Bugun...


Mehmet Ali ABAKAY

facebook-paylas
ŞEHİR ve TARİHÎ ESERLERE FARKLI BAKIŞ
Tarih: 19-10-2022 00:01:00 Güncelleme: 19-10-2022 00:01:00


Şehre, kazaya, köye veya civar yerlere yol düştüğü zaman, " Tarihî Eser" konumunda bulunan yapılar önünde anlık fotoğraf çekimlerinde bulunana rastlama, sıradanlaştı.

 

Sadece o mahalde olduğunu belgelemek için çekilen fotoğraf karelerinde kişi ya da kişiler ön plânda.

 

Seksenli yıllarda fotoğraf çekmenin zorluğu, ulaşımdaki sıkıntı kolay kolay bilinmez.

 

Varılan noktada mekân karelerinden onlarca çekme imkânı yok, bir nehrin ya da dağın karesinden istediğiniz kadar çekemezdiniz.

 

Gittiğiniz yerlerle ilgili önceden birkaç sayfalık da olsa bilgi esastı, konuyla ilgili birkaç kitaptan ziyade baş vuru kaynağımız ansiklopedi idi.

 

Her bilginin az buçuk yer aldığı ansiklopedilerde ne yazılaysa dönem şartlarında doğruydu.

 

Haftalık olarak yayınlanan, fasikül halindeki ansiklopediler, bazen yıllarca sürer, her cildin kapağını ayrıca gazete satıcısından temin etme mecburiyeti olurdu.

 

Kimi gazete de günlük olarak yayınladığı promosyon ansiklopediyle traj problemini çözüyordu.

 

Bu ansiklopedi bilgileri ışığında mekan-yapı bilgileri bizim için önemliydi. Kara Kaplı Kitap misali, için de ne yazılıysa oydu, bilgi.

 

Her öğrencinin dönemlik ders başı ödevleri için kütüphanelerdeki ansiklopedilerden çalışa çalışa tez eskiyen ciltler, bazen bantla birleştirilirdi.

 

Fotokopinin olmadığı dönemden bahsediyoruz, elektrik olmadığı için gaz lambası ışığında ders yaptığımız çocukluk yılları...

 

Tarihî yapıların önünde çekilen karelerde mütebessim yüzler, eksik olmaz. Dijital Fotoğraf makineleri de yok, artık.

 

Her telefon, kaset çalar mı CD- DVD kutusu mu?

 

Her telefon fotoğraf makinesi mi?

 

Her telefon bilgisayar mı?

 

Bazı bu tarzda seyahatte bulunanlar görmek mümkün.

 

Bilgiler kitaplarla sanal ortamdan, fotoğraflar aynı merkezden.

 

Katıldığı turla geçen bir haftada çekilen kareler.

 

Gerektiğinde yedi bölgede yedi tur.

 

Gezilen şehir merkezi en az elli.

 

Bulunulan nokta beş yüz...

 

Anlatılanlar yemekler, tatlılar, turistik yerler ve sos olarak girişte birazcık tarih.

 

Şehir Araştırmaları böyle oldukça konu bulmakta sıkıntı duymayacağız.

 

Esas gayemiz, kitaplara geçmiş hatalı, eksik ve yanlış bilgileri belgelerle yerinde gözlemlerle düzeltmek iken, uğraştığımız bu tür konular daha çok okur buluyor.

 

Ne yapmalı ve ne etmeli?

 

Gezi Rehberleri, ezberledikleri metinlerdeki bilgilerin doğruluğunu sorgulamadan uzak, " Yanlışsa kitaplaşmazdı." modunda.

 

Değerli Okurumuz!...

 

Böylesi bir ortamda ne gibi sıkıntılar içinde çalıştığımızı biliyorsunuz.

 

Sıkıntımız sadece bir şehrin kaynaklarını oluşturan kitap, dergi, gazete materyali biraraya getirme değil.

 

Şehirleri araştırırken sevimsizlesen simalar mı yoksa düşman kazanan çalışmalarımız mı?

 

Kırk yıl içinde, özellikle son on senede bir çok kurum ve kuruluş temsilcisiyle, bağlantısı olanlarla sıkıntılar yaşadık, istenmeyen kişi ilân edildik, gibi.

 

Karesini sunduğumuz minare, dört sütun üzerinde inşa edilmiş.

 

Şeyh Mattar Cami Minaresi.

 

Akkoyunlu Kasım Padişah tarafından yaptırılmış.

 

Cami için kilise ifadesi söz konusu değil.

 

Minare için " Çan Kulesi" diyen var.

 

İzah edilemeyen İslâmî kitabelerin sonradan minarenin dört bir yanında kuşaklara nasıl yerleştirildiği.

 

Zaten yanıbaşında iki kilise, Çan Kulesi ile mevcut.

 

Minarenin birçok yerinde çıkarılan kitabeler yerine sonradan yerleştirildiği belli olan tuğlalar söz konusu.

 

Bu günün karesinde üç kuşak Islâmî Kitabeleri beyaz kuşakta görebiliyorsunuz. Yok olan kitabeler de kırmızı kiremit ile satırlar halinde besbelli.

 

Camiî avlusu içe çekilmiş, minare sokak ortasında kalmış.

 

İşin üzücü tarafı bununla sınırlı değil.

 

Turizmde yeni trend, minarenin dört sütunu arasından yedi kez, minare etrafını dolaşarak  geçme.

 

Yedi kez geçenlerin tuttuğu dilek kabul oluyormuş.

 

Yazık ve günah!..

 

Müslüman isen camiye git, ibadetini yap, dua et!..

 

Hristiyan isen kilise hemen on metre aşağıda, sokak köşesinde. Orada ibadetini yap, ilahini oku, duada bulun, istavrozunu çıkart.

 

İnanmıyorsan, fotoğrafını çekme, doğal hakkınız.

 

Biri çıkıp demiyor, dobra dobra:

 

- La oğlum, kızım, abim, kardeşim, amcam, teyzem, ablam!.. Bu yalanı size kim söyledi? Böyle bir şey yok, yahu!..

 

Şehirde yaşayan insan, sıkıntılarla içiçe.

 

Bir çıkış kapısı aralamak istiyor.

 

Kahve bize gelmeden falı mı vardı?

 

Şehir insanı, özellikle gençler büyük boşluk içinde.

 

Şamanist değil türbeye çaput bağlar, ağacı dilekler için rengahenk hale getirir.

 

Kaldırım çizgilerine basmaz, saplantı içinde.

 

Bu hususları folklorik enginlik gören kimilerinin tarihten gelen bağları yaşatma olarak iddialarda bulunmaları ap ayrı bir dert, aslında.

 

Ne diyelim?

 

Siz ne dersiniz?

 

Şehirlere bakışımız keşke sadece fotoğraf çekme, yapıların mimarî özelliklerini sunmak olsaydı.

 

Bir garipler yığını  sıradan bir çeşmenin önünde kuyruk halinde.

 

Rehber, bu çeşmeden su içildiğinde tutulan dileğin kabul edildiğini ifade ediyor.

 

Mevsim kış, su sıcak.

 

Üşüme ne?

 

Başını çeşmeye  tutan var.

 

Meğer hastalıklara da iyi geliyor imiş!..

 

Cilt hastalıkları dahil.

 

Yüzde botoks etkisi de sonradan duyduğumuz.

 

Bu şehir rehberleri, gezdirdikleri turistlere bu tarzda şehri anlatmaya devam ediyor.

 

Biz ise karşı koymaya birkaç kişilik ekiple dünyaya açılan penceremiz  ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ile karşı koyma çabası içindeyiz.

 

Meselemiz, budur Değerli Okur!...



Bu yazı 1923 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI