Bugun...


Mehmet Ali ABAKAY

facebook-paylas
TARİH VE ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ
Tarih: 30-12-2022 00:01:00 Güncelleme: 30-12-2022 00:01:00


Tarihe dair araştırma yapanların sadece masa başında kitaplarla dergilerde yer alan bilgileri birbirine eklemlemeleri, harmanlamaları ile yeni eser ortaya çıkarma anlayışları, bana daima bir ayağı eksik masayı çağrıştırır.

Tarihte önemli olan bir savaşın geçtiği yeri görmeden, orayı dolaşmadan, gezmeden savaşı ele alıp anlatan, tevatürle hayalle ve de kaynaklardan devşirilen bilgilerle çalışmasını tamamlayan tarihçi, sadece bir nakilciden ibarettir, diğer kalemdaşları gibi.

Ortaya çıkartılan eserin bir değeri söz konusu değildir. Savaşın geçtiği yerin kareleri, alışılagelmiş fotoğraflardan ibarettir. Savaşın geçtiği alanda okuduklarını uygulama yeteneğinden yoksun kalan bu masa başı tarih anlatıcıları, kendilerine anlattıkları savaşın meydanını gösteren karelere yabancılık çekiyorsa, iş-mesele bitmiştir.

Tarih anlatıcıları-rivayetçileri, ele aldıkları tarihî konuları anlatırken o şehrin tarihî mekânlarını, yapılarını bilmezlik içinde ahkâm keserse, tarih anlatıcılığı, alışılagelmiş monoton nakilden öte mana taşımaz.

Şehir Araştırmalarında bulunan biri olarak, tarihî olayların geçtiği mekânlardan bu güne kalan yapıların önemini bilmek gerekir. O dönemden kalan bu yapılardan başka halkın sözlü anlatımla günümüze taşıdığı olayları yaşlılardan öğrenmek gerekir. Anlatılan olaylara ilişkin ipuçlarını hikâyelerden-masallardan çıkartma mümkün. Bölge insanının o döneme ilişkin elinde olması muhtemel kimi belgeleri araştırmalı, çalışan. Bu tarihî olayın ya da olayların belgesi olabilecek el yazmaları, mevcutsa okunabilmeli, son yüzyılın fotoğrafları mekâna ait kareleri taşıyorsa, fotoğraflar incelenmeli. O yerde mevcut olan köprü, han, hamam, konak, çeşme, ibadethane, bedesten varsa görülmeli, yıkılanlar söz konusu ise hakkında bilgi toplanılmalı. Yapılmış arkeolojik kazıların sonuçları bilinmeli. Tarihî savaşların yapıldığı alana, alanlara dair seyahatnamelerdeki bilgiler söz konusu ise bilinmeli.

Her şehrimizde bir Şehir Araştırmaları Merkezi olmuş olsaydı, günümüzde tarihin bilinmezliğe terk edilen birçok yönü aydınlığa kavuşurdu. Bunun beraberinde tarihe alalı-valalı not düşülen birçok hususun da öyle anlatıldığı gibi olmadığı ortaya çıkardı.

Yıllarını şehirlere dayalı araştırmalara hasreden biri olarak, tarih araştırmalarının sadece kütüphanelerde okunmazlığa terk edilen kitap ciltlerinin kapağını aralanmakla yapılmayacağını söyleme hakkını kendimde bulduğuma inanıyorum.

Müzayede salonlarında açık artırma ile kaçırılan, çalınan birçok tarihi belgenin, eşyanın, kitabenin olduğunu bilmeyenimiz yok.

Bazen umulmadık biçimde tarihî mekânlarda çekilen fotoğraf karelerine bakarken, bu alanlara dadanan arkeolog sıfatlı, geçmişi şaibeli ve sonradan başka amaçla bu yerleri dolaştığı ortaya çıkanları biliyoruz.

Şehir Araştırmaları Merkezi’ne ilişkin birçok makale ele aldık, kitaplarımıza makalelerimizi serpiştirdik. Okur, bu Şehir Araştırmaları Merkezi hakkında soru sormakta ve bunun gerekliliğini vurgulamakta.

Tek çözülmeyen kördüğüm, bu merkezin niçin her şehirde olmadığında birleşiyor. Eğer her şehrimizde bu tarz bir merkez olsaydı, toplumun çözüm bekleyen birçok meselesi olmazdı.

“Her şehirde bir Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü var. Bu görevi, bu müdürlükler üstlenemez mi?” diye soranlar yok değil… Günümüzde bu müdürlüklerin çoğu resmî yazışmalardan öte bir işleve sahip değil. Birçok müdürlükte o şehri bilmekten uzak, ömründe bulunduğu şehirle ilgili birkaç makale yazmış olmayanlar var. O şehirle ilgili bir kitapçık bile hazırlamaktan uzak kimileri, unvan olarak” Kültür ve Turizm İl Müdürü” sıfatını taşıyabilir. Dahası söylenecek çok şey vardır ki ârif olan anlar. Belediyelerde de kültürle ilgili müdürler var, aynı zamanda.

Müdür olmanın kolay olduğu ortamlarda, kimseye “Kültür ile ilgili yazdığınız kitap var mı?”, “Siz, bu şehirle ilgili kaç makale yazdınız?”, “Bu şehrin tarihî hakkında bilginiz var mı?”, “Siz, bu şehre ne kazandırabilirsiniz?” şeklinde sorular sorulup cevap alınmış mıdır? Emin olun, bunu da bilmiyoruz.

Bildiğim kadarıyla ömr ü hayatında şehirle ilgili hiçbir bilgiye sahip olmayan kimselerin müdür olduğu ve bu müdürlüklerinin yıllarca devam ettiğidir.

Şehir Araştırmaları Merkezi hakkında bilgi edinmek isteyenler, konu hakkında yazdıklarımız, kendilerine bir fikir verecekse seviniriz. Yok, bu hususta bize adres olarak Kültür ve Turizm Müdürlükleri gösterilecekse, her bir müdürlüğün kadrosunda çalışanların sayısını sorarız ve yılda o şehre dair kaç kitap yayınladıklarını öğrenmek isteriz. Bize yalnızca müzik ve sergi etkinliklerini sunmasınlar. Bizim için kalıcı olan kitaptır, bilgidir.

Biliyoruz, birkaç sayfalık broşürlerin basıldığı, yüz sayfayı bulmayan gezi şehir rehberlerini. Ya ötesi? İşte mesele burada…      22 Şubat 2016



Bu yazı 1167 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI