Bugun...


Hasan Hüseyin Cemiloğlu

facebook-paylas
M.Ö.10 bin, Tatarina ve Bağran Krallığı
Tarih: 28-11-2022 00:02:00 Güncelleme: 28-11-2022 00:02:00


Tarih tekerrürden ibarettir derler ya,  o yüzdendir oldum olası tarih bilimine tutku derecesinde ilgim olmuştur. Tarih bilimi tüm bilimlerin anasıdır desek yeridir.

Tarih Bilimine Yön Veren Düşünürler çağlar boyu tarih yazımının gelişimine mükemmel katkı sunmuşlardır. Bıraktıkları etki Antik Çin, Yunan ve Roma'dan Orta Çağ yoluyla çağdaş dünyaya kadar uzanmaktadır. Heredot’tan İbn Haldun’a, Hegel’dan Toynbee’ye, Braudel'den Foucault'ya, Eric Hobsbawm’dan Şeyh Anta Diop’a kadar tarih alanındaki başlıca düşünürlerin fikirleri yüzlerce hatta binlerce yıl geçmesine rağmen okunmaya ve anlaşılmaya değer bilgilerdir.

Anlatacağımız olay ünlü tarihçi Heredot döneminden önce antik yunanda Akdeniz’de bulunan küçük bir ada olan Tatarina krallığı ve Dicle’nin kenarında mukim bulunan bağları ile ünlü Hurriler zamanında Asur hükümdarı 1.Adad Nirari (MÖ.1316-1281) tarafından önemli bir merkez haline getirilen Bağran krallığında geçmektedir.

Bağran krallığı verimli toprakları geniş tarım alanları ve bölge ile özdeşleşen üzüm bağları ile bölgenin en geniş ve zengin yerleşim yerlerindendir.

M.Ö. 1200 lerde Asur hükümdarı Kral 1. Adad Nirari tarafında Bağran  krallığına atanan 1.Hüseynos ve Kraliçe Dürrina Bağran krallığını uzun yıllar yönetmişlerdir. Zaman zaman halkın ileri gelenlerinden ve avamdan hazine ile ilgili şikayetler ve yönetimden kaynaklı yanlış uygulamalar Asur krallığına ulaşsa da 1.hüseynosun politik zekası ve siyasi manevraları ile uzun yıllar Bağran krallığını çok iyi yönettiğine dair tapınak rahipleri nezdinde ve merkez yönetiminde bir algı oluşturmayı başarıyor.

Her ne kadar 1.Hüseynos, yönetimde etkin olsada Bağran krallığını asıl yönetenin bir önceki kral apinosis ve evanesi  olduğu herkesçe aşikardır. 1.Hüseynosun asıl hedefinin Asur krallığında en üst idare ve yönetim yeri olan kutsal Armegedon’a girmek olduğu herkesçe malum olsa da önemli olanın Bağran krallığının hazinesi ve yönetim boyunca buna nasıl sahip olacaklarıdır.

Gelelim Akdenizdeki Küçük ama önemli bir merkez olan Tatarina krallığına. Tatarina krallığı akdenizde önemli korsanların gelip dinlendiği ve hazinelerini sakladığı bir adadır aslında. Tatarina kralı kral ersona, ada krallığını misafirleri ve ziyaretçileri için en güvenli yer yapmak için çok gayret sarf etmiş ve bunda büyük başarı göstererek asur kralının gözüne girmeyi başarmıştır.

Kral 1.Hüseynos, bağran krallığında sonsuza kadar kalamayacağını anlayınca bağran hazinesinden aldığı ciddi anlamda altını güvensiz bir yer olan bağran ülkesinde saklayamayacağının da farkındaydı.

1. Hüseynosun kıvrak siyasi zekası devreye girmiş ve yönetim boyunca sahip olduğu altın ve hazineyi en azından bir kısmını tatarina krallığında güvenceye alabileceklerini keşf ediyor.

Fakat tatarina krallığında kralın himayesi olmadan bu büyüklükte bir hazine ile orda yaşayabilmek mümkün görünmediğinden 1.Hüseynos bağran da Tatarina kralı  kral Ersona adına büyük bir tapınak inşa eder. İnşa edilen bu tapınakla hem tatarina kralını onurlandıracak hemde Tapınağa kral ersona’nın adını verdiğinden tatarina adasında kral ve evanesi tararfından himaye edilmeyi garanti etmiş olacaktı.

M.Ö.1222 lerin sonlarına doğru biten tapınak, Asur ülkesindeki önemli devlet adamları, din adamları ve bölgedeki önemli merkezlerdeki kralların katılımı ile gök tanrıya kesilen kurbanlarla ibadete açılıyor. Açılıştan sonra tatarina kralı kral Ersona’yı şatafatlı ve en layıkı ile ağırlayan 1. Hüseynos ve evanesi böylelikle tatarina krallığına taşıyacakları hazineyide güvence altına almış oldular..

Ünlü tarihçi Heredot bu olayı eserlerinde bize nakl ederken Tüm bilimlerin anası sayılan tarih ilminin tekerrürden ibaret olduğunuda bir nebze ıspatlamış oluyor.

Londrada Briths Müzesinde sergilenen Ünlü tarihçi heredot a ait kaynaklarda Taarina ve Bağran krallıklarının ilişkilerine dair yazıtlar ve tabletler üzerine Asur yazısıyla yazılmış bilgiler dünyaca ünlü arkeologlar tarafından çözümlenerek Tümü ile bilim dünyasına açıklandığında bu tür tarihi ilşkileri ancak tam anlamı ile biz tarihçiler anlamış olacağız.

Üstad Fuzilinin Divanında dediği gibi.

Yufkadır kâğıd-ı dili eşk ile aharlayup

Gelüp Muhre-i dağ ile şeffaf-ü kalemgîr edelim

                                                         Hasan Hüseyin CEMİLOĞLU

 



Bu yazı 2793 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI