Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
Diyarbakır’da Çarşı Pazarın Nabzı:
Tarih: 07-04-2026 00:04:00 Güncelleme: 07-04-2026 00:04:00


 

Bugün Diyarbakır sokaklarında, çarşısında ve pazarında dolaşırken hissedilen duygu yalnızca kalabalık değil; derin bir geçim sıkıntısı, görünür bir ekonomik daralma ve herkesin diline dolanmış ortak bir cümleydi: “Alım gücü yok.” Eskiden hayat pahalılığı denildiğinde mutfaktaki tencerenin altındaki ateş konuşulurdu. 

Bugün ise o ateş çarşıda, pazarda, esnafın tezgâhında yanıyor.

Pazarda gezen vatandaşların büyük kısmı tezgâhlara yaklaşıyor, fiyat soruyor, kısa bir sessizlik yaşıyor ve ardından hiçbir şey almadan uzaklaşıyor. 

Bir marulun 100 TL’ye, bir bağ yeşilliğin 40 TL’ye ulaştığı bir tabloda, meyve ve sebze fiyatlarını sormaya bile gerek duymayan insanlar var. 

Çünkü sonuç değişmiyor: “Alamayacağız.”

Bu durum yalnızca tüketiciyi değil, esnafı da doğrudan etkiliyor.

 Tezgâhların arkasında duran esnafın ortak şikâyeti ise şu: “Mal var ama müşteri yok.” Satamayan esnafın çaresizliği ile alamayan halkın sessizliği, pazar yerlerinde adeta görünmez bir kriz atmosferi oluşturuyor.


Benzin fiyatlarının sürekli artması, yalnızca araç sahiplerini değil, tüm ekonomik sistemi etkiliyor. 

Nakliye maliyetleri yükseldikçe bu durum doğrudan sebze-meyve fiyatlarına yansıyor. 

Bugün “litresi 100 TL olur mu?” sorusu abartılı gibi görünse de, halk artık hiçbir zam senaryosuna şaşırmayacak noktaya gelmiş durumda.

Artan yakıt maliyetleri, üretimden dağıtıma kadar her aşamada fiyatları yukarı çekiyor. Bu da pazardaki etiketlere doğrudan yansıyor ve sonuç olarak vatandaşın alım gücü daha da düşüyor.


Diyarbakır’da sadece gıda değil, barınma da ciddi bir sorun haline gelmiş durumda. Ev fiyatları ve kiralar, birçok vatandaş için ulaşılmaz seviyelere çıkmış durumda. “Ev almak” artık geniş kesimler için hayal bile değil. 

Kiralar ise sabit gelirli vatandaşların belini büküyor.

Özellikle doğalgaz ve elektrik zamlarının ardından, önümüzdeki süreçte en çok etkilenecek kesimlerin başında dar ve sabit gelirli gruplar geliyor. 

Hiç çalışmayanlar, asgari ücretle geçinmeye çalışanlar, memur emeklileri, SSK ve Bağ-Kur emeklileri bu yükü en ağır hissedecek kesimler olarak öne çıkıyor.

Ekonomik olarak yaşanan bu dar boğazın kısa vadede aşılmasının zor olduğu görülüyor.

 Sokaktaki vatandaşın en büyük sorunu yalnızca geçim değil; aynı zamanda geleceğe dair belirsizlik. İnsanlar artık sadece bugünü değil, yarını da nasıl geçireceğini düşünüyor.

Siyasete Güven Sorunu
Ekonomik sıkıntıların gölgesinde siyasete olan güven de ciddi şekilde sarsılmış durumda. İktidarın yaşanan sorunlara karşı yeterince duyarlı olmadığı düşüncesi yaygın. 

Öte yandan ana muhalefet partilerinin de somut ve ikna edici çözümler üretememesi, halkın alternatif arayışını zayıflatıyor.

Vatandaşın beklentisi net: Gerçekçi, uygulanabilir ve kısa vadede etkisini gösterecek çözümler. Ancak mevcut tabloda bu beklentinin karşılık bulamadığı görülüyor.

Sessiz bir kriz...

Diyarbakır çarşı ve pazarlarında yaşananlar, yalnızca yerel bir ekonomik sorun değil; ülke genelinde hissedilen daha büyük bir krizin yansıması. Bu kriz, yüksek sesle değil; sessizce, gündelik hayatın içinde kendini gösteriyor. 

Boş kalan pazar poşetlerinde, yarım kalan alışverişlerde, ertelenen ihtiyaçlarda…

Bugün Diyarbakır’da hissedilen şey açık: Hayat pahalı, geçim zor ve çözüm beklentisi her geçen gün büyüyor. 

Bu tabloyu değiştirmek ise yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve siyasi bir irade gerektiriyor.



Bu yazı 1374 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI