Bugun...


HASAN TAHSİN GÜCÜM

facebook-paylas
KÜRT EDEBİYATI VE ŞİİRİNDE TARİHSEL SÜREÇ-2-
Tarih: 15-12-2021 00:02:00 Güncelleme: 15-12-2021 00:02:00


Kürt Edebiyatı ve şiirinde tarihsel süreç-1- başlıklı yazımızda İngiliz arkeologların 19. yüzyılda İran’ın Hewraman bölgesinde buldukları bir mezar taşı üstüne işlenmiş şiirin kürt edebiyatının ne kadar eskiye dayandığı hakkında bilimsel bir veri olduğunu yazmıştık.

Gerek mail, gerekse telefon veya mesaj ile bize ulaşan okuyucularımızın samimane ilgi ve heyecan ile konu hakkında sordukları soru ve paylaşımlarına şahit olmanın beni ziyadesi ile mutlu ettiğini itiraf etmek isterim.

Özellikle okuyucuların merakını celb eden, Bilimsel olarak M. Ö. 330 yılında yazıldığı kesinleşen Borazboz’un mezar taşına işlenen bu şiirde aynı zamanda Kürt edebiyat ve şiirinin edebi söylemdeki ustalık ve imgesel yetkinliğine de tanık oluyoruz. Şiiri ve bugünkü Kürtçeyi karşılaştırdığımızda Kürtçenin büyük değişimler geçirmeden, günümüze kadar ulaşabildiği de anlaşılıyor. Şiirin yer aldığı mezar taşı Londra’da bir müzede korunmaktadır.

Borazboz’un çok sevdiği eşine atfen yazdığı Şiirin orijinal hali şu şekildedir;

(HEVRE BİN…)

Xwazdî ez tu hevre bin

Bi hevre herin xorînê

Wer dî bihêrin kotra bin

Bang dîn bi hevre narînê

Dwînî kotra hêra bûm

Awaz ji cîr dixwînê

Fîrabîl û beyaban

Hawar ji dest evînê

Ez tu watu yek dil wîn

Hêzan cwadi wînê

Vêra pêkra hifne wîn

Bircînê ya binvînê

TÜRKÇE ANLAMI…

(BİRLİKTE BİZ..)

Birlikte geçen günleri özlüyorum

Hele sabah çıkıp gidişimizi

Seninle dağlara çıkar, dolaşırdık

Birlikte söylerdik türkülerimizi

Ben o dağların ruhundan öğrenmiştim

Ta yürekten, candan, içli söylemeyi

Hem dağlarda, hem kırlar, hem sahralarda

El aman, medet aşkın elinden yani

İkimiz tam da tek bir gönül olmuşken

Sonbahar gelip böyle, ayırdı bizi

Ancak birlikte olunca küflenmez aşk

Ya bağır bir ses ver, ya da uyu hadi.

…….

İslam’ın 7. yüzyılda ortaya çıkmasından sonra Kürt edebiyatı, özellikle 10 yy. ile 12. yy. arasındaki dönemde çok büyük eserler vermiştir.  Tabir yerinde ise Kürt kültürü bu dönemde altın çağını yaşamıştır.

Kürtler bu dönem boyunca tarih, felsefe, müzik, mimari, mühendislik, matematik ve astronomi alanlarında ustalaşmışlardır. Dönemin önde gelen Kürtleri arasında Ebul-Fida, İbni Attar, İbni Şeddad, ve İbni Qotayba, gibi tarihçiler, El Suhrawerdi ve Ayne’l-Qudatu’l-Hemedani gibi filozoflar, gezgin İbni Fadlan, Seyfeddin Urmewî, Muhammed İbni Katib Erbili gibi müzikologlar, İbrahim ve İshak gibi Musulî ve Ziryab gibi müzisyenler, mimar ve mühendis Munis, matematik ve gök bilimci Muhyeddin Ahlati, biyografici İbni Halken, tarihçi İbni Nedim sayılabilir.

Önemli kürtçe edebi eserler, medreselerin kaynaklık ettiği söz konusu ortak dini kimlik üzerinde ortaya çıkmıştır dersek yanılmış olmayız. Bu eğitim kurumları, aynı zamanda yazılı Kürt edebiyatının, Kürtçede eğitimin ve medreselerde okutulan Kürtçe ders kitaplarının da temel kaynağı olmuşlardır. Bu kurumlar O dönemde kimliğin temel bileşeni olan inanç ve dil birliğini de sağlayan bir işlev görmüş olup Kürtçede standart bir dilin ve bir şehir/saray edebiyatının da bu dilde ortaya çıkmasına kaynaklık etmiştir.

Bilinenin aksine; Kürt dili, bahsi geçen tarihsel altyapıya dayalı olarak zengin bir yazılı geleneğe sahiptir. Ortaçağ boyunca Kürt coğrafyasında yazılı kültür geleneğine sahip şehirlerin her birinde Kürtçe eser veren onlarca edebiyatçı yetişmiştir. Toplamda yüzlerce ile ifade edilen Kürtçe klasik dönem edebi ürünler olan divan, mecmua, mesnevi, akidename, mevlütname, tevhitname, methiye, münacat, na’t v.s.ler mevcuttur

II. Mahmut döneminde Osmanlı yönetimi, batının etkisiyle merkeziyetçi politikalar sonucu tarihsel Kürt-Osmanlı ittifakını bozarak yerel Kürt aşiret ve yönetimlerini ortadan kaldırınca temel eğitim kurumları olan bu medreseler sahipsiz kalmıştır. Bu merkezlerden bu tarihten sonra uzun bir süre eski şair ve edebiyatçılar düzeyinde yeni edebiyatçılar yetişmemiş ve çıkmamıştır.

Bu şehirlerdeki her biri bir üniversite kampüs binası ve alanına sahip medreseler, mesela Bitlis’teki İhlasiye, Şerefiye Medreseleri, Müküs’teki Mir Hasan-i Veli Medresesi, Cizre’deki Medresa Sor, Mir Abdal Medresesi, Hizan’daki Davudiye, Atik, Ahmediye, Gisal Medreseleri, Hakkâri’deki Meydan Medresesi, Zeynel Beg Medresesi, Esediye Medresesi gibi onlarca medrese muattal ve işlevsiz kalmıştır.. (DEVAM EDECEK)

 

 



Bu yazı 3547 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI