finans haberleri
Bugun...


Mehmet Ali ABAKAY

facebook-paylas
ŞEHİR SUSKUNLUĞUMUZA DAİR MUHASEBE -2-
Tarih: 07-05-2022 00:02:00 Güncelleme: 07-05-2022 00:02:00


“Şehrimize bir faydamız olsun.” Düşüncesiyle, tarihe, inanca, kültüre ve sanata yönelik yapılması gerekenlere dikkat çektik.”

 

Eminim ki bir muhasebe olan bu yazımızda şehrimize dair belirttiğimiz doğrular herkese, düştüğümüz yanlışlıklar sadece bize aittir.  Tarihten, kültüre, sanattan edebiyata uzayan çizgide şehrin tarımdan hayvancılığa, mutfak kültüründen ipekçiliğe, fotoğrafçılıktan gazetecilik tarihine, musıkîden sinemaya ilçelerden köylere, kalelerden köprülere, hanlardan hamamlara varan geniş bir yelpazede ne yapabiliyorsak, eksik ne görebiliyorsak, kalemimizin döndüğünce yıllarca bir araya getirmeye çalıştık, birikimimizi.

 

Bu şehre dair yazdıklarımızdan yana rahatsızlık duyanların bile haklı olana hakkını teslim ettiğine, çekemeyenlerin bizi yok bilmesine şahid olan kalemimiz, tek başına bir şeyleri değiştirme gücüne sahip olmaktan uzak olduğu ifadesini savaşta yenilmeyi kabul etme ne denli acıysa kabul etmiştir.

 

Şehre hizmet etme, tanıtma işinin bir ekip tarafından ancak yerine getirilebileceğini geç de olsa anlayan,  tek başına suya kürek çekmenin faydasız bir uğraş olduğunu belirtmenin bir erdem-fazilet olduğunun farkına vardığımız ellili yaşımızda, şehrimize bu güne değin yaklaşımımızda yazdıklarımızla herkese hitap etmeye çaba gösterdik. Kimseyi kırmadık, kimseyi incitmeye gönlümüz el vermedi.

 

Üzüldüğümüz en büyük husus, otuz senesini bu işe adayan, karşılık beklemeyen,  şehre dair yayınlanan kitapları bir araya getirmeye özen gösteren insanın yalnız bırakılmasıdır.

 

Mevkii ve makam peşinde olmayan birinin yazdıkları, samimîyet testinden geçmedi, hiçbir zaman. Kimseden şikâyetçi olmayan bu kalem, kimseden ne teşekkür bekledi ne iltifat ne de takdir. Gelin görün ki bir yazar, bu şehirde yaşamaktadır ve çıkan kitapları yayınlayan kurumlar, gelişigüzel kitapları dağıtırken, bu şehre hizmeti geçtiği söylenilenleri bundan mahrum etmektedir.

 

Bu şehri tanıtan iki insan bilirim, kendimce: Ali Emirî  Efendi ve Şevket Beysanoğlu. Elbette bu isimlere eklenecek isimler de vardır. Hattat Hâmid ( Şeyh Musa Azmî), Sezai Karakoç (Ahmed Sezai Karakoç), Ahmed Arif ( Ahmed Arif Ünal), Celâl Güzelses (Mehmed Celaleddin), Cahit Sıtkı Tarancı olmak üzere onlarca isim. Hepsini yazmaya kalkışmak, makale boyutunu anlamsızlaştırır, bundandır yazmıyorum, çoğunu.

 

Hepsine minnettarız, sonuçta. Onlardan aldığımız feyz, bizi bugünlere getirmişse ne mutlu bize!..

 

Yazıp yazmama hususunda oldukça tereddüd içinde kaldığım yazıda, son kez çığlığımızı duysun istedim, eli-kolu bağlılığımızın nereye kadar sürdüğünü bilsin istedim, bu şehri sevenler, sevdiğini iddia edenler.

 

Şehir hakkında ard arda yayınlanan kitaplar… Prestij amaçlı ve masraflı bu kitapların ne amaca hizmet ettiğini bilmeyen ve çoğuna ulaşmayan bizim gibi kalemler…

 

Çoğunlukla ilgisiz-alakasız kimsenin kitaplığında boynu bükük duran bu kitaplara harcanan masraflar…

 

Akademik unvanı bulunmayan biri olarak, bu şehrin adam akıllı tanıtımının yapılamadığını, ehil ellerde tanıtım olmayınca bu şehre yazık olduğunu söyleyelim mi?

 

Bu şehrin tanıtımı için ülke çapında düzenlenen tanıtım günlerinin amacına hizmet etmekten uzak olduğunu belirtelim mi?

 

Bu şehrin tanıtımına harcanan meblağın çok çok altında daha fazla tanıtım çalışmalarının yapılabileceğine dair ipuçlarını vermeye gerek var mı?

 

Düzenlenen ve çoğu kâğıt üzerinde kalan projelere harcanan tutarın, festivallere ayrılan bütçelerin yüzde biriyle nelerin yapılacağına işaret edelim mi?

 

Restorasyonu yapılan birçok yapının gereği gibi kullanıldığını söyleyebilen ve yapılan işlerin, harcanan emeğin, katlanılan sıkıntının geri dönüşümünün olduğunu açıklıkla ifade eden var mı?

 

Çok basit bir, herkesin anlayabileceği bir konuya açıklık kazandıralım:

 

Mermer açısından zengin yataklara sahip bu ilin, çıkartılan mermer sonrası ocak alanlarının durumunu gören var mı?  

 

Onlarca metre inilen ocaklarda işler bittikten sonra bu alan boş bırakılabilir mi?

 

Köylerde canlı cenaze misali ortada kalan bu alanların kazanımı üzerinde duran var mı?

 

 Dünyada mermer ocaklarını kapatan ülkeler, neden ithalata yönelmektedir?

 

Dış ülkelerde mermer üretiminde kriterler nelerdir? Dış ülkeler bu kriterlere göre hareket etmez ise, çevrenin dokusunu tahrip edenler, nelerle karşılaşır?

 

Bizim bakış açımızda şehre verilmesi gereken önem, daima ön plâna çıkarken, şahsî bir beklentimiz, hiçbir zaman söz konusu olmamıştır.

 

Buna rağmen, harcadığımız çaba görmezlikten geliniyorsa, sözün para etmediği yerde sükût, en hayırlısıdır.

 

Biz bu hâl üzere kalemimizi suskunluğa gömerken, “Neden yazmadığımız” sorgulanamayacaktır, bundan eminiz.

 

Çünkü bu şehir, belirttiğimiz kimi ölçülerde sahipsiz görünmektedir.

 

Bir kalemin küskünlüğü değildir, tavrımız.

 

 Tavrımız, bu şehrin sahiplenilmediği üzerindedir.

 

Yüzlerce STK’nın bulunduğu şehirde ilgilendiğimiz konularda bir desteğin bulunmadığını görmekteyiz.

 

Ne yapmalıyız?

 

İşte bu sorunun cevabı verildiğinde sahiplenme başlar, başlayacaktır. Bu şehre, anladığımız manada şehre hizmeti geçenlerle görüşülmezse, onlar bir araya getirilmezse, düşünceleri alınmazsa, yazılanlar gözardı edilmeye devam edilirse, vitrinde daima eski yüzler yer alıyorsa, bu güne kadar şehre kalıcı ve değerli çalışmalar ortaya koymayanlar halen baş tacı ediliyorsa, mevkii ve makam peşinde koşma, akademik unvanlar, raporlarda kalan ifadeler, günü kurtarma mahareti bizce mana taşımaktan uzak düşer.

 

Aslında bunca serzenişte bulunmaya gerek yok!...

 

Kırıntı fikirlerle, ödünç yazılarla kendisini pazarlama stratejisini uygulayanları anlamaktayız.

 

Onlar, bu işin ustaları olmuştur, iyi bir tiyatro rolünü oynamaktadırlar.

Kalkıp onları sahneden alacak kişiler var, aslında.

Ne yazık ki işlerin iyiye gittiğine inandırılanlar, bu davranışları sevmezse ve işin gerçek ehlini alkışlamazsa, takdir etme basiretleri bağlanmış ise dilinizle kuş tutsanız, sonuç değişmez.

Bu sıkıntılar içinde suskunluğunu bozmamaya karar vermiş bir kalemden de bundan öte açıklama beklemek haksızlıktır. 

Not: Bu metin 4 Mayıs 2014 Tarihinde kaleme alınmıştır.

Bitti….



Bu yazı 2330 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI