Bugun...


Hamdullah Işık

facebook-paylas
Toplumsal Felaket Olarak; “KAN DAVALARI”
Tarih: 26-11-2022 00:01:00 Güncelleme: 26-11-2022 00:01:00


İlk insan Hz. Adem’in;  Kabil ismindeki oğlunun, kardeşi Habil’i katletmesiyle dünyada ilk cinayet işlenmiş oldu…

 

Ardından devam eden cinayetler, zamanla toplumda kan davasına dönüşmüş, katı bir  töre durumuna gelmiştir. Daha çok cahiliye döneminde rastlanan kan davaları, İslam’ın gelişi ile yasaklanmış olsa da bu kötü töre her dönemde, varlığını sürdürmüştür…

 

Peygamber efendimiz  (s.a.v.), Kan davalarının kaldırıldığını veda hutbesinde şöyle beyan etmektedir: 

 

“… Eshabım! Cahiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdülmuttalib’in torunu İyas bin Rebîa’nın kan davasıdır....”

 

Ancak cahiliye döneminden kalan bu kötü haslet maalesef Müslümanlar arasında da devam etmiş, günümüze kadar süre gelmiş, hatta daha da artış göstermiştir…

 

Yuvaları yıkan, aileleri dağıtan, yaşam hakkı tanımayan kan davalarının; toplumun eğitim ve kültür seviyesinin yükselmesi ile yok olacağını düşünsek de  bu yara kanamaya devam etmektedir maalesef…

 

Bir kişi, taammüden veya kazara öldürüldüğünde, ölen kişinin akrabaları;  katil kim, suçlu kim demeden karşı taraftan her kimi bulursa  gözünü kırpmadan katledebilmektedir. Böylece;  ölen kişi mezara, katil hapse girmekte; Çocuklar öksüz, eşler dul, mal-mülk sahipsiz kalmaktadır. Her iki taraf korku ile yaşamlarını sürdürmeye çalışmakta, onlarca insan öldürülse de; neticede kan davalar  barış ile sonuçlanmaktadır.

 

Olan;

Ölen insanlara, hapiste yatanlara, yetim kalanlara oluyor. Hayat kaldığı yerden devam ediyor. Fakat bedeli ağır, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuruyor. Velhasıl Kan Davaları toplumsal felaketlere sebep olabiliyor…

 

Bölgemizde,  kangrene dönüşen  bu insanlık dışı törenin yok olması için herkese görev düşmektedir…

 

Bu  cehaletin  son  bulması için ne yapılabilir?

 

• Başta devletimiz olmak üzere; sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, mülki idare amirleri, yerel yönetimler ve kolluk kuvvetleri tarafından bu konuda zaman zaman toplantılar yapılmalı, sempozyumlar düzenlenmeli, Halkın bilinçlenmesi sağlanmalıdır…

 

• Yazılı ve görsel medya tarafından mütemadiyen, “Kan Davası” nın, Aileleri ve toplumu  nasıl bir  felakete sürüklediği konusunda  yayınlar yapılmalı,  kan davası gütmüş-barışmış ailelerin görüş ve önerilerine yer verilmelidir…

 

•  En az ayda bir defa Cuma Hutbelerinde Kan Davalarının vahameti ve  dini, içtimai sakıncaları anlatılmalıdır…

 

• Daha da önemlisi; İlkokuldan itibaren kan  davasının Aile ve  Toplumdaki yıkımı çocuklara öğretilmeli, hatta ders olarak müfredata alınmalıdır...

 

Bizler de kendimizi bu konuda geliştirmeli, öfkeyle kalkanın zarar ile oturacağını idrak etmeliyiz. “En büyük pehlivan, Öfkesini Yenendir” hadisini şiar edinmeliyiz. Bir insanı öldürmenin tüm insanlığı öldürmekle eş değer olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Allah’ın büyük günahlardan saydığı, Peygamber efendimizin de ayaklarının altına aldığı kan davalarını ilelebet tarihin çöplüğüne gömmeliyiz…

 

Hamdullah IŞIK / malabub@yaani.com

 

 



Bu yazı 1307 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI