finans haberleri
Bugun...


Mehmet Şerif Cebe

facebook-paylas
ŞİİRİMİZDE DİCLE IRMAĞI 1
Tarih: 18-06-2022 00:02:00 Güncelleme: 18-06-2022 00:02:00


İnsanlarla birlikte, insanların ihtiyaç duyduğu temel niteliğindeki ögeler de güzellikler deryası sanat ürünlerinin doruğu olan şiirlerde önemli yer tutmuşlar; onlarsız yazı, şiir, roman, hikaye, tiyatro yazılamamış; şarkı, türkü söylenememiştir. Dünyadaki bu temel ögelerin insan yaşamını çok etkilediği inkar edilemez bir gerçektir. Onlarsız yaşanamayacak kadar yaşamsal öneme sahip olan bu dört ögeden biri de sudur. Onun için büyüklerimiz:”Su hayattır.” demişlerdir. Son nefesini vermekte olana; ”Bir bardak su verin, bari susuz gitmesin!” derler. O kadar ki susuz can veren; ahirete eksik bir yönüyle gitmiştir gibi bir anlayış yaşıyor toplumumuzda. Suyun bu değerinden ötürü barındığı yerler, insanoğlunun dilinden düşmemiş, hatta o yerlere kutsal gözüyle bakılmıştır. Bu yaşamsal kaynaklara hayran kalmışlar, zaman zaman da sitem etmişler; zaman zaman da yalvarmış, yakarmış, yardım istemişlerdir. Bu yerleri türkülere konu  etmişler, sevdiklerine ulaştırması için yalvarmışlardır. Ancak bu yerler, sevdiklerini çeşitli biçim ve nedenlerle ellerinden alınca da (suda boğulma gibi) insanlar bu içten dostlarına sitem etmekten de geri durmamışlardır. Yalnız bu sitem; dostun dosta sitemi olmuştur. Yaralayıcı ve incitici olmamıştır! Çünkü dost, dosta sitem ederken hırpalamaz, yaralamaz ve incitmez! Anne ve babanın çocuğuna sitem etmesiyle eştir bu sitem ediş!

Her şeye rağmen insanlar susuz yaşayamamışlar ve yaşayamayacaklardır da... Yeryüzündeki suların yuvaları/evleri veya barınakları; vaha, kuyu, dere, ırmak, göl, deniz ve okyanustur. İnsanlar, ilk çağlardan beri su yerleri olmadan yaşayamamışlar ve ne edip edip suyun olduğu/çıktığı/dinlendiği ya da aktığı yerlere en yakın yerde konaklamışlar ve su sayesinde medenice yaşayabilmişlerdir. İşte yaşamsal öneme sahip olan suyun barındığı/aktığı (akak/mecra) yerlerden biri de Dicle Irmağı’dır. Bu yüzden şairler, edipler Dicle’yi dillerine pelesenk etmişler; onunla sohbet etmişler ve dertleşmişler, sırdaş olmuşlardır.

Bu yüzden aşıkların piri Mehmet Fuzuli, ünlü; ”Kaside der Naat-ı Hazreti Nebevi” adlı şiirinde; (Su Kasidesi)  suyun (Dicle Irmağı) Hz. Nebi’nin (s.a.v.) ayak toprağına ulaşmak için yıllardır durmadan bir serseri/deli/ mecnun gibi başını taşlara, kayalara çarpa çarpa telaşla ve aceleyle dolanıp /akıp gitmekte olduğunu söyler. Ona göre; Dicle Irmağı’nın suyunda bir telaş var; bu telaş da bir an önce Hz. Nebi’nin (s.a.v.) kutlu ayaklarına kapanıp sükunet bulabilme telaşıdır:

“Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl,

Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su!”

Şair Haristani de çile beşiği Dicle’nin üzgün olduğunu; kendisinin de bu duruma bakıp Dicle’nin döktüğü göz yaşlarıyla beraber üzülüp göz yaşı döktüğünü söyledikten sonra bu üzüntülerinin ancak bir biçimde son bulabileceğini; böylece güzel ve huzurlu günlerin gelebileceğine işaret ederek yapmaları gerekenin Hz. Nebi’nin (s.a.v.) gösterdiği yoldan gitmek olduğunu ısrarla hatırlatır.  Değilse bu üzüntü ve sıkıntılardan kurtulmanın mümkün olamayacağını belirtir:

“Bir uğultu gibi kopar içimde fırtınalar,

Aktıkça gözlerinden hüzünlü damlalar!

 

Gözlerinin güldüğü anlar serap olmuş,

Üzgün aka aka kıyıların harap olmuş.

Ey Mezopotamya’nın mavi engereği!

Fuzuli’den okudum seni çilenin beşiği.

 

Ulaştır, gönlümdeki ızdırabı serin suyundan,

Selam ona gönlümdeki aşk pınarlarından.

 

Dicle’m, çağlayan sularına seriliversem!

Seninle sevdadan günlerce söyleşsem!

 

Anlatıversen bana ahuların gözlerinden,

Gönül arkadaşı Mecnun’un çilesinden.

 

Sen Mezopotamya ve Bağdat’a hayat,

Suyundan gönülleri daha berrakları anlat.

 

İki can arkadaşın bereketli Nil ve coşkun Fırat,

Gösterdiniz, insanlığın yalancılığına sebat.

 

Coşkun sularınızla azgın insanlara dersiniz:

“Çıkacak başka yüzle karşınıza tufan, inanınız."

 

"Yeni görmüyoruz sevdayı unutmuş insanları,

Boğazlayıp bülbülü baykuşa çağrı yapanları."

 

“Dicle’m, sen şelaleler yapa yapa Basra’ya!

Ben dolambaçlardan düşe kalka Medine’ye.”

 

“Yüzümü sürsem, ağlasam, ayak tozlarına,

Anlatsam, bizlerin neler neler geldi başlarına!”

 

“GEL GİDELİM O’NA YORULMADAN YETMEK İÇİN.

GÖZÜMÜZE YAŞ DOLMADAN O’NA DÖNMEK İÇİN.”



Bu yazı 562 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI