finans haberleri
Bugun...


Kutbettin Akdemir

facebook-paylas
Ramazan Ayı Ve Önemi-2
Tarih: 21-04-2022 00:02:00 Güncelleme: 21-04-2022 00:02:00


Söz gelimi, İslâm’ın ilk savaşı olan Bedir Savaşı için, hicretin ikinci yılı Ramazan ayında hareket edilmiş, Ramazan’ın on yedinci günü düşmanla savaşılmıştır. Hicretin sekizinci yılı Ramazanının on üçüncü günü de Mekke’nin fethi için yola çıkılmıştır. Böylece Hz. Peygamber’in hayatındaki en önemli iki sefer, Ramazan ayında gerçekleşmiştir. Her ne kadar Ramazan ayı, Allah tarafından mübarek kılınmışsa da onun bereketinden istifade etmek Müslümanın iradesine bırakılmıştır. Değerlendiren için Ramazan bulunmaz bir fırsat, bir hasat mevsimi, maddî ve mânevî bir arınma iklimidir. Ramazan’a yetiştiği hâlde onun kadrini ve kıymetini bilmeyen biri içinse, kaçırılmış bir fırsat hatta bir vebal olacaktır. Hem de Rahmet Elçisi’ne, “Ramazan ayına girdiği hâlde günahlarını affettiremeden bu ayı tamamlayan kişinin burnu yerde sürünsün!”4 dedirtecek kadar. Evet, Ramazan ayı, berekettir, ziyafettir, zerafettir. Ramazan ayı, ibadettir, rahmettir, mağfirettir. Ramazan ayı, ruh ve nefis için, birey ve toplum için takvadır, korunmadır. Ramazan ayı, selâmdır, esenliktir, sükûnettir, sekinettir, dinginliktir, olgunluktur. Ramazan ayı, kardeşliktir, dayanışmadır, paylaşmadır. Ramazan ayı, zenginin oruç tutarak yoksulu anlaması, kısmen de olsa onun hâlini yaşamasıdır. Ramazan ayı, geçici olarak yeme-içmeden uzak kaldığı nimetlerin kadrini bilmek ve onları veren Rezzâk olan Allah’a karşı şükür görevini hatırlamaktır. Ramazan ayı, kötü alışkanlıklara son verme, iyiden, güzelden yana yeni sayfalar açma fırsatıdır. İşte bu bilinç içerisinde dolu dolu yaşanan 4 Tirmizî, Deavât, 100

Ramazan, sonrasında gelen ayların hatta bütün bir yılın verimli geçirilmesinin vesilesi olacaktır. Allah Resûlü’nün, “Büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde, beş vakit namaz ile cuma bir sonraki cumaya kadar ve Ramazan diğer Ramazan’a kadar, aralarında işlenen günahların bağışlanmasına vesiledir.”5 hadisi, sadece geçmişte işlenmiş günahların kefareti olarak değil, aynı zamanda Ramazan’ın verdiği bilinç ile bir sonraki Ramazan’a kadar açılmış olan beyaz sayfayı temiz tutma gayreti olarak anlaşılmalıdır. Ramazan ayı taattir, hasenattır, kurbettir, Cenâb-ı Hakk’a yakın olmadır. Cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı, şeytanların bağlandığı, toplumda suç oranının azaldığı bir huzur dönemidir. Takvanın, şükrün ve rüşdün yollarının öğretildiği, irade eğitiminin verildiği, bir aylık yoğun program uygulayan bir okuldur. Ramazan kamerî yılın Şâban’dan sonra, Şevval’den önce gelen dokuzuncu ayının adıdır. Klasik kaynaklarda “ramazânü’l-muazzam” olarak da adlandırıldığı belirtilen bu ay, Osmanlı belgelerinde (ن) kısaltmasıyla gösterilmiş ve “mübarek, şerif, mükerrem” gibi sıfatlarla birlikte yazılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de adı geçen ve değerine vurgu yapılan yegâne ay olan Ramazan, başta da zikrettiğimiz üzere orucun farz kılındığını bildiren âyetlerin hemen ardından ramazanın insanlara doğru yolu gösteren ve hakkı bâtıldan ayıran Kur’an’ın indirildiği 5 Müslim, Tahâret, 16

ay olduğu belirtilir ve bu aya ulaşanların oruç tutması emredilir. Hadis kaynaklarında da Hz. Peygamber’den nakledilen, ramazan ayının fazileti, başlangıcının ve sonunun nasıl tesbit edileceği, süresi ve bu aya mahsus ibadetlerle ilgili çok sayıda rivayet yer almaktadır. Resûl-i Ekrem, “mübarek bir ay” olarak nitelendirdiği ramazan ayı, girdiğinde cennet kapılarının açılıp cehennem kapılarının kapandığını ve şeytanların bağlandığını, inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutan kişinin geçmiş günahlarının bağışlanacağını haber vermektedir. Nitekim rivayetler, ramazan geldiğinde Resûlullah’ın mânevî yaşantısında farkedilecek derecede bir değişiklik meydana geldiğini, bu ayda Cebrâil ile buluşup karşılıklı Kur’an okuduklarını, özellikle bu günlerde onun cömertliğinin doruk noktasına ulaştığını, ramazan ayının son on günü girdiğinde onun gecelerini ihya edip ev halkını uyandırdığını ve kendisini tamamen ibadete yoğunlaştırdığını bildirmektedir. Müslümanlarca sabır, ibadet, rahmet, mağfiret ve bereket ayı olarak kabul edilen, büyük bir coşku ve heyecanla karşılanan ramazanın başlıca özellikleri şu şekilde sıralanabilir. Ramazan ayının girmesi orucun vücûb sebebini oluşturduğundan bu ayın başlangıç ve bitişinin nasıl tespit edileceği hususu fıkıh kitaplarında geniş biçimde incelenmiş, günümüz şartlarında bu konuda izlenebilecek yöntemlerin belirlenip Müslümanlar arasında birliğin sağlanması amacıyla toplantılar düzenlenmiştir. Her zaman sevinç ve coşkuyla karşılanan ramazan ayında çeşitli

etkinlikler gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede ülkemizde ve İslâm dünyasında ramazana has birçok dinî ve sosyal içerikli gelenek oluşmuştur. Dini ve kültürel olarak hissedilen ve yaşanan ramazan son dönemde eğlence ağırlıklı gösterilere dönüşmeye başlamıştır. Ramazan’ın coşkusunu yaşarken asıl mecrasından sapmasına da müsaade etmemek gerekir. İnancımızın kültürümüzü şekillendirmesi ve yaşam tarzına dönüşmesi en ideal olandır. Mübarek ramazan ayının bereketiyle Rabbimiz Teâla bedenlerimize sağlık ve afiyet yuvalarımıza huzur ve saadet, bütün insanlığa güven ve adalet lütfeylesin. Bizleri de bu güzelliklerin inşasına vesile kılsın.



Bu yazı 1510 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI