Diyarbakır’da gerçekten hareketli bir gündü.
Kentte peş peşe gerçekleşen iki önemli toplantı, hem yerel hem de ulusal gündeme dair dikkat çekici mesajlar içeriyordu.
Günün ilk buluşmasında Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Mahmut ARIKAN, basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Toplantıda hem küresel gelişmelere hem de Diyarbakır’ın yerel sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Benim yönelttiğim sorulardan biri, uzun süredir kamuoyunun gündeminde yer alan Diyarbakır Şehir Hastanesi’nin akîbetiyle ilgiliydi.
Sürecin adeta bir yılan hikâyesine döndüğünü ifade ettim.
Genel Başkan ise 2027 seçimlerine işaret ederek, iktidar ortağı olmaları halinde hastanenin hizmete açılacağını söyledi. Bu açıklama, aslında seçim atmosferine girildiğinin açık bir göstergesiydi.
Saadet Partisi’nin “Milli Görüş” çizgisinde yeniden güçlü bir şekilde siyaset sahnesinde yer alma hedefi vurgulanırken, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi için plânlanan ağır sanayi yatırımlarının da yeniden hız kazanacağı ifade edildi.
Toplantıda yönelttiğim ikinci soru ise İsrail’in Filistinli mahkûmlara yönelik politikaları üzerineydi.
Genel Başkan, İslâm dünyasının birlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı ve mevcut tabloda Müslüman ülkelerin yeterli sorumluluğu üstlenmediğini dile getirdi.
SAĞLIK- SEN ve DİYARBAKIR
İkinci önemli adresi ise Sağlık-Sen Diyarbakır Teşkilatı'ydı.
Sendika içinde yaklaşan seçimler öncesinde, mevcut yönetime karşı bir “değişim hareketi” sahneye çıktı ve adaylarını kamuoyuna tanıttı.
Başkan adayı olarak açıklanan Murat KOÇ’un tecrübeli, sahayı iyi bilen ve mücadeleci bir isim olduğu özellikle vurgulandı.
Değişim hareketi, mevcut yönetimin ne sendika üyelerine ne Diyarbakır’daki sağlık sistemine yeterli katkıyı sunamadığını savunuyor.
Bu nedenle seçimleri kazanması halinde köklü değişikliklere imza atmayı hedeflediklerini ifade ediyorlar.
Sağlık-Sen’de yaşanabilecek olası bir yönetim değişikliğinin, Diyarbakır’da sağlık alanında süregelen sorunların çözümü açısından önemli bir dönüm noktası olabileceği konuşuluyor.
Değişim hareketinin iddiası büyük: Kazanmaları halinde adeta bir “devrim” niteliğinde adımlar atacaklarını söylüyorlar.
Kısacası, Diyarbakır’da bugün verilen mesajlar, sadece bugünü değil, önümüzdeki dönemin siyasi ve kurumsal dengelerini şekillendirecek gibi görünüyor.