydiler.”

Bu ifadelerden de anlaşıldığı üzere sahâbe kuşağı bu ümmet içerisinden seçilmiş en hayırlı kuşaktır. Onlar İslam dinini en doğru şekilde bize aktardıkları gibi asla Resûlullah’a (s.a.v.) yalan isnad ederek bize bir şey aktarmış değildirler.

Daha sonraki dönemlerde farklı birçok nedenden dolayı bazı kimseler tarafından hadisler uydurularak Resûlullah’a (s.a.v.) isnad edilmişse de bütün bunlar işin ehli olanlar tarafından ayıklanmıştır.

Günümüze geldiğimizde ise meydana gelen birçok olayda hadisler doğru yanlış denilmeden aktarılmakta ve her bir olay hadislerle irtibatlandırılarak açıklanmaktadır.

İşin garip olan tarafı ise geçmişte hadisler uydurulurken günümüzde ise var olan hadisler çarpıtılarak ve aslı var olmakla beraber çok farklı bir yorum anlayışı ve birçok değişiklik yapılarak sahih hadisler adeta uydurma hadisler derecesine düşülerek istenilen yoruma göre sunulmaktadır.

Örneğin geçenlerde Rusya’nın Suriye’ye girmesine binaen Sahîh-i Müslim’de geçen bir hadis Ruslarla irtibatlandırılarak aynen şu şekilde paylaşılmaktaydı:

“RUSLAR BİZE SAVAŞ AÇACAKMIŞ ŞU HADİSİ BİLMEZLER Mİ..?

Amik Ovası’nda meydana gelecek olan bu savaş hakkında Peygamber Efendimiz’in hadislerinde şöyle geçmektedir:

”Amik Ovası’nda büyük bir savaş olacak. Sarı ırk ile (Ruslardan bahsedildiği tahmin edilmektedir.) çok büyük bir savaş meydana gelecek. Savaşa katılanların üçte biri kaçacak, üçte biri şehit olacak, üçte biri de Allah’ın izni ve yardımıyla zafer kazanacak.

İlk başta bir ateşkes sağlanacak. Bu anlaşma bir kadının hamilelik süresine (9 ay) kadar devam edecek, daha sonra anlaşma bozulacak ve Kıyamet Savaşı başlıyacak.

 

Çok insan hayatını kaybedecek. Kıyamete kadar bir daha böyle büyük savaş olmayacak. Zafer yine İslam’ın, Olacak Allah’ın izniyle.”

(Muslim .fiten 34. 2897)

Oysa Sahîh-i Müslim’de geçen hadis meâlen aynen şöyledir:

Bana Züheyr b. Harb bildirdi, bizlere Muallâ b. Mansûr bildirdi, bizlere Süleymân b. Bilâl bildirdi, bizlere babası yoluyla Süheyl bildirdi ve babası da Ebû Hüreyre’den rivâyetle Resûlullah şöyle buyurdu:

“Rûm, ‘amâk ya da dâbık’a inmediği sürece kıyamet kopmaz.

O gün yeryüzünde bulunanların en hayırlılarından olan bir ordu asker Medine’den yola çıkarak onları karşılayacaktır.

Birbirlerine karşı savaş düzenine geçtiklerinde Rûmlar müslüman askerlere şöyle diyecektir: Bizi, bizden esir alanlarla baş başa bırakın onlarla savaşacağız.

Bunun üzerine müslümanlar da onlara şöyle diyecektir: Hayır! Allah’a yemin olsun ki sizi kardeşlerimizle başbaşa bırakmayacağız.

Bunun üzerine çıkan savaşta müslümanlardan üçte biri savaşta yenilecek (geri çekilecekler) ve Allah onlara asla tövbe etmeyi nasip etmeyecek.

Üçte biri de öldürülecek ve bunlar Allah katında en faziletli şehitler olacaklardır.

Üçte biri de savaşı kazanacak ve bunlar asla fitneye uğramayacaktır. Ve bunlar daha sonra Kostantiniyya’yı fethedecekler.

Onlar kılıçlarını zeytin ağaçlarına asıp ganimetleri paylaştıkları sırada Şeytan aralarında seslenerek şöyle diyecektir: Şüphesiz ki Mesîh (Deccâl) sizin yerinize ailenizle kalmıştır. Bunun üzerine onlar yola çıktıklarında bunun bir yalan olduğunu anlayacaklar.

Şam’a vardıklarında Mesîh (Deccâl) çıkacaktır. Onlar savaşa hazırlanmak için kılıçlarını hazırlamaya başladıkları bir anda namaz vakti girecek ve Meryem’in oğlu İsâ inerek onlara imâmlık yapacaktır.

Allah’ın düşmanı (Deccâl) İsâ’yı gördüğünde tuzun suda eridiği gibi eriyecek.

Eğer onu kendi haline bırakacak olursa helak oluncaya kadar erimeye devam edecek.

Ancak Allah, onu İsâ’nın eliyle öldürecek.

Ve İsâ, mızrağındaki kanını müslümanlara gösterecek.”

(Sahîhu’l-Müslim, Nevevî Şerhi, cilt 9, Kitap No. 55, Bâb 9, Hadis No. 7161,  Baskı yeri Müessesetu’l-Kütübu’s-Sakâfiyye)

Görüldüğü üzere her iki hadis de aynı kaynaktan rivâyet edilmekle beraber günlük olayları fantastik bir dille hadislerle ilişkilendirerek dikkatleri üzerlerine çekmeye çalışanlar sahih hadisleri nasıl da çarpıtmaktadırlar.

Ayrıca meâlen aktardığım hadise “Fiten ve Kıyamet Alâmetleri Kitabının” “Kostantiniyye’nin Fethi, Deccâl’ın Çıkışı ve Meryem Oğlu İsâ’nın nüzûlü” başlığında yer verilmektedir.

Günümüzde meydana gelen birçok olayda insanların duygularıyla oynanılarak yapılan bu tür yalan yanlış yorumlar hem dini zedelemekte hem de insanların inancına zarar vermektedir.

Özellikle hassas bir dönemden geçtiğimiz şu günlerde bu tür asılsız yorumlara itibar edilmemeli ve dinin ana çizgisi esas alınmalıdır…

 



Bu yazı 2915 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI