finans haberleri
bursa escort - escort bursa - bayan escort - escort bayan
bursa escort - escort bursa - bayan escort - escort bayan
bursa escort - escort bursa - bursa escort escort bursa
izmit escort escort bayan anadolu yakası escort bayan
Bugun...


Prof. DR. Kadri Yıldırım

facebook-paylas
EŞİTLİKÇİ İSLAM: II
Tarih: 11-10-2020 18:49:00 Güncelleme: 11-10-2020 18:49:00


Eşitlikçi İslam’ın Kur’anî Dayanakları

 Kur’an-ı Kerim’de bütün insanların eşit olduklarına ilişkin tefsir edilen bazı ayetler bulunmaktadır. Bu konuda en çok dikkat çeken bazılarını burada ele almak istiyoruz.

Her İnsanın Değerli Yaratılması, Dirisi Gibi Ölüsünün De Değerli Olması II

Kur’an’ın aşağıda kaydedeceğimiz ilgili ayetine ve bu ayetle ilgili yapılan tefsirlere göre Allah bütün insanları değerli yaratmıştır. Dolayısıyla her insan sırf insan olduğu için değerlidir; İnsanların sonradan kazandıkları iyi veya kötü vasıflar onların eşit olmalarına engel değildir:

“ Biz insanları değerleri kıldık ve onları karada ve denizde taşıdık”.[1]

Bu ayette geçen “insan” kavramı Müslüman olan ve olmayan her kesi eşit olarak içermektedir.[2]  Ünlü İslam Hukukçusu Vehbe Zuhayli bu konuda şunları ifade etmektedir: Değerli olmak tüm insanların doğal hakkıdır. İslam bu değere riayet etmiş, insanları yargılamada ve onlar hakkında işlem yapmada bunu bir ilke olarak kabul etmiştir. Dolayısıyla ister iyi olsun ister kötü, ister Müslüman olsun ister Müslüman olmasın; hiçbir insanın kanını dökmek, alay etmek, sövmek, namusuna dil uzatmak, aç ve susuz bırakmak, savaş sırasında veya sonrasında dirisine ve ölüsüne işkence etmek, cenazesinin uzuvlarını kesmek kesinlikle haramdır, yasaktır.[3]

Hz. Peygamber müşriklerin ölülerine merhametle davranmış ve onların Müslümanlara yaptıkları insanlık dışı muameleyi Müslümanların onlara yapmasını yasaklamıştır. Örneğin müşrikler Müslümanların ölülerine şunları reva görmüşlerdi:

Uzuvlarını kesmek, Kestikleri uzuvlarından süs eşyası ve gerdanlık yapmak Kafataslarından yaptıkları kaptan şarap içmek.[4]

Müşrikler Bedir Savaşı’nda 70 ölü vermişlerdi. Hz. Peygamber üç gün Bedir’de kalarak müşriklerin ölülerini de defnettirmiş, böylece onları kurda kuşa yem olmaktan kurtarmıştır.[5]

Evet, İslam’a göre insanın dirisi gibi ölüsü de değerlidir. İslam bu değerle çelişen her türlü işkence ve kötü muameleyi yasaklamıştır. Bunda Müslüman olan ve olmayanlar eşittir. Bunun en belirgin kanıtı Kur’an’ın ve Hz. Peygamber’in bu konudaki talimatlarıdır. Örneğin Hz. Peygamber’inUhud Savaşı’nda şehit edilen amcası Hz. Hamza’nın cesediyle oynanmış, uzuvları kesilmiş, iç organları çıkarılmış ve o sıralarda henüz Müslüman olmayan Hind (Ebu Süfyan’ın hanımı) onun ciğerinden bir parçayı çiğneyerek yutmaya çalışmıştır. Hz. Peygamber amcasını bu halde görünce çok duygulanmış ve cesedine hitaben şöyle demiştir: “Vallahi eğer Allah bana zafer verirse, sana bunu yapan o Müşriklerden yetmiş kişiye aynısını yapacağım”. Fakat Allah, “sabret!” emriyle başlayan Nahl Suresi’nin 127. ayetini indirerek sabretmesini emretmiş ve dolayısıyla misillemede bulunmasını yasaklamıştır. Bu ayetin inmesi üzerine Hz. Peygamber “sabredeceğiz” diyerek yaptığı yeminin kefaretini vermiştir.[6]

Bundan dolayıdır ki Hz. Peygamber gerek Müşrik ve Yahudilerle, gerekse diğer Müslüman olmayan kavimlerle savaşmak için yola çıkmak üzere hazırlanan ordulara hitaben şu talimatları vererek hem sivillerin öldürülmesini, hem de ölülere işkence yapılmasını kesin bir dille yasaklamıştır:[7]

-Allah’ın adıyla ve onun elçisinin bereketiyle yola çıkın

-Askerlere iyi muamele ediniz

-Ani baskın yapmayınız

-Karşı taraf saldırmadıkça siz savaşmayın

-Hiçbir yaşlıyı öldürmeyin

-Hiçbir bebeği ve çocuğu öldürmeyin

-Hiçbir kadını öldürmeyin

-Aşırı gitmeyin/Haddi aşmayın

-Barış ve ıslah için çalışın

-İyi davranın, çünkü Allah iyilik yapanları sever

-Sakın cesetlerin uzuvlarını kesmeyin; kuduz köpeğe bile bunu yapmayın

-Soykırım yapmayın

-Manastırlardaki din adamlarını öldürmeyin

-İntikam hırsıyla hareket etmeyin

-Esirlere iyilikle muamele edin

-Hiçbir ağacı kesmeyin

[1] İsra: 17/70

[2] İvaz, el-Hak Fi’l-Adaleti’l-Cinaiyye”, Hukûku’l-İnsan,  II, 488

[3] Zuhaylî, el-Fikhu’l-İslamî ve Edilletuhu, IV, 720

[4] Kapar, “Asr-ı Saadette Müşrikler ve Müşriklerle İlişkiler”, II, 361

[5] Müslim: Cennet 77

[6] Bkz. Nîsabûrî, Esbabü’n-Nüzûl, s. 214-215; Suyûtî, Esbabü’n-Nüzûl, s. 163-164; İbn Arabî, Ahkamu’l-Kur’an, III, 1190; İbn Kesîr, Tefsîr, II, 592

[7] İbn Hacer, Bulûğu’l-Meram, s. 226, 237; Neylu’l-Avtar, V, 230, 246-247;San’anî, Muhammed b. İsmaîl, Sübülü’s-Selam Şerhu Bulûği’l-Meram Min Edilleti’l-Ahkam, s. 1339; Buhari, İlim 11; Ebu Davud, Cihad 78, 91; Ebû Yusuf, Kitabu’l-Harac, s. 193-196



Bu yazı 3196 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI